Independent LegalIndependent Legal

Miras Hukuku

Miras Hukuku

Miras Sözleşmesi: Türleri, Geçerlilik Koşulları ve Sona Erme Halleri

Vasiyetnameden farklı olarak miras sözleşmesi, mirasbırakanı da bağlayan iki taraflı bir ölüme bağlı tasarruftur. Sözleşmenin türlerini, resmi şekil zorunluluğunu, doğurduğu sonuçları, sona erme yollarını ve iptal rejimini uygulama açısından ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Miras HukukuOkuma 12 dk

Miras sözleşmesi, hayatta olan bir kimsenin malvarlığının ölümünden sonra kimlere ve hangi koşullarla geçeceğini belirlediği hukuki düzenlemedir. Bu tür anlaşmalar mirasbırakan ile mirasçı arasında kurulabileceği gibi, mirasbırakan ile üçüncü bir kişi arasında da yapılabilir.

Kurumu vasiyetnameden ayıran temel nokta, tek taraflı bir irade beyanına değil, mirasbırakan ile karşı taraf arasındaki uzlaşmaya dayanmasıdır. Bu yapısı nedeniyle miras sözleşmesi mirasbırakan bakımından belirli ölçüde bağlayıcılık yaratır ve kural olarak tek taraflı iradeyle ortadan kaldırılamaz.

Bu bilgi notunda sözleşmenin türlerini, geçerlilik için aranan koşulları, doğurduğu hukuki sonuçları, hangi hallerde sona erdiğini ve iptalinin hangi sebeplere dayandığını ayrıntılı biçimde inceliyoruz.

Miras Sözleşmesi Kavramı

Miras sözleşmesi, Türk Medeni Kanunu'nun 527 ve devamı maddelerinde yer alan ölüme bağlı tasarruf türlerinden biridir. Bu sözleşmeyle mirasbırakan bir kimseyi mirasçı olarak atayabilir, belirli bir malı bırakabilir ya da miras haklarına ilişkin çeşitli düzenlemeler yapabilir.

Kanunun 527. maddesi konuyu şöyle düzenlemektedir:

Türk Medeni Kanunu m. 527
"Mirasbırakan, miras sözleşmesiyle mirasını veya belirli bir malını sözleşme yaptığı kişiye ya da üçüncü bir kişiye bırakabilir."

Uygulamada miras sözleşmesi ile miras taksim sözleşmesi ve vasiyetname sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır. Oysa bu kurumlar hem kuruluş biçimleri hem tarafları hem de doğurdukları sonuçlar bakımından birbirinden tamamen ayrılır.

Miras Taksim Sözleşmesinden Farkı

Miras sözleşmesi, mirasbırakanın sağlığında kurulan ve sonuçlarını ölümünden sonra doğuran bir ölüme bağlı tasarruftur. Miras taksim sözleşmesi ise mirasbırakanın ölümünün ardından mirasçıların terekeyi kendi aralarında bölüşmek amacıyla yaptıkları anlaşmadır.

Nitekim Türk Medeni Kanunu'nun 676. maddesi mirasçılara, terekenin tamamı ya da bir bölümü üzerinde paylaşma sözleşmesi yapma imkânı tanımaktadır. Buna göre taksim sözleşmesinin tarafları mirasçılarken, miras sözleşmesinde taraflardan biri mutlaka mirasbırakanın kendisidir.

Vasiyetnameden Farkı

Vasiyetname ile miras sözleşmesi, her ikisi de mirasbırakanın ölümünden sonra sonuç doğuran ölüme bağlı tasarruflar olmakla birlikte önemli farklar taşır.

Vasiyetname tek taraflı bir hukuki işlemdir ve mirasbırakan tarafından her an değiştirilebilir ya da geri alınabilir. Miras sözleşmesi ise tarafların karşılıklı iradeleriyle kurulan iki taraflı bir işlem olduğundan kural olarak tek taraflı biçimde ortadan kaldırılamaz.

Miras Sözleşmesinin Türleri

Türk Medeni Kanunu miras sözleşmelerini esas itibarıyla olumlu miras sözleşmesi ve mirastan feragat sözleşmesi olmak üzere iki başlık altında ele almaktadır. Bunun yanında sözleşmeyle sağlanan hakların karşı tarafa değil üçüncü bir kişiye tanınması da mümkündür. Bu nedenle üçüncü kişi yararına kurulan miras sözleşmeleri uygulamada ayrıca değerlendirilmektedir.

Olumlu Miras Sözleşmesi

Olumlu miras sözleşmesi, mirasbırakanın sözleşme yoluyla bir kişiyi mirasçı olarak atadığı veya ona belirli bir malı bırakmayı üstlendiği türdür. TMK m. 527 uyarınca mirasbırakan, mirasını ya da belirli bir malını sözleşme yaptığı kişiye veya üçüncü bir kişiye bırakabilir.

Bu sözleşmede mirasbırakan, karşı tarafı mirasçı olarak atayabileceği gibi ona belirli bir mal bırakabilir ya da üçüncü bir kişi yararına ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. Söz konusu düzenlemeler, miras planlamasında en çok başvurulan araçlar arasında yer alır.

Örnek vermek gerekirse; mirasbırakanın bir taşınmazını ölümünden sonra belirli bir kimseye bırakacağını taahhüt etmesi ya da bir kişiyi terekenin bütünü veya belirli bir payı üzerinde mirasçı olarak ataması olumlu miras sözleşmesi kapsamındadır.

Olumsuz Miras Sözleşmesi (Mirastan Feragat)

Olumsuz miras sözleşmesi, bilinen adıyla mirastan feragat sözleşmesi, ileride mirasçı olacak kişinin miras hakkından kısmen ya da bütünüyle vazgeçmesini konu edinir. TMK m. 528'de düzenlenen bu sözleşmeyle mirasçı, mirasbırakanla yaptığı anlaşma çerçevesinde ileride doğacak hakkından feragat eder.

Feragat sözleşmesi, aile içi malvarlığı planlamasında ve ileride çıkabilecek miras uyuşmazlıklarının önüne geçilmesinde sıkça kullanılmaktadır.

İvazlı Mirastan Feragat

İvazlı feragatte mirasçı, belirli bir karşılık alarak miras hakkından vazgeçer. Bu karşılık nakit olabileceği gibi taşınmaz devri ya da ekonomik değeri bulunan başka bir edim biçiminde de gerçekleşebilir.

Örneğin mirasbırakanın çocuğuna bir taşınmaz devretmesi ve buna karşılık çocuğun ileride doğacak miras hakkından feragat etmesi, ivazlı feragate örnek oluşturur.

İvazsız Mirastan Feragat

İvazsız feragatte ise mirasçı herhangi bir karşılık almaksızın miras hakkından vazgeçmektedir. Burada feragat tamamen bedelsiz biçimde gerçekleşir.

Bu ihtimalde mirasçı, mirasçılık sıfatından doğacak haklarını kendi serbest iradesiyle terk etmiş olur. Bununla birlikte feragatin kapsamı ve altsoy üzerindeki etkisi, sözleşmenin içeriğine bakılarak ayrıca değerlendirilmelidir.

Miras Sözleşmesi Nasıl Kurulur?

Miras sözleşmesi, tarafların kendi aralarında düzenleyecekleri adi yazılı bir metinle meydana getirilemez. TMK m. 545 uyarınca sözleşmenin geçerli olabilmesi, resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesine bağlıdır.

Türk Medeni Kanunu m. 545
"Miras sözleşmesinin geçerli olması için resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir. Sözleşmenin tarafları, arzularını resmî memura aynı zamanda bildirirler ve düzenlenen sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalarlar."

Uygulamada miras sözleşmesi yapmak isteyenler birlikte noterliğe başvurur. Noter tarafından hazırlanan metinde mirasçı atama, belirli mal bırakma, mirastan feragat ya da tarafların üzerinde anlaştıkları diğer ölüme bağlı tasarruflar açıkça yer alır.

Sözleşmenin geçerli biçimde kurulabilmesi için;

  • Sözleşmenin resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesi,
  • Mirasbırakan ile karşı tarafın resmi memur önünde birlikte bulunması,
  • İki tanığın hazır olması,
  • Tarafların iradelerini resmi memura aynı anda açıklaması,
  • Metnin taraflar, tanıklar ve resmi memur tarafından imzalanması,

gerekir.

Miras sözleşmesi yapma yetkisi, mirasbırakan bakımından kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Bu nedenle mirasbırakanın sözleşmeyi vekil eliyle kurması mümkün değildir; iradesini bizzat resmi memur huzurunda açıklaması zorunludur.

Geçerlilik Koşulları

Sözleşmenin hüküm doğurabilmesi, kanunda öngörülen geçerlilik koşullarının tamamının karşılanmasına bağlıdır. Ölüme bağlı tasarruf niteliği taşıdıklarından miras sözleşmeleri, adi sözleşmelere kıyasla daha katı kurallara tabidir. Tarafların ehliyeti, resmi şekle uygunluk ve içeriğin hukuka uygunluğu bu bakımdan öne çıkar.

  • Fiil Ehliyeti

TMK m. 503 uyarınca miras sözleşmesi yapabilmek için kişinin ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmaması gerekir. Diğer bir anlatımla mirasbırakanın tam fiil ehliyetini haiz olması şarttır.

Bu nedenle ayırt etme gücünden yoksun kişiler, küçükler ve kısıtlılar bu sözleşmeyi kuramazlar. Karşı taraf bakımından ise sözleşmenin niteliğine göre genel ehliyet kuralları işletilir.

  • Şekil Koşulu

Sözleşmenin geçerliliği resmi şekle uyulmasına bağlıdır. TMK m. 545 gereğince miras sözleşmesinin resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesi zorunludur.

Kanunun aradığı şekle uyulmadan kurulan miras sözleşmeleri geçersizdir. Sözleşmenin kurulmasına ilişkin usul kuralları yukarıda ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.

  • Hukuka ve Ahlaka Uygunluk

Diğer sözleşmelerde olduğu gibi miras sözleşmesinin içeriği de hukuka, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olmamalıdır.

Örneğin hukuka aykırı bir davranışın gerçekleştirilmesi koşuluna bağlanan tasarruflar ya da emredici kurallara ters düşen hükümler geçersiz sayılır.

  • Tasarruf Yetkisi ve Saklı Pay

Mirasbırakan miras sözleşmesiyle malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabilirse de bu yetki sınırsız değildir. Türk Medeni Kanunu'nda altsoy, anne, baba ve sağ kalan eş lehine öngörülen saklı pay kuralları tasarruf özgürlüğünü daraltmaktadır.

Bu sebeple sözleşmeyle yapılan tasarrufların saklı paylı mirasçıların haklarını zedelemesi halinde, hak sahiplerinin tenkis davası açması mümkün olabilir.

Miras Sözleşmesiyle Yapılabilecek Tasarruflar

Miras sözleşmesi, mirasbırakana malvarlığının ölüm sonrası akıbetini belirleme konusunda geniş bir serbesti tanır. Kanun uyarınca mirasbırakan bu yolla çeşitli ölüme bağlı tasarruflarda bulunabilir. Ancak bu tasarrufların saklı pay kurallarıyla ve emredici hükümlerle sınırlı olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

  • Mirasçı Atama

TMK m. 527 uyarınca mirasbırakan bir kişiyi mirasçı olarak atayabilir. Atanan kişi mirasın tamamına ya da belirli bir payına hak kazanabilir. Atanacak kimsenin yasal mirasçı olması gerekmez; mirasbırakan akrabası olmayan bir kişiyi, hatta bir tüzel kişiyi bile mirasçı olarak belirleyebilir.

  • Belirli Mal Vasiyeti

Mirasbırakan, belirli bir malın veya hakkın ölümünden sonra belirli bir kişiye bırakılmasını kararlaştırabilir. Bir taşınmazın, motorlu aracın, banka hesabındaki mevduatın ya da şirketteki payların belirli bir kimseye bırakılması bu kapsamdadır.

  • Koşul ve Yükleme Koyma

Mirasbırakan yaptığı tasarrufları belirli koşullara bağlayabilir veya hak sahiplerine bazı yükümlülükler getirebilir.

Örneğin mirasçıya belirli bir kişinin bakımını üstlenme, bir eğitim vakfına bağışta bulunma ya da aile mezarlığını koruma yükümlülüğü yüklenebilir.

  • Yedek Mirasçı Atama

Mirasbırakan, ilk atadığı mirasçının herhangi bir nedenle mirası kazanamaması ihtimaline karşı onun yerine geçecek bir yedek mirasçı belirleyebilir. Böylece ilk mirasçının ölmesi, mirası reddetmesi ya da mirasçı olamaması halinde terekenin kime kalacağı önceden saptanmış olur.

  • Art Mirasçı Atama

Mirasbırakan, mirasın önce bir kişiye, sonrasında ise belirlediği başka bir kimseye geçmesini kararlaştırabilir. Bu düzende ilk hak sahibine ön mirasçı, mirası daha sonra devralacak kişiye ise art mirasçı denir.

Art mirasçı ataması, özellikle aile malvarlığının belirli bir soy hattı içinde tutulmasının amaçlandığı durumlarda tercih edilmektedir.

Miras Sözleşmesinin Hüküm ve Sonuçları

Miras sözleşmesi taraflar arasında kurulduğu anda hukuken varlık kazanır; ne var ki ölüme bağlı tasarruf niteliği taşıdığından sonuçlarını kural olarak mirasbırakanın ölümüyle doğurur. Sözleşmenin kurulması taraflar bakımından bazı hukuki sonuçlar meydana getirse de, öngörülen mirasçılık ve kazandırmalar ancak mirasın açılmasıyla uygulanabilir hale gelir.

Ölümle Hüküm Doğurması

Sözleşme düzenlendiği tarihte kurulmuş olsa da içerdiği tasarruflar mirasbırakanın ölümüyle sonuç doğurur. Bir başka deyişle sözleşme yapılmış olsa dahi mirasçı atanan kişi ya da lehine belirli mal bırakılan kimse, mirasbırakanın sağlığında herhangi bir miras hakkı elde etmez.

Mirasbırakanın ölümüyle tereke açılır ve sözleşmede öngörülen tasarruflar uygulanabilir duruma gelir. Dolayısıyla miras sözleşmesi sağlararası bir kazandırma değil, ölüm sonrasında sonuç doğuran bir hukuki işlemdir.

Mirasbırakan Bakımından Sonuçlar

Sözleşme mirasbırakan bakımından belirli ölçüde bağlayıcıdır. Vasiyetnameden farklı olarak mirasbırakan, kurduğu miras sözleşmesinden kural olarak tek taraflı biçimde dönemez veya onu ortadan kaldıramaz.

Bununla birlikte mirasbırakan, sözleşmeye konu malvarlığı üzerinde sağlığında tasarrufta bulunmayı sürdürebilir. Örneğin sözleşmeyle bırakılan bir taşınmazın sonradan satılması ya da devredilmesi mümkündür. Ancak bu tasarrufların dürüstlük kuralına aykırı şekilde sözleşmenin amacını boşa çıkaracak nitelik taşıması halinde çeşitli uyuşmazlıklar doğabilir.

Kanunda öngörülen bazı istisnai hallerde mirasbırakana dönme hakkı da tanınmıştır.

Mirasçı veya Hak Sahibi Bakımından Sonuçlar

Sözleşmeyle mirasçı atanan ya da lehine belirli mal bırakılan kişi, mirasbırakanın ölümüyle birlikte sözleşmeden doğan haklarını ileri sürebilir.

Atanmış mirasçı mirasın açılmasıyla mirasçılık sıfatını kazanırken; belirli mal vasiyeti alacaklısı, vasiyet konusu malın kendisine devrini talep etme hakkına sahip olur.

Bu hakların kullanılabilmesi ise sözleşmenin geçerli olmasına ve tasarrufun sonradan ortadan kaldırılmamış bulunmasına bağlıdır.

Saklı Pay Kurallarıyla İlişkisi

Miras sözleşmesi mirasbırakana geniş bir tasarruf serbestisi tanısa da bu serbesti sınırsız değildir. Kanunda düzenlenen saklı pay kuralları mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü daraltır.

Bu nedenle mirasbırakan, sözleşmeyle terekenin tamamını dilediği kişilere bırakamaz. Altsoy, sağ kalan eş ve bazı hallerde anne ile baba gibi saklı paylı mirasçıların kanunen korunan payları saklıdır.

Sözleşmeyle yapılan tasarruflar, saklı paylı mirasçıların haklarını ihlal ettiği oranda tenkis yaptırımına tabi olabilir.

Tenkis Davasına Etkisi

Sözleşmeyle yapılan kazandırmalar saklı paylı mirasçıların haklarını zedeliyorsa, saklı pay sahibi mirasçılar tenkis davası açabilirler.

Dava sonucunda mahkeme, saklı payı ihlal eden tasarrufların kanuni sınıra indirilmesine hükmedebilir. Bu durum, sözleşmeyle yapılan mirasçı atamaları bakımından söz konusu olabileceği gibi belirli mal vasiyetleri yönünden de gündeme gelebilir.

Bu sebeple miras sözleşmesi hazırlanırken saklı pay kurallarının gözetilmesi büyük önem taşır. Aksi halde mirasbırakanın ölümünden sonra tasarrufların önemli bir bölümü tenkis yoluyla etkisiz hale gelebilir.

Miras Sözleşmesi Nasıl Sona Erer?

Miras sözleşmesi, vasiyetnameden farklı olarak iki taraflı bir hukuki işlem olduğundan kural olarak tek taraflı irade açıklamasıyla ortadan kaldırılamaz. Bununla birlikte kanun koyucu, tarafların anlaşması ya da belirli sebeplerin gerçekleşmesi halinde sözleşmenin sona ermesine imkân tanımıştır.

Sona erme ile birlikte sözleşmeden doğan hak ve yükümlülükler ortadan kalkar. Ancak sona ermenin biçimi ve sonuçları, dayandığı sebebe göre farklılık gösterebilir.

Tarafların Anlaşmasıyla Sona Erme

TMK m. 546 uyarınca taraflar, aralarında yapacakları yazılı bir sözleşmeyle miras sözleşmesini her zaman ortadan kaldırabilirler.

Kanun, sona erme anlaşmasının resmi şekilde yapılmasını aramamıştır. Bu nedenle miras sözleşmesini sona erdiren anlaşmanın adi yazılı biçimde düzenlenmesi yeterlidir.

Tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla sözleşme geçmişe etkili olmaksızın son bulur ve sözleşmeden doğan haklar ortadan kalkar.

Kanunda Öngörülen Sona Erme Halleri

Kanun koyucu bazı özel durumlarda sözleşmenin kendiliğinden ya da belirli hukuki olayların gerçekleşmesiyle sona erebileceğini kabul etmiştir.

Örneğin sözleşmeyle lehine tasarrufta bulunulan kişinin mirasbırakandan önce ölmesi halinde, sözleşmenin içeriğine ve tasarrufun niteliğine göre uygulama imkânsız hale gelebilir. Aynı şekilde sözleşme konusunun ortadan kalkması ya da ifasının hukuken imkânsızlaşması da bazı hallerde sona erme sonucunu doğurabilir.

Miras Sözleşmesinden Dönme

Sözleşme kural olarak tek taraflı biçimde ortadan kaldırılamasa da kanun bazı hallerde taraflara dönme hakkı vermiştir.

TMK m. 547 uyarınca mirasbırakan, lehine tasarrufta bulunulan kişinin kendisine ya da yakınlarından birine karşı mirastan çıkarma sebebi oluşturan bir davranışta bulunması halinde sözleşmeden tek taraflı olarak dönebilir.

Bunun yanında ivazlı miras sözleşmelerinde karşı tarafın üstlendiği edimi yerine getirmemesi veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmesi durumunda da, genel sözleşme hukuku ilkeleri çerçevesinde dönme hakkı gündeme gelebilir.

Miras Sözleşmesinin İptali

Sözleşmenin kanunda öngörülen şekil ve ehliyet koşullarına aykırı biçimde yapılması ya da taraf iradelerinin hukuka uygun şekilde oluşmaması halinde iptali söz konusu olabilir. Ancak miras sözleşmesi hukuka aykırı biçimde kurulmuş olsa dahi kendiliğinden hükümsüz hale gelmez. Bu nedenle geçersizliğin ileri sürülebilmesi için kural olarak ilgililerce iptal davası açılması gerekir.

İptale ilişkin hükümler Türk Medeni Kanunu'nun 557 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.

İptal Sebepleri

TMK m. 557 uyarınca aşağıdaki hallerde miras sözleşmesinin iptali istenebilir:

  • Tasarrufun kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmaksızın yapılmış olması,
  • Tasarrufun yapıldığı sırada mirasbırakanın tasarruf ehliyetinden yoksun bulunması,
  • Tasarrufun hata, hile, korkutma ya da zorlama etkisiyle meydana gelmiş olması,
  • Tasarrufun içeriğinin, bağlandığı koşulların veya yüklemelerin hukuka ya da ahlaka aykırı olması.

Bu sebeplerden birinin bulunması halinde menfaati olan kişiler sözleşmenin iptalini talep edebilir.

İptal Davasını Kimler Açabilir?

İptali, sözleşmenin ortadan kaldırılmasında hukuki yararı bulunan kimseler isteyebilir. Bu kişiler arasında;

  • Atanmış mirasçılar,
  • Yasal mirasçılar,
  • Saklı paylı mirasçılar,
  • Vasiyet alacaklıları,
  • Sonraki tarihli bir ölüme bağlı tasarruftan hak kazanan kimseler

yer alabilir. Dava, sözleşmenin geçersizliğinden menfaati etkilenen herkes tarafından açılabilir.

İptal Davasında Süreler

TMK m. 559 uyarınca iptal davası, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.

Her halde bu dava;

  • Davalının iyi niyetli olması halinde tasarrufun açılmasından itibaren on yıl,
  • Davalının kötü niyetli olması halinde ise tasarrufun açılmasından itibaren yirmi yıl

geçmekle düşer. Söz konusu süreler hak düşürücü nitelikte olup mahkemece resen gözetilir. Bu nedenle iptal sebebi öğrenildikten sonra dava açılmasında gecikilmemesi büyük önem taşır.

Miras sözleşmesi, miras planlamasının en bağlayıcı aracı olmakla birlikte, aynı özellik onu en riskli araç haline de getirir. Mirasbırakanın tek taraflı dönme imkânının bulunmaması, sözleşme kurulurken yapılacak bir kurgu hatasının yıllar sonra düzeltilemez hale gelmesi anlamına gelir. Bu nedenle metnin içeriği kadar hangi tasarruf türünün seçildiği de baştan doğru belirlenmelidir.

Uygulamada en sık karşılaşılan iki sorun, resmi şekle aykırılık ve saklı pay hesabının ihmal edilmesidir. İlki sözleşmenin tümüyle geçersiz sayılmasına, ikincisi ise tenkis davasıyla tasarrufun büyük ölçüde etkisizleşmesine yol açar. Somut bir dosyada şu başlıkların öne alınması yerinde olur:

  • Tarafların ehliyet durumunun sözleşme anı itibarıyla belgelendirilmesi ve gerekirse sağlık raporuyla desteklenmesi
  • Resmi vasiyetname şekline ilişkin tüm unsurların — memur, iki tanık, eş zamanlı irade beyanı — eksiksiz tamamlanması
  • Saklı paylı mirasçıların ve oranlarının önceden hesaplanarak tenkis riskinin sayısallaştırılması
  • İvazlı feragat veya ivazlı miras sözleşmelerinde karşı edimin ifasının belgeye bağlanması
  • Art mirasçı ve yedek mirasçı atamalarında sıralamanın tereddüde yer bırakmayacak biçimde yazılması
  • İptal davası bakımından bir yıllık sürenin başlangıç anının, öğrenme tarihi esas alınarak kayıt altına alınması

Independent Legal, miras sözleşmelerinin hazırlanmasından saklı pay ve tenkis analizine, sözleşmeden dönme ile iptal davalarının yürütülmesine kadar ölüme bağlı tasarruflar alanının tamamında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara