Independent LegalIndependent Legal

Miras Hukuku

Miras Hukuku

Mirasçılıktan Çıkarılanın Altsoyu Mirastan Pay Alabilir mi?

Bir mirasçının ölüme bağlı tasarrufla mirasçılıktan çıkarılması, onun çocuklarının da terekeden dışlanması sonucunu doğurmaz. Çıkarma kararının altsoy üzerindeki etkisini, cezai ve koruyucu çıkarma ayrımını ve ispat yükünün dağılımını inceliyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Miras HukukuOkuma 8 dk

Halk arasında mirastan men adıyla anılan mirasçılıktan çıkarma, saklı paylı bir mirasçının kanunen güvence altına alınmış payına erişmesini engelleyen istisnai bir kurumdur. Bu tasarrufun muhatabı olan kişi, terekeden alacağı payın tümünü yitirir. Ne var ki kaybedilen bu pay boşlukta kalmaz: mirasçılıktan çıkarılan sanki mirasbırakandan daha önce vefat etmiş gibi kabul edilir ve pay, varsa onun altsoyuna, altsoy yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına aktarılır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mirasçılıktan çıkarmayı cezai ve koruyucu olmak üzere iki ayrı görünümde ele almıştır. Çıkarma iradesi ancak ölüme bağlı tasarruf niteliğindeki vasiyetname veya miras sözleşmesiyle açıklanabilir ve tasarrufta çıkarma sebebinin gösterilmesi zorunludur. Şartları oluştuğunda, hakkında çıkarma kararı verilen kişinin bu tasarrufa karşı iptal ve tenkis talepleriyle mahkemeye başvurma imkânı da bulunmaktadır.

Uygulamada en sık sorulan konulardan biri, mirasçılıktan çıkarılan kişinin çocuklarının akıbetidir. Aşağıda ayrıntılı biçimde ele alacağımız üzere, çıkarma tasarrufu çocukların mirasçılık sıfatını ortadan kaldırmaz.

Mirasçılıktan Çıkarma Kurumunun Niteliği

Saklı pay kavramı, mirasbırakanın serbestçe tasarruf edemeyeceği, kanunla belirli mirasçılara ayrılmış miras kesimini anlatır. Genel kural, mirasbırakanın bu kesime müdahale edememesidir. Türk Medeni Kanunu'nda yer alan mirasçılıktan çıkarma ise, saklı paylı mirasçının bu güvenceden yararlanmasını önleyen istisnai hâllerden biridir. Kanunda sayılan koşullar gerçekleştiğinde mirasbırakan, tek taraflı bir ölüme bağlı tasarrufla mirasçısını ıskat edebilir. Böyle bir tasarrufun muhatabı olan mirasçı, saklı payı da dâhil olmak üzere mirastan tümüyle yoksun kalabileceği gibi, çıkarmanın türüne göre yalnızca azaltılmış bir saklı payla yetinebilir.

Yargıtay bu kurumu, mirasçılık ehliyetine getirilmiş bir sınırlama olarak nitelendirmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2001/2-470 Esas, 2001/536 Karar sayılı ve 20.06.2001 tarihli kararında şu değerlendirmeye yer verilmiştir:

"Anayasamızın 13. maddesi de böyle bir sınırlamaya imkan tanımaktadır. Medeni Kanunun 520. maddesinde düzenlenen mirastan mahrumiyet, 457. maddesinde düzenlenilen mirastan ıskat gibi sınırlamalar olmak üzere kanunlarımızda mirasçılık ehliyetini sınırlayan hükümler vardır."

Kurumun genel çerçevesi bakımından Mirasçılıktan Çıkarma – Mirastan Men başlıklı ayrı bir inceleme de bulunmaktadır.

Kanunda Öngörülen Çıkarma Sebepleri

Yukarıda değinildiği gibi kanun koyucu iki ayrı çıkarma tipi benimsemiştir: cezalandırıcı nitelik taşıyan cezai çıkarma ile borç batağındaki altsoyu korumaya dönük koruyucu çıkarma.

Cezai Nitelikli Mirasçılıktan Çıkarma

Saklı paylı mirasçının sergilediği bazı davranışların çıkarmayı haklı kılması hâlinde cezalandırıcı çıkarmadan söz edilir. Buradaki yasal amaç, aile ilişkilerini temelinden zedeleyen bir mirasçının terekeden pay almasının önlenmesidir.

Mirasbırakanın hangi durumlarda bu yola başvurabileceği Türk Medeni Kanunu'nun 510. maddesinde gösterilmiştir:

Türk Medeni Kanunu m. 510
"Aşağıdaki durumlarda mirasbırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:
1. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,
2. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse."

Hükmün pratikteki anlamı şudur: mirasçı, mirasbırakana ya da onun yakın çevresinden birine yönelik ağır bir suç işlemişse veya aile hukukunun yüklediği ödevleri kayda değer ölçüde savsaklamışsa, mirasbırakan bu kişiyi ıskat ederek saklı paya erişimini kapatabilir.

Koruyucu Nitelikli Mirasçılıktan Çıkarma

Türk hukuku, cezalandırıcı çıkarmanın yanında bir de koruyucu çıkarma imkânı tanımaktadır. Bu ikinci ihtimalde güdülen amaç cezalandırmak değildir; borçlarını karşılayamayacak durumdaki altsoya intikal edecek mirasın, alacaklıların eline geçmesinin önüne geçmektir. Düzenleme Türk Medeni Kanunu'nun 513. maddesinde yer alır:

Türk Medeni Kanunu m. 513
"Mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu, saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir. Ancak, bu yarıyı mirasçılıktan çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi şarttır."

Maddeye göre altsoy hakkında borç ödemeden aciz belgesi düzenlenmişse, mirasbırakan onu saklı payının yalnızca yarısı bakımından mirasçılıktan çıkarabilir. Bu yolun geçerli sayılabilmesi için ise ek bir koşul aranır: çıkarmaya konu edilen yarım saklı payın, ıskat edilen kişinin çocuklarına özgülenmiş olması gerekir.

İspat Yükü Kimin Üzerindedir?

Çıkarma sebeplerini yukarıda sıraladık. Peki bir uyuşmazlık doğduğunda bu sebeplerin gerçekten var olduğunu kanıtlamak kime düşer? Yerleşik uygulamada ispat külfeti, çıkarma tasarrufundan menfaat sağlayan mirasçıların omuzlarındadır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/5400 E., 2015/3549 K. sayılı ve 31.3.2015 tarihli ilamı bu ilkeyi açıkça ortaya koymaktadır:

"…Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi miras bırakana veya aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülükleri önemli ölçüde yerine getirmemesi halinde miras bırakanın yapacağı ölüme bağlı tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkartabilir. Mirasçılıktan çıkartılan ( ıskat edilen ) kimse mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası da açamaz. Ölüme bağlı tasarrufta mirastan çıkarma sebebi gösterilmişse ıskat geçerlidir. Mirastan çıkarma sebebinin varlığını ispat etmek çıkarmadan yararlanan mirasçıya ait bulunmaktadır.
TMK'nın 512/3. maddesinde "Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur" düzenlemesine yer verilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, mirasçılıktan çıkarma ( ıskat ) sebeplerinin varlığı, davalılar ( ıskattan yararlananlar ) tarafından kanıtlanamamıştır. Bu durumda mahkemece, TMK'nın 512/3. maddesi uyarınca mirasçılıktan çıkarmaya yönelik ölüme bağlı tasarrufun, davacı mirasçının saklı payları dışında ( mirasbırakanın tasarruf nisabı oranında ) yerine getirileceği, başka bir ifade ile davacının saklı payını isteyebileceği düşünülmeden vasiyetnamenin tümden iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir…"

Çıkarma Tasarrufunun Doğurduğu Sonuçlar

Cezalandırıcı çıkarmanın söz konusu olduğu dosyalarda saklı paylı mirasçı, payının tamamından yoksun kaldığı için mirasçılık sıfatını da yitirir. Bu kişinin kendi saklı paylı mirasçıları bulunuyorsa, yitirilen pay onlara intikal eder. Başka bir anlatımla ıskat edilen kimse hayattan ayrılmış sayılır ve pay üzerindeki hak sahipliği onun mirasçılarına geçer.

Koruyucu çıkarma bakımından tablo farklıdır. Burada kısmi bir ıskat bulunduğundan mirasçı sıfatını korur; paylaşıma katılmaya devam eder, ancak katılımı saklı payının yarısı oranında gerçekleşir.

Çıkarmanın Altsoy Üzerindeki Etkisi

Mirasçılıktan çıkarmanın ilk ve doğrudan sonucu, ıskat edilen altsoyun saklı payına kısmen veya bütünüyle ulaşamamasıdır. Cezalandırıcı çıkarmada mirasbırakan bu yönde ayrıca bir düzenleme yapmamışsa, kaybedilen pay ıskat edilen kişinin altsoyuna, altsoyun bulunmadığı hâllerde ise mirasbırakanın yasal mirasçılarına geçer. Bu geçiş, çıkarılan kişinin mirasbırakandan önce öldüğü varsayımına dayanır. Sonuç olarak, ıskat edilenin çocukları ve diğer mirasçıları herhangi bir hak kaybı yaşamaz.

Türk Medeni Kanunu'nun 511. maddesi bu çözümü açık bir dille ortaya koymuştur:

Türk Medeni Kanunu m. 511
"Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır.
Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir."

Aynı yaklaşım yargı kararlarına da yansımıştır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2018/3409 Esas, 2021/3708 Karar sayılı ve 02.06.2021 tarihli kararında şu ifadeler yer almaktadır:

"Mirasçılıktan çıkartılan (ıskat edilen) kimse mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası da açamaz. Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır. Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir."

Koruyucu çıkarmada ise altsoyun korunması, kurumun yapısına baştan yerleştirilmiştir. TMK m. 513 uyarınca mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu saklı payının yarısı bakımından ıskat edebilse de, bu yarıyı ıskat edilenin doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemek zorundadır. Hükmün amacı, ıskat edilen kişinin altsoyunun mirasçılık konumunu güvence altına almak ve bu kişilerin hak kaybına uğramasını engellemektir.

Sıkça Sorulan Sorular

Mirasçılıktan çıkarma sürecinde avukatla temsil zorunlu mudur?

Türk hukuk düzeni, tarafların yargı önünde kendilerini bizzat savunmalarına olanak tanır; sınırlı istisnalar dışında vekille temsil zorunlu değildir. Miras hukukuna ilişkin işlemlerde de böyle bir mecburiyet bulunmaz. Bununla birlikte miras mevzuatının çok katmanlı yapısı, hukukçu olmayan kişilerce yürütülen süreçlerde hem usule hem esasa ilişkin, sonradan telafi edilemeyecek hatalara yol açabilmektedir.

Mirasbırakan saklı paylara müdahale edebilir mi?

Kural olarak hayır; mirasbırakanın saklı paylı mirasçılara ayrılmış kesim üzerinde tasarruf yetkisi bulunmaz. Mirasçılıktan çıkarma tam da bu kuralın istisnasıdır. Kanunda sayılan çıkarma sebeplerinden biri gerçekleşmişse, saklı paylı mirasçının ıskat edilmesi ve terekeden pay almasının engellenmesi mümkün hale gelir.

Mirasçılıktan çıkarılanın payı kime geçer?

Mirasbırakan aksi yönde bir düzenleme yapmadığı sürece bu pay, ıskat edilen kişi mirasbırakandan önce ölmüş kabul edilerek varsa onun altsoyuna, altsoy bulunmuyorsa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır. Ayrıca ıskat edilen kimsenin altsoyu, aynı varsayıma dayanarak kendi saklı payını talep edebilir.

Çocuklar hangi hâllerde mirasçılıktan çıkarılabilir?

Altsoyun miras payının yarısı saklı pay niteliği taşır; yani mirasbırakan kural olarak çocuklarının payının yarısına dokunamaz. Bu kuralın istisnası mirasçılıktan çıkarma kurumudur. Altsoy, mirasbırakana veya onun yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse ya da mirasbırakana yahut aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan ödevlerini önemli ölçüde yerine getirmemişse ıskat edilebilir.

Bir çocuk mirasçılıktan çıkarılırsa torun da mirastan çıkmış olur mu?

Hayır. Mirasbırakan bunun aksine bir tasarrufta bulunmadıkça, ıskat edilen kişinin altsoyu da mirasçılıktan çıkmış sayılmaz. Çıkarılan kişi mirasbırakandan önce vefat etmiş gibi değerlendirilir ve miras payı onun altsoyuna intikal eder. Dolayısıyla bir çocuk mirasçılıktan çıkarıldığında, ona ait miras payı o çocuktan olma toruna geçer.

Mirasçılıktan çıkarma uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen unsur, çoğu zaman tasarrufun kendisinden çok, o tasarrufta gösterilen sebebin ispatlanabilir olup olmamasıdır. TMK m. 512/3 gereği sebep kanıtlanamadığında veya tasarrufta hiç belirtilmediğinde ıskat tümüyle geçersiz sayılmaz; tasarruf yalnızca saklı pay dışında kalan kısım bakımından uygulanır. Bu ayrımın gözden kaçırılması, davanın yanlış bir talep etrafında kurulmasına yol açabilmektedir. Altsoyun konumu da ayrıca ele alınmalıdır: çıkarma kuşak atlayan bir yaptırım olmadığından, taraf yapısı kurulurken ıskat edilenin çocuklarının durumu baştan netleştirilmelidir.

Somut bir dosyada şu hususların öncelikle değerlendirilmesini öneriyoruz:

  • Ölüme bağlı tasarrufta çıkarma sebebinin somut olgularla birlikte gösterilip gösterilmediği
  • Çıkarmanın cezai mi yoksa koruyucu nitelikte mi olduğunun ve buna bağlı olarak payın tamamının mı yarısının mı etkilendiğinin belirlenmesi
  • Koruyucu çıkarmada, saklı payın yarısının doğmuş ve doğacak çocuklara özgülenmesi şartının yerine getirilip getirilmediği
  • İspat külfetinin çıkarmadan yararlanan mirasçılarda olduğu dikkate alınarak delil stratejisinin kurgulanması
  • Iskat edilenin altsoyunun saklı pay talebiyle yargılamaya dahil olma ihtimalinin öngörülmesi
  • Tasarrufa karşı iptal ve tenkis yollarının süreleri ve koşulları bakımından ayrı ayrı incelenmesi

Independent Legal, mirasçılıktan çıkarma tasarruflarının hukuki denetiminden saklı pay ve tenkis taleplerinin takibine kadar miras hukukunun tüm aşamalarında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara