Independent LegalIndependent Legal

Miras Hukuku

Miras Hukuku

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi: Şekil Şartı, Taraflar ve Sona Erme Halleri

Malvarlığının devri karşılığında ömür boyu bakım taahhüdü içeren bu sözleşme, miras sözleşmesi şekline tabidir ve ihlali halinde tenkis ile muvazaa tartışmalarını beraberinde getirir. Sözleşmenin kuruluşunu, taraflarını, sona ermesini ve mirasçıların başvurabileceği hukuki yolları ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Miras HukukuOkuma 12 dk

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, ileri yaş ya da hastalık nedeniyle bakıma ve gözetime ihtiyaç duyan bir kimsenin belirli malvarlığı değerlerini karşı tarafa devretmeyi üstlendiği; buna karşılık diğer tarafın bu kişiyi ömrünün sonuna kadar bakıp gözetmeyi ve gereksinimlerini karşılamayı taahhüt ettiği bir sözleşme tipidir. Kurumun amacı, korunmaya muhtaç hale gelen kişinin ihtiyaçlarının hakkaniyete uygun ölçüde giderilmesini sağlamaktır.

Türk Borçlar Kanunu'nun 612. maddesi bu sözleşmelerin miras sözleşmesi biçiminde kurulmasını arar. Söz konusu şekil bir geçerlilik koşuludur; miras sözleşmesi biçiminde düzenlenmeyen bakım sözleşmeleri hukuken sonuç doğurmaz. Sözleşme ilişkisi ise sözleşmeden dönme, bakım borçlusunun ölümü, iflas ya da tarafların üzerinde uzlaşması gibi hallerde son bulabilir.

Uygulamada bu sözleşmenin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla kurulduğuna sıkça rastlanmaktadır. Böyle bir durumda mirasçılar, muris muvazaasına dayanarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunabilir.

Ayrıca bakım sözleşmesi yüzünden saklı payları zedelenen mirasçıların tenkis davası açma imkânı bulunmaktadır.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir?

Maddi durumu elverişli olan kişiler dahi, özellikle yaşlılık ve hastalık dönemlerinde kendilerini güvende hissetmeyebilir. Bu dönemlerde kendilerini kollayacak, gereksinimlerini gideren ve yakın ilgi gösteren birine ihtiyaç duyabilirler.

Böyle bir ilişkide, belirli bir malvarlığı değerini karşı tarafa devretme yükümlülüğü altına giren kişi bakım alacaklısı olarak adlandırılır. Onu ölümüne dek bakıp gözetme ve ihtiyaçlarını karşılama borcunu üstlenen taraf ise bakım borçlusu sayılır. Kurulan ilişki, bir yandan yaşlı veya hasta tarafa bakılacağı güvencesini verir, diğer yandan karşı tarafa belirli bir malvarlığı değeri üzerinde hak kazandırır. Uygulamada bu ilişkiye ölünceye kadar bakma sözleşmesi denmektedir.

Kurumun yasal tanımı Türk Borçlar Kanunu'nun 611. maddesinde yer alır:

Türk Borçlar Kanunu m. 611
"Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir."

Bakım borçlusunun yükümlülüğünün kapsamı sabit değildir; devraldığı malların değeri ile bakım alacaklısının daha önce içinde bulunduğu sosyal konum dikkate alınarak hakkaniyet ölçüsünde belirlenir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nasıl Yapılır?

Türk Borçlar Kanunu'nun 612. maddesi, bu sözleşmenin miras sözleşmesi biçiminde düzenlenmesini zorunlu tutmaktadır. Anılan şekle uyulmadığı takdirde sözleşme geçerlilik kazanamaz.

Kanun bu kurala bir istisna getirmiştir. Sözleşme, Devletçe tanınan bir bakım kurumu tarafından ve yetkili makamlarca belirlenmiş koşullara uygun biçimde kurulmuşsa yazılı şekil yeterli görülür; miras sözleşmesi biçiminde düzenlenmesi geçerlilik koşulu olmaktan çıkar.

Bu istisna, bakım ilişkisinin belirli bir düzenlemeye bağlandığı ve resmi nitelikteki bir bakım kurumunun denetimi altında yürütüldüğü halleri kapsar. Yetkili makamların koyduğu şartlara uyulduğu sürece bu tür sözleşmeler yazılı olarak kurulabilir ve hüküm doğurur. Bunun dışındaki bütün hallerde miras sözleşmesi şekline uyulması gerekir.

Sözleşmenin Şekli ve Aranan Şartlar

Türk Borçlar Kanunu'nun 612. maddesi uyarınca sözleşmenin miras sözleşmesi biçiminde kurulması gerektiğini yukarıda belirtmiştik. Resmi vasiyetname şeklinde düzenlenen miras sözleşmeleri uygulamada ağırlıklı olarak noter huzurunda yapılmaktadır.

Bunun yanında sözleşmenin geçerliliği bakımından aranan başka koşullar da bulunur:

Karşılıklı irade uyuşması: Sözleşme, her iki tarafın da özgür iradesiyle ve karşılıklı anlaşma sonucunda kurulmuş olmalıdır.

Tarafların ehliyeti: Hem bakım alacaklısının hem de bakım borçlusunun sözleşme kurma yetkisini haiz olması gerekir. Mevzuat veya yetkili merciler, belirli kişilerin bu yetkiyi taşıyıp taşımadığını düzenleyebilir.

Yazılı düzenleme: Sözleşmenin yazılı hale getirilmesi zorunludur. Böylece tarafların hak ve borçları ile sözleşmenin içeriği açıklığa kavuşur ve uyuşmazlık çıkması halinde delil işlevi görür.

Tanıkların hazır bulunması: Sözleşme resmi vasiyetname şeklinde kurulduğundan, resmi memurun huzurunda iki tanığın da bulunması gerekir. Tanıklar düzenlemenin usulüne uygun yapıldığına şahitlik eder ve belgeyi imzalar.

Malların bakım alacaklısına ait olması: Sözleşmeye konu edilen mallar bakım alacaklısının mülkiyetinde bulunmalıdır. Üçüncü kişilere ait mallar bu kapsamda kullanılamayacağı gibi, taşınmazlar üzerindeki haklar da bu sözleşmeyle devredilemez.

Aynı konutta yaşama (aksi kararlaştırılmadıkça): Kural olarak tarafların aynı evde birlikte yaşaması beklenir. Ne var ki taraflar bu konuda farklı bir düzenleme yapmakta serbesttir.

Sayılan koşullar sözleşmenin ayakta kalabilmesi bakımından belirleyicidir. Bunlara uygun biçimde kurulan sözleşme hukuken geçerli sayılır ve taraflar arasında ömür boyu bakım yükümlülüğü ile buna bağlı haklar doğar.

Sözleşmenin Tarafları

Sözleşmenin iki tarafı bakım alacaklısı ile bakım borçlusudur. Geçerlilik için her iki tarafın da ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmayan kişiler olması aranır.

Bakım Alacaklısı

Bakım alacaklısı, sözleşme gereğince kendisine bakılacak olan kişidir. Bu konumda ancak gerçek kişiler bulunabilir. Bakım alacaklısı, sözleşmeyle bir malvarlığını ya da bazı malvarlığı değerlerini bakım borçlusuna devretme borcu altına girer.

Bakım alacaklısı sağlığında bir taşınmazını bakım borçlusuna devretmişse, bu taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına sahip olur. Devirden sonra bakım borçlusunun bakım ve gözetim edimlerini savsaklama ihtimali karşısında bakım alacaklısına bir güvence sağlanması amaçlanmıştır.

Bakım Borçlusu

Bakım borçlusu, sözleşme uyarınca kendisine bir malvarlığının ya da bazı malvarlığı değerlerinin devredilmesini isteme hakkına sahip olan taraftır. Bu sıfat gerçek kişilerde bulunabileceği gibi tüzel kişiler de bakım borçlusu olabilir.

Bakım borçlusu, devraldığı malların değeri ile bakım alacaklısının önceki sosyal konumunu esas alarak hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde edimlerini yerine getirmekle yükümlüdür. Elverişli beslenme ve barınma sağlamak, hastalık halinde gereken özeni göstermek ve tedavi ettirmek bu yükümlülüğün başlıca görünümleridir.

Sözleşmenin Sona Ermesi

Sözleşmeden Dönme

TBK m. 616, taraflara belirli hallerde ihbar süresi tanıyarak sözleşmeden dönme imkânı verir. Hükme göre tarafların edimleri arasında belirgin bir oransızlık varsa ve fazla kazanç sağlayan taraf bu fazlalığın bağışlama amacıyla verildiğini ortaya koyamıyorsa, dengesizliği ileri süren taraf her zaman sona erdirme bildiriminde bulunabilir. Oransızlığa dayanan bildirimin üzerinden 6 ay geçmesiyle sözleşme kendiliğinden ve geçmişe etkili biçimde ortadan kalkar.

TBK m. 617 ise ihbar öneli tanınmaksızın sona erdirmeyi düzenler. Karşı tarafın sözleşmeden doğan borçlarına aykırı davranması sözleşme ilişkisini çekilmez kılmışsa ya da başka önemli sebepler ilişkinin sürdürülmesini olanaksız hale getirmişse, önel verilmeden fesih mümkündür.

Sözleşme bu gerekçelerle sona erdirildiğinde kusurlu taraf aldığını iade eder; ayrıca kusursuz tarafın uğradığı zarara karşılık uygun bir tazminat ödemek zorunda kalır.

Kanun metninde fesih ifadesine yer verilmiş olsa da Yargıtay içtihatlarına göre burada sözleşmeden dönmeye ilişkin hükümler uygulanmaktadır.

Bakım Borçlusunun Ölümü Nedeniyle Sona Erdirme

Sözleşme kurulduktan sonra bakım borçlusu vefat ederse, bakım alacaklısı 1 yıl içinde sözleşmenin sona erdirilmesini talep edebilir.

Bakım Borçlusunun İflası

Sözleşmenin kurulmasının ardından bakım borçlusu iflas ederse, bakım alacaklısı sözleşmede kararlaştırılan anapara değerine denk gelen alacağını iflas masasına yazdırabilir. Bu alacak, iflas sürecinde öncelikli alacak olarak ileri sürülebilir.

Tarafların Anlaşmasıyla Sözleşmenin Kaldırılması

Taraflar uzlaşarak sözleşmeyi her zaman sona erdirebilir. Sözleşmenin kuruluşu resmi şekle bağlı olsa da ortadan kaldırılması için adi yazılı şekil yeterli görülmektedir.

Sözleşmenin İptali ve Tenkis Davası

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali TBK'nın 615. maddesinde hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre bakım alacaklısı, kurduğu sözleşme yüzünden kanunen nafaka yükümlüsü olduğu kişilere karşı borcunu yerine getirme imkânını yitiriyorsa, bundan yoksun kalanlar sözleşmenin iptalini isteyebilir.

Nafaka alacaklılarının böyle bir talebiyle karşılaşan mahkeme, sözleşmeyi iptal etmek yerine, bakım borçlusunun yerine getireceği edimlerden mahsup edilmek üzere nafaka yükümlüsü olunan kişilere nafaka ödenmesine hükmedebilir. Bu çözümde sözleşme ilişkisi devam eder, yalnızca tarafların edim yükümlülüklerinin içeriği değişir.

Sözleşme nedeniyle saklı paylarının zedelendiğini düşünen mirasçılar ise tenkis davası açabilir. Örneğin bakım alacaklısı, sahip olduğu tek taşınmaz olan konutunu bakım borçlusuna devretmişse, mirasçılar saklı pay ihlali gerekçesiyle tenkis talebinde bulunabilir. Bu halde mahkeme, mirasçıların haklarını gözeterek gerekli düzeltmeleri yapabilir.

Tenkis kurumunun ayrıntıları için Tenkis Davası Nedir? başlıklı çalışmaya bakılabilir.

Bakım Sözleşmesi Görünümündeki Muris Muvazaasının İptali

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla kurulması uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur. Mirasbırakanın taşınmazlarını ölünceye kadar bakma sözleşmesi görünümü altında devretmesi halinde mirasçılar, muris muvazaasına dayanarak tapu iptali ve tescil davası açabilir.

Muvazaanın özü, tarafların gerçekte istedikleri sonuç ile dışarıya yansıttıkları işlemin birbirinden ayrılmasıdır. Taraflar arasında gerçek bir bakım ilişkisi doğmamış ve böyle bir borç hiç üstlenilmemişken, sanki bu ilişki varmış gibi bir görüntü yaratılarak mirasbırakanın taşınmazı karşı tarafa bağışlama amacıyla devrediliyorsa ortada muvazaalı bir işlem vardır. Mirasçılar, devrin kendilerinden mal kaçırmak için yapıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptalini ve taşınmazın kendi adlarına tescilini talep edebilir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 12.06.2013 tarihli ve 2013/9933 E. ve 2013/9763 K. sayılı kararı:

"Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince, miras bırakanların tüm mal varlığına yakın bölümünü teşkil edecek nitelikteki eldeki davaya konu 13 adet taşınmazını davalılara ölünceye kadar bakım akdiyle temlik ettikleri kayden sabittir. Somut bu olgu, yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde miras bırakanlar T. ve S.'nin ölünceye kadar bakma aktini daha az miktarda taşınmaz devrederek sağlama imkanı varken çok fazla sayıda taşınmazları temlik etmekteki gerçek iradelerinin aslında bakım sözleşmesi yapmak değil, diğer kız çocuğu olan mirasçıdan temliki yaptığı erkek çocuğuna ve gelinine mal kaçırmak amaçlı olduğu sonucuna varılmaktadır."

Muvazaa tartışmasının bütününe ilişkin ayrıntılar için Mirastan Mal Kaçırma – Muris Muvazaası Nedir? başlıklı çalışma incelenebilir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Örneği

Sözleşme metni hazırlanırken tarafların kimlik bilgileri, devre konu malvarlığı değerlerinin tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi, bakım borçlusunun üstlendiği edimlerin kapsamı ve tarafların birlikte yaşayıp yaşamayacağı gibi hususların açıkça düzenlenmesi beklenir. Sözleşme miras sözleşmesi şekline tabi olduğundan, metnin resmi memur önünde ve iki tanığın huzurunda düzenlenmesi zorunludur.

Sıkça Sorulan Sorular

Sözleşme kimler arasında kurulur?

Bakım, gözetim ve ihtiyaçlarının karşılanması gereken bakım alacaklısı ile bu edimleri üstlenen bakım borçlusu sözleşmenin taraflarını oluşturur. Taraflar arasında akrabalık ya da eşlik bağı bulunabileceği gibi, aralarında hiçbir kan bağı olmayan kişiler de sözleşme kurabilir.

Hangi ihtiyaçlar sözleşme kapsamındadır?

Sözleşme esas olarak bakım alacaklısının temel gereksinimlerinin karşılanmasını konu alır. Barınma, beslenme, giyim, temizlik ve tedavi bu kapsamda sayılabilir. Bununla birlikte tarafların içinde bulunduğu özel koşullara göre farklı ihtiyaçlar ve hizmetler de gündeme gelebilir.

Sözleşmenin süresi nedir?

Bakım borcu, bakım alacaklısının hayatta olduğu sürece devam eder. Dolayısıyla sözleşmenin süresi bakım alacaklısının yaşam süresine bağlıdır.

Bakım borçlusunun temel yükümlülükleri nelerdir?

Türk Borçlar Kanunu'nun 614. maddesi uyarınca bakım borçlusu; elverişli gıda ve konut temin etmek, hastalık durumunda gereken özeni göstermek ve tedaviyi sağlamakla yükümlüdür. Bunlar asgari sorumluluklar olup hakkaniyet gereği diğer ihtiyaçların da karşılanması beklenir.

Sözleşme hangi hallerde iptal edilebilir?

İrade sakatlığı bulunan hallerde (yanılma, aldatma, korkutma, hile gibi) sözleşmenin geçerliliği tartışılabilir. Ayrıca TBK m. 615 uyarınca bakım alacaklısı, sözleşme nedeniyle nafaka yükümlüsü olduğu kişilere karşı borcunu ifa edemez duruma düşerse, bundan etkilenenler iptal talebinde bulunabilir.

Taraflardan birinin ölümü sözleşmeyi nasıl etkiler?

Bakım alacaklısının ölümüyle sözleşme sona erer; zira borç ömür boyu bakım taahhüdünü içerir. Buna karşılık bakım borçlusunun ölümü sözleşmeyi kendiliğinden bitirmez. Bakım alacaklısı, bu ölümden itibaren 1 yıl içinde sözleşmeyi sona erdirebilir. Bu hak kullanılmazsa ilişki bakım borçlusunun mirasçılarıyla sürer. Ancak sözleşme miras hukuku niteliği taşıyorsa, yani bakım alacaklısının ölümünde malvarlığının bakım borçlusuna kalacağı taahhüt edilmişse, bakım borçlusunun ölümüyle sözleşme de sona erer.

Sözleşme şartları sonradan değiştirilebilir mi?

Taraflar karşılıklı anlaşarak sözleşme koşullarını diledikleri zaman yeniden düzenleyebilir.

Kurum hangi mevzuatta düzenlenmiştir?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 611 ile 619. maddeleri arasında yer alır. Sözleşme yalnızca miras sözleşmesi biçiminde kurulabildiğinden, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 545 ile 549. maddeleri arasındaki miras sözleşmesi hükümleri de uygulama alanı bulur.

Bakım alacaklısı haklarını devredebilir mi?

Türk Borçlar Kanunu'nun 619. maddesi bunu açıkça yasaklamıştır; bakım alacaklısı sözleşmeden doğan haklarını üçüncü bir kişiye aktaramaz.

Tarafların karşılıklı edimleri nelerdir?

Bakım alacaklısı, sözleşmenin türüne göre yaşarken belirli bir malvarlığı değerini devretme borcu altına girebilir. Miras hukuku niteliğindeki düzenlemelerde ise bakım borçlusu, bakım alacaklısının ölümüyle birlikte sözleşme konusu değer üzerinde hak sahibi olur. Bakım borçlusu ise alacaklı hayatta olduğu sürece onunla ilgilenmek, gözetmek, bakımını üstlenmek, tedavisini sağlamak ve giyim ile temizlik gibi ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür.

Resmi şekilde kurulan sözleşme adi yazılı şekilde sona erdirilebilir mi?

Sözleşme miras sözleşmesi biçiminde kurulmuş olsa dahi taraflar, adi yazılı bir anlaşmayla ilişkiyi sona erdirmeyi kararlaştırabilir.

Saklı pay ihlali halinde ne yapılabilir?

Bu sözleşme nedeniyle saklı paylı mirasçıların payları zedelenebilir; bu halde tenkis davası gündeme gelir. Örneğin çocuk sahibi ve bakıma muhtaç bir kişi, kardeşiyle bakım sözleşmesi kurarak vefatında tek malvarlığı olan konutunun kardeşine geçeceğini taahhüt ederse, çocuklar saklı paylı mirasçı sıfatıyla tenkis talebinde bulunabilir.

Sözleşmenin tanımı nedir?

Bakım alacaklısının belirli bir malvarlığı değerini devretmeyi, bakım borçlusunun ise ölünceye kadar bakma, gözetme ve ihtiyaçları karşılama borcunu üstlendiği sözleşme bu adı taşır.

Şekil şartı nedir?

Kanun bu sözleşme için özel bir şekil öngörmüştür: miras sözleşmesi biçiminde düzenlenmesi gerekir. Bu şekle uyulmadığında sözleşme geçerlilik kazanmaz.

Tüm malvarlığı bu yolla devredilebilir mi?

Malvarlığının tamamının bu sözleşmeyle devredilmesi saklı paylı mirasçıların paylarını ihlal edeceğinden, bu kişiler tenkis davası açabilir. Ayrıca malvarlığının bütününün devri, olası bir muris muvazaası davasında muvazaanın ispatı bakımından da önem taşıyabilir.

Borçlarına aykırı davranan taraf hangi sonuçlarla karşılaşır?

Taraflardan biri sözleşmeden doğan borçlarını yerine getirmezse ya da başka önemli sebepler ilişkinin sürdürülmesini olanaksız kılarsa sözleşme sona erdirilebilir. Bu durumda kusurlu taraf aldığını geri verir ve kusursuz tarafın zararına karşılık uygun bir tazminat öder.

Nafaka yükümlülüğü etkilenirse ne olur?

Bakım alacaklısı, sözleşme nedeniyle nafaka yükümlüsü olduğu kişilere karşı borcunu ifa edemiyorsa nafaka alacaklıları sözleşmenin iptalini isteyebilir. Hâkim iptal yerine, bakım borçlusunun edimlerinden mahsup edilmek üzere bu kişilere nafaka ödenmesine de karar verebilir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, taraflar arasında gerçek bir bakım ilişkisi bulunduğunda hem korunmaya muhtaç kişiye güvence sağlayan hem de karşı tarafa hakkaniyete uygun bir karşılık veren dengeli bir hukuki araçtır. Sorun, sözleşmenin bu işlevinden koparılıp bir devir tekniği olarak kullanıldığı hallerde başlar. Uygulamada mahkemelerin ağırlık verdiği ölçüt, devredilen malvarlığının kapsamı ile üstlenilen bakım ediminin gerçekten örtüşüp örtüşmediğidir.

Sözleşme kurulurken atılacak adımlar, ileride açılabilecek tenkis veya muvazaa davalarında dosyanın seyrini belirler. Bakımın fiilen yerine getirildiğini gösteren kayıtların baştan itibaren tutulması, bu davalarda en güçlü savunma aracıdır.

Somut bir dosyada özellikle şu başlıklara dikkat edilmelidir:

  • Sözleşmenin miras sözleşmesi şekline uygun biçimde, resmi memur ve iki tanık huzurunda kurulmuş olması
  • Devredilen malvarlığı ile üstlenilen bakım ediminin değer olarak birbirini karşılayıp karşılamadığının değerlendirilmesi
  • Bakım alacaklısının saklı paylı mirasçıları varsa tenkis riskinin sözleşme aşamasında öngörülmesi
  • Taşınmaz devri yapılmışsa yasal ipotek hakkının kullanılıp kullanılmayacağının kararlaştırılması
  • Bakım edimlerinin ifasına ilişkin harcama, sağlık ve ikamet kayıtlarının düzenli biçimde saklanması
  • Bakım borçlusunun ölümü halinde 1 yıllık sürenin kaçırılmaması

Independent Legal, ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin kurulmasından bu sözleşmelere dayanan tenkis ve muvazaa uyuşmazlıklarının takibine kadar sürecin her aşamasında danışmanlık ve dava hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara