Independent LegalIndependent Legal

Bilişim Hukuku

Bilişim Hukuku

Sahte Profillerden Yapılan Hakaret Paylaşımlarında Hukuki Süreç

Kimliğini gizleyerek açılan sosyal medya hesaplarından yöneltilen onur kırıcı ifadeler, Türk Ceza Kanunu bakımından hakaret suçunu oluşturabilir. Bu paylaşımlara muhatap olan kişinin izleyebileceği şikâyet yolunu, ispat sorunlarını ve koruma taleplerini ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Bilişim HukukuOkuma 7 dk

Sosyal medya, gündelik yaşamın hemen her alanına temas eden bir dijital paylaşım ortamıdır. Coğrafya ve yaş farkı gözetmeksizin milyonlarca kullanıcı bu mecraları yeni insanlarla tanışmak, görsel ve video içerikleri dolaşıma sokmak, hatta konser benzeri organizasyonlara katılmak amacıyla kullanmaktadır. Ne var ki bilgilenme, fikir alışverişi ve sosyalleşme gibi olumlu işlevlerin yanında bu ortamların doğurduğu en belirgin olumsuzluklardan biri sanal zorbalıktır. Kötü niyetli bazı kullanıcılar, kimliklerinin anlaşılmasını engelleyecek sahte hesaplar oluşturarak diğer kişilere yönelik aşağılayıcı içerikler üretmekte ya da doğrudan hakaret etmektedir. Bu tür paylaşımların bir bölümü Türk Ceza Kanunu bakımından suç niteliği taşıdığından, muhatap olan kişilerin başvurabileceği çeşitli hukuki imkânlar bulunmaktadır.

Bu platformlar sayesinde bireyler; tanıdıkları kişilerin yanı sıra hiç karşılaşmadıkları, gerçek hayatta bir araya gelme olasılığı neredeyse bulunmayan, dünyanın uzak bir noktasındaki kullanıcılarla dahi iletişim kurabilmektedir. Sınır tanımayan bu erişim kimi kullanıcılarda, insanları rencide edebilecekleri ve bunun herhangi bir yaptırımla karşılaşmayacağı yönünde bir güvenli alan algısı yaratmıştır. Onur kırıcı sözlere ve isnatlara maruz kalan kişiler ise hukuka ve ahlaka aykırı bu davranışlar karşısında yargısal yollara başvurmayı tercih edebilmektedir.

Hangi İfadeler Hakaret Suçunu Oluşturur?

İnternet üzerinden işlenen hakaret suçunu meydana getiren sözcüklerin tek tek sıralandığı kapalı bir liste elbette mevcut değildir. Genel bir çerçeve çizmek gerekirse, çevrimiçi ortamda bir kişinin onurunu, şerefini, haysiyetini ve saygınlığını yaralayan, onu küçük düşüren veya sövme biçiminde gerçekleşen her saldırı bu suçun alanına girer. Uygulamada en çok karşılaşılan görünümü, bir kullanıcıya yöneltilen "salak", "aptal", "şerefsiz" gibi ifadelerdir; bu tür sözlerin hakaret oluşturduğu tartışmasızdır.

Bunların dışında, bir kimsenin fiziksel görünümüne veya paylaştığı fotoğraflara, onun ruhsal ve bedensel bütünlüğünü sarsma amacı taşıyan olumsuz yorumlar yazmak da suç teşkil edebilir. Hatta kişide fiilen bulunan bir özelliğin, yalnızca onu küçük düşürme kastıyla ve kötü niyetle öne çıkarılması dahi hakaret olarak nitelendirilebilir.

Sanatçı, sporcu veya siyasetçi gibi geniş kitlelerce tanınan kişilere yöneltilen eleştiriler kural olarak suç oluşturmaz. Ancak eleştirinin sınırı aşılarak sövme ve hakaret düzeyine ulaşması halinde, artık cezai sorumluluk gündeme gelir.

Hakaret ile Tehdit Arasındaki Ayrım

Bazı olaylarda, karşılaşılan hak ihlalinin hakaret mi yoksa tehdit mi sayılacağı konusunda tereddüt yaşanmaktadır. Oysa suçun unsurları üzerinden bakıldığında, internet ortamında işlenen tehdit suçu hem oluşum biçimi hem de doğurduğu sonuçlar itibarıyla hakaretten tamamen ayrılır.

Tehdit, bir kimseye haksız bir zarara yahut kötülüğe uğratılacağının bildirilmesiyle ortaya çıkar. Suçun oluşması bakımından, mağdura ağır ve haksız bir zararın yöneltileceğinin duyurulmuş olması yeterlidir. Hakarette ise failin amacı mağduru bir zarara veya kötülüğe uğratmak değildir.

Tehdit suçunun sosyal medya üzerinden işlenme biçimleri ve mağdurların izleyebileceği yollar, Sosyal Medya ve İnternet Yoluyla Tehdit başlıklı çalışmamızda incelenmiştir.

Öte yandan dilekçe hakkı, basın ve yayın özgürlüğü ile iddia ve savunma dokunulmazlığı gibi temel haklar kapsamında yapılan sosyal medya paylaşımlarının hakaret suçunu oluşturduğu söylenemez. Konunun ayrıntısı için Sosyal Medya ve İnternet Yoluyla Hakaret Suçu başlıklı yazımıza bakılabilir.

Failin Tespiti ve Suçun İspatı

Instagram, Facebook veya Twitter gibi bir uygulama üzerinden hakaret içerikli bir yorum ya da gönderi paylaşıldığında, IP adresi üzerinden failin fiziki adresine ulaşmak teknik olarak son derece kolaydır. Buna karşılık bu uygulamaları işleten şirketler, kişisel verilerin korunması gerekçesiyle hesaplara ait IP bilgilerini paylaşmama konusunda oldukça sıkı bir politika izlemektedir. Bu nedenle şikâyeti inceleyen merciler faile ulaşabilmek için başka araştırma yöntemlerine yönelmek durumunda kalır. Nitekim uygulamada mağdurlar çoğu zaman, suçu işlemiş olabileceğinden şüphelendikleri kişilere dair bilgileri de dosyaya sunmakta, araştırma öncelikle bu isimler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Yürütülen ek araştırmalar ve toplanan diğer delillerle failin kimliği belirlenebilmekte ve suç ispatlanabilmektedir. Bu konuda IP Adresi Suçlunun Tespiti İçin Yeterli midir? başlıklı çalışmamız incelenebilir.

Şikâyet Süresi ve Zamanaşımı

Hakaret, takibi şikâyete bağlı suçlar arasında yer alır. Dolayısıyla savcılık makamının, fiilden haberdar olsa dahi kendiliğinden soruşturma başlatma yetkisi bulunmaz; sürecin işleyebilmesi için mağdurun şikâyette bulunması aranır.

Mağdurun, hakaret içeren paylaşımı öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyet hakkını kullanması gerekir; bu süre geçirildiğinde şikâyet hakkı düşmüş sayılır. Başvurunun nasıl yapılacağına ilişkin ayrıntılar için Bilişim Suçlarında Şikâyet Nasıl Yapılır? başlıklı yazımıza bakılabilir.

Şikâyetten Karara Uzanan Süreç

Sosyal medyada hakaret niteliğinde bir içerikle karşılaşıldığında atılması gereken ilk adım, her ihtimale karşı paylaşımın kaydının alınmasıdır. Sonraki aşamada, içeriğin yayımlandığı platform üzerinden ilgili kullanıcı hesabı bildirilmeli ve mağduriyetin büyümemesi için hesabın kapatılması yönünde talep iletilmelidir. Hesap sahte nitelikteyse, platform tarafından kısa süre içinde hesap sahibine paylaşımların kaldırılması ya da hesabın kapatılması yönünde bir uyarı gönderilir; gerekli görülmesi halinde hesap doğrudan askıya alınır.

Bunun ardından, kişilik haklarına saldırı oluşturan paylaşım hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına veya en yakın emniyet birimine giderek şikâyet başvurusu yapılmalıdır. Uygulamada mağdurlar genellikle suça konu içeriğin bağlantı adresini, paylaşımın ekran görüntüsünü ve olayın tüm ayrıntılarını içeren yazılı bir dilekçeyle başvurmaktadır.

Twitter, Facebook ve Instagram gibi şirketler paylaşımın yapıldığı IP adreslerini soruşturma mercileriyle paylaşmama eğiliminde olduğundan, Savcılık TİB'den IP araştırması yapılmasını ister. Bu araştırmalar sonucunda şüpheliye ulaşılabilirse savunması alınır. Toplanan deliller ışığında savcılık, sosyal medya üzerinden hakaret suçunun işlendiği sonucuna varırsa iddianame düzenleyerek şüphelinin cezalandırılması istemiyle dosyayı görevli ve yetkili mahkemeye gönderir. İddianamenin mahkemece kabul edilmesi durumunda sanık hakkında ceza davası açılmış olur. Buna karşılık suçun işlendiğini ortaya koyacak yeterlilikte delil elde edilemez veya mevcut deliller fiilin oluşmadığını gösterirse, savcılık kovuşturmaya yer olmadığına hükmeder; bu karar uygulamada takipsizlik kararı olarak anılmaktadır.

Twitter ve Instagram'ın Türkiye'de bir temsilciliği bulunmadığından, sahte hesabın arkasındaki kişiyi tespit etmek hayli güçleşmektedir. Bu nedenle olası bir takipsizlik kararının önüne geçebilmek adına, şikâyet dilekçesinde şüphelinin kimliğine ışık tutabilecek her bilgiye yer verilmesi önem taşır. Belirlenebilmişse şüphelinin adresi ve diğer bilgileri, elde edilen deliller ve şikâyete konu hakaret içerikli paylaşımın bir örneği mutlaka dilekçeye eklenmelidir.

Soruşturmanın ne kadar süreceği, savcılık makamının iş yüküne ve dosyadaki delillerin kapsamına göre değişir; uygulamada bu süre en az 3 ay olmakta, kimi dosyalarda daha da uzayabilmektedir.

Mahkemeden Koruma Talep Edilmesi

Başta sosyal medya uygulamaları olmak üzere internet ortamında hakarete uğrayarak kişilik hakları zedelenen kişinin, mahkemeden koruma istemesi mümkündür.

Türk Medeni Kanunu m. 24
"Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını talep edebilir."
Türk Medeni Kanunu m. 25
"Davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son vermesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Davacı bunlarla birlikte düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesini ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir."

Yargılama süreçlerinin ülkemizde uzun zaman alabildiği dikkate alındığında, bu düzenlemenin amacı açıktır: şikâyete konu ihlal yargı önünde incelenirken kişinin daha ileri bir hak kaybına uğramasını engellemek.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

İnternet yoluyla hakaret suçuna bakmakla görevli yargı mercii Asliye Ceza Mahkemesidir.

Bu noktada, 5561 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun m. 9 hükmünün hakaret suçuna uygulanıp uygulanmayacağı konusunda karışıklık yaşanabilmektedir. Söz konusu düzenlemede, internet erişimini kısıtlamaya, durdurmaya ve engellemeye dair kararlar Sulh Ceza Mahkemeleri tarafından verilebileceğinden bu durumlara ilişkin tedbir işleminin asliye mahkemelerince yapılamayacağı ifade edilmektedir. Ne var ki bu kanun, yalnızca metinde katalog biçiminde sayılan belirli suçlar bakımından uygulanmakta olup hakaret ve iftira bu katalogda yer almaz. Bu itibarla internet üzerinden hakaret fiili anılan özel kanunun kapsamı dışında kaldığından, Sulh Ceza Mahkemesinin görevli olduğu söylenemez.

İnternet ortamında hakarete uğrayan kişi, fiilin cezalandırılması için şikâyet yoluna gidebileceği gibi maddi ve manevi tazminat talebiyle ayrıca dava da açabilir. Çevrimiçi ortamda işlenebilecek suçların bütününe ilişkin daha kapsamlı bir çerçeve için İnternet Suçları ve Cezaları Hakkında Bilgi Sahibi misiniz? başlıklı yazımız incelenebilir.

Sahte hesaplardan kaynaklanan hakaret dosyalarında asıl güçlük hukuki nitelendirmede değil, failin kimliğinin ortaya çıkarılmasındadır. Yurt dışı merkezli platformların veri paylaşımına yaklaşımı ve temsilcilik sorunları, soruşturmanın delil yetersizliğiyle kapanma ihtimalini artırmaktadır. Bu nedenle sürecin başında yapılan delil çalışması, dosyanın kaderini büyük ölçüde belirler.

Somut bir olayda izlenecek yol kurgulanırken şu hususların gözetilmesi yerinde olur:

  • Paylaşımın, bağlantı adresi ve tarih bilgisiyle birlikte gecikmeksizin kayıt altına alınması
  • Altı aylık şikâyet süresinin, içeriğin öğrenildiği tarih esas alınarak takvimlendirilmesi
  • İfadelerin eleştiri sınırını aşıp aşmadığının, muhatabın kamuya mal olmuş kişi olup olmadığı da dikkate alınarak değerlendirilmesi
  • Şüpheliye ilişkin her türlü tanıtıcı bilginin dilekçeye eklenerek takipsizlik riskinin azaltılması
  • Ceza soruşturmasının yanında kişilik haklarına dayalı koruma ve tazminat taleplerinin birlikte planlanması
  • Platform üzerinden içerik kaldırma bildiriminin, adli başvuruyla eşzamanlı olarak yapılması

Independent Legal, sosyal medya kaynaklı kişilik hakkı ihlallerinde şikâyet dilekçesinin hazırlanmasından tazminat davasının yürütülmesine kadar sürecin tamamında danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara