Independent LegalIndependent Legal

Miras Hukuku

Miras Hukuku

Saklı Paylı Mirasçının Mirastan Men Edilmesi: Cezai ve Koruyucu Iskat

Kanun, saklı paylı mirasçının payına dokunulmasına kural olarak izin vermez; mirasçılıktan çıkarma bu kuralın sayılı istisnalarından biridir. Cezai ve koruyucu çıkarmanın şartlarını, yapılış biçimini ve doğurduğu sonuçları ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Miras HukukuOkuma 9 dk

Uygulamada mirastan men olarak anılan mirasçılıktan çıkarma, aile bağının ağır biçimde örselenmesi hâlinde saklı paylı bir mirasçının kendisi için ayrılmış paya erişmesinin önüne geçen, istisnai nitelikte bir kurumdur.

Kanun koyucu bu imkânı yalnızca sayılı durumlarla sınırlamıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu iki ayrı çıkarma türü öngörür: cezai ve koruyucu çıkarma. Saklı paylı mirasçının bazı davranışları aile bağını derinden zedelemişse cezai nitelikteki çıkarma gündeme gelir ve bu yola başvurulduğunda ilgili kişi mirasçılık sıfatını yitirir. Koruyucu çıkarmada ise amaç farklıdır: borcunu ödemekten aciz durumdaki altsoyun saklı payının yarısı, onun kendi altsoyuna bırakılır. Böylece hakkında aciz belgesi bulunan mirasçının payının tümüyle alacaklılara akması engellenir ve torunların terekeden yararlanmasının yolu açılır.

Çıkarma işlemi ancak ölüme bağlı tasarruf yoluyla, yani miras sözleşmesi ya da vasiyetname düzenlenerek gerçekleştirilebilir. Mirasbırakanın bu tasarrufta çıkarma sebebini açıkça göstermesi zorunludur. Ayrıca koşullar oluştuğunda, çıkarılan kişinin tenkis ve iptal davalarına başvurabileceği unutulmamalıdır.

Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat) Kavramı

Iskat, saklı paylı mirasçıların kendilerine ayrılan payın tamamına ya da bir bölümüne ulaşmasını engelleyen istisnai bir düzenlemedir. Sebepleri ele almadan önce bu kurumun kimleri ilgilendirdiğine bakmak gerekir. Saklı paylı mirasçı sıfatını taşıyanlar; mirasbırakanın altsoyu, yani çocukları, torunları ve torun çocukları ile ana ve babası ve sağ kalan eşidir.

Kanun koyucunun bu kişilere pay güvencesi tanımasının nedeni, aralarındaki yakın kan bağı ve aile ilişkisidir; paylarının belirlenen oranın altına düşmesi istenmemiştir. Ne var ki bu mirasçının kimi davranışları, korunmak istenen bağı sarsabilir, hatta bütünüyle yok edebilir. Böyle bir tabloda kişi lehine saklı pay öngörülmesi anlamını yitirir ve çıkarma kurumu devreye girebilir.

Mirasçılıktan Çıkarma Sebepleri

Yukarıda değinildiği üzere saklı paylı mirasçının davranışları çıkarma işlemine dayanak oluşturabilir. Bu türe cezai ya da cezalandırıcı mirasçılıktan çıkarma denir; aile bağını derinden sarsan mirasçının terekeden yararlanması engellenmek istenmiştir.

Mevzuatta bunun yanında bir de koruyucu çıkarma vardır. Burada mirasbırakanın kaygısı, borcunu ödemekten aciz durumdaki altsoyuna kalacak payın bütünüyle alacaklıların eline geçmesidir. Örneğin babasının ağır borç yükü nedeniyle dedesinden kalacak mirasa erişemeyecek olan çocuğun hakkı bu yolla korunabilir.

Cezai (Cezalandırıcı) Mirasçılıktan Çıkarma

Türk Medeni Kanunu'nun 510. maddesi, mirasbırakanın saklı paylı mirasçısını hangi durumlarda çıkarabileceğini düzenlemiştir:

Türk Medeni Kanunu m. 510
"Aşağıdaki durumlarda mirasbırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:
1. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,
2. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse."

Maddede yer alan hâller sınırlı sayıdadır; bu iki sebep dışında bir gerekçeyle çıkarma kurumunun işletilmesine imkân yoktur.

Görüldüğü gibi cezai çıkarma, mirasçının tutumu nedeniyle mirasbırakanla arasındaki aile bağının zedelenmesine dayanır. Sözgelimi mirasçının mirasbırakana yönelik ağır hakaretleri sürekli hâle getirmesi çıkarma sebebi sayılabilir; zira böyle bir durumda yakın aile ilişkisinin gerektirdiği sevgi ve saygının ortadan kalktığı kabul edilecektir.

Ağır Bir Suç İşlenmesi

Çıkarma sebeplerinden ilki mirasçının ağır bir suç işlemesidir; ancak bu suçun niteliği bakımından mevzuatta bir açıklık bulunmaz. Hangi fiillerin ağır suç sayılacağı kanunda gösterilmemiştir. Bu nedenle değerlendirme, somut olayın koşulları gözetilerek yapılmalı ve fiilin çıkarma sebebi oluşturup oluşturmadığı bu çerçevede belirlenmelidir. Mirasçının suç teşkil eden davranışı aile bağını zedelemiş ya da bu bağın kopmasına yol açmışsa sebebin gerçekleştiği kabul edilebilir.

Burada altı çizilmesi gereken nokta, fiilin Türk Ceza Kanunu hükümleri bakımından gerçekten suç niteliği taşıması gerektiğidir. Mirasçının, mirasbırakanın çok değer verdiği bir vazoyu kazara kırması sonucu aile ilişkisinin zayıflaması, çıkarma nedeni sayılamaz.

Aile Hukukundan Doğan Yükümlülüklerin İhlali

İkinci sebep, mirasçının aile hukukundan kaynaklanan ödevlerini önemli ölçüde savsaklamasıdır. Çocuğun ana babasına bakma ödevi ile eşler arasındaki sadakat yükümlülüğü bu tür ödevlere örnek gösterilebilir. Bu yükümlülüklere aykırı davranan taraf bakımından çıkarma gündeme gelebilir. Aynı şekilde ana veya babanın çocuğuna karşı nafaka borcunu yerine getirmemesi de aile hukukundan doğan ödevlerin ihlali sayılır; böyle bir durumda mirasbırakan konumundaki çocuğun, nafakayı ödemeyen babasını mirasçılıktan çıkarması mümkün olabilir.

Bu noktada da sebebin gerçekleşip gerçekleşmediğini, olayın kendi koşullarını gözeterek hâkim takdir edecektir.

Cezai çıkarma sebepleri çoğu zaman mirastan yoksunluk hâlleriyle örtüşür. Örneğin saklı paylı mirasçının mirasbırakanı kasten yaralaması, hem çıkarma hem de yoksunluk sebebi olarak değerlendirilebilir.

Koruyucu Mirasçılıktan Çıkarma

Koruyucu çıkarma, Türk Medeni Kanunu'nun 513. maddesinde düzenlenmiştir:

Türk Medeni Kanunu m. 513
"Mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu, saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir."

Hükmün amacı, altsoyun ödeme güçsüzlüğü içinde bulunduğu hâllerde ona kalacak payın tamamının alacaklılara aktarılmasının önüne geçmektir. Aksi hâlde saklı paylı mirasçının kendi altsoyunun terekeden yararlanması olanaksız hâle gelirdi.

Kanun koyucu burada menfaatler arasında bir denge kurmuş ve çıkarılan altsoya ait saklı payın yalnızca yarısının onun altsoyuna özgülenmesine imkân tanımıştır. Görüldüğü üzere payın tamamının aktarılması söz konusu değildir; alacaklıların hiçbir şekilde tatmin edilememesi de hakkaniyetle bağdaşmayacağından, özgülemenin saklı payın yarısıyla sınırlı tutulması hükme bağlanmıştır.

Payın Yarısının Altsoya Özgülenmesi

Belirtildiği gibi koruyucu çıkarmada, çıkarılan altsoyun payının yarısı onun doğmuş ya da doğacak çocuklarına özgülenmelidir. Örneklendirmek gerekirse, borcunu ödemekten aciz durumdaki oğlunun bir çocuğu bulunan dede, oğluna ait payın yarısını torununa özgülemelidir.

Buradaki "doğmuş çocuk" ifadesiyle kastedilen, mirasbırakanın öldüğü anda hayatta olan çocuklardır. "Doğacak çocuk" kavramı ise, mirasbırakanın ölümü anında en azından ana rahmine düşmüş bulunan çocuğu anlatır. Kanun koyucu bu ifadeyle ceninin miras hakkını da güvence altına almak istemiştir.

Koruyucu Çıkarmanın İptali

Önemle vurgulanması gereken bir husus vardır: mirasbırakanın ölümü anında mirasçı hakkındaki aciz belgesinin hükmü ortadan kalkmışsa, örneğin borç tamamen ödenmişse, mirasçı çıkarma işlemini iptal ettirebilir. Mirasçının borcu saklı payının yarısını aşmıyorsa da aynı şekilde iptal talebinde bulunulabilir.

Mirasçılıktan Çıkarma Nasıl Yapılır?

TMK m. 510 ve m. 513'te sayılan sebeplerin gerçekleşmesi, tek başına çıkarma sonucunu doğurmaz; mirasbırakanın bu yöndeki iradesini ortaya koyması gerekir. TMK m. 510, çıkarmanın ölüme bağlı tasarrufla yapılabileceğini hükme bağlamıştır. Buradaki ölüme bağlı tasarruftan anlaşılması gereken miras sözleşmesi ile vasiyetnamedir. Dolayısıyla işlem, miras sözleşmesi düzenlenerek gerçekleştirilebileceği gibi mirasbırakanın hazırlayacağı bir vasiyetnameyle de yapılabilir.

Vasiyetname Yoluyla Çıkarma

Cezai çıkarma hâllerinde işin doğası gereği taraflar arasında bir miras sözleşmesi kurulması pek olası görünmez. Bu nedenle mirasbırakan iradesini genellikle vasiyetname düzenleyerek ortaya koyar. Vasiyetname resmî vasiyetname, el yazılı vasiyetname ve sözlü vasiyetname olmak üzere üç biçimde yapılabilir. Çıkarma işlemi düşünen kişilere, imkân bulunması hâlinde birçok yönden daha güvenli olan resmî vasiyetnameyi tercih etmelerini öneriyoruz.

Miras Sözleşmesi Yoluyla Çıkarma

Koruyucu çıkarma bakımından ise miras sözleşmesi kurulması daha muhtemeldir. Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta şudur: miras sözleşmesi kurabilmek ergin olmayı, ayırt etme gücünü ve kısıtlı bulunmamayı gerektirir. Elbette bu ihtimalde de vasiyetname düzenlenerek saklı paylı mirasçının çıkarılması mümkündür.

Miras sözleşmesi ve vasiyetname düzenlenmesine ilişkin ayrıntılar için "Miras Hukuku Nedir?" başlıklı çalışmamız incelenebilir.

Son olarak şunun altını çizmek gerekir: çıkarma işleminin geçerliliği, mirasbırakanın yaptığı ölüme bağlı tasarrufta çıkarma sebebini göstermesine bağlıdır. Örneğin mirasbırakan vasiyetnamesinde, mirasçısının kendisiyle yıllardır görüşmediğini ve kendisine bakmadığını belirterek aile hukukundan doğan ödevlerini ihlal ettiğini ifade etmelidir.

Mirasçılıktan Çıkarmanın Sonuçları

Cezai çıkarmada saklı paylı mirasçı payının tamamını yitirdiğinden mirasçılık sıfatı da sona erer. Bu sıfata bağlı imkânlardan yararlanması artık söz konusu olmaz.

İşlemin mirasbırakanın tasarruf serbestisine etkisi bakımından ise ikili bir ayrım yapmak gerekir. Bilindiği üzere saklı paylı mirasçıların varlığı, mirasbırakanın malvarlığı üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunmasına engel oluşturabilir. Çıkarılan mirasçının kendi saklı paylı mirasçıları, örneğin çocukları varsa, pay onlara intikal eder; bir başka deyişle çıkarılan kişi kendilerinden önce ölmüş gibi kabul edilerek çocuklar pay üzerinde hak sahibi olur. Buna karşılık çıkarılan mirasçının saklı paylı mirasçısı bulunmuyorsa, mirasbırakan o pay üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilir.

Koruyucu çıkarmada ise kısmi bir çıkarma söz konusu olduğundan saklı paylı mirasçı sıfatını korur. Bu nedenle paylaşıma saklı payının yarısı oranında katılır; dahası, mirasçılık sıfatının diğer mirasçılara sağladığı bütün hak ve yükümlülükler onun bakımından da geçerli olur.

Çıkarmanın altsoy üzerindeki etkilerine ilişkin ayrıntılı açıklamalar için "Mirasçılıktan Çıkarmanın Altsoya Etkisi" başlıklı çalışmamıza bakılabilir.

Mirasçılıktan Çıkarılan Kişinin Başvurabileceği Yollar

Çıkarma sebeplerinin gerçekleşmediği kanaatinde olan ya da gösterilen gerekçelerin gerçek dışı olduğunu ileri süren kişi tenkis davası açabilir. Bunun yanında, çıkarmaya ilişkin ölüme bağlı tasarrufun iptali istemiyle dava yoluna gitmek de mümkündür.

Çıkarılan saklı paylı mirasçının kullanabileceği dava yolları hakkında ayrıntılı bilgi için "Tenkis Davası Nedir" ve "Vasiyetnamenin İptali" başlıklı çalışmalarımız incelenebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Mirasbırakan çocuğunu mirasçılıktan çıkarabilir mi?

Altsoyun, yani çocukların miras paylarının yarısı saklı pay niteliğindedir; mirasbırakan kural olarak bu bölüme müdahale edemez. Kuralın istisnası mirasçılıktan çıkarmadır. Çıkarmaya, altsoyun mirasbırakana veya onun yakınlarından birine yönelik ağır bir suç işlemesi ya da mirasbırakana yahut ailesinden birine karşı aile hukukundan kaynaklanan ödevlerini ağır biçimde savsaklaması hâlinde başvurulabilir.

Mirasçılıktan çıkarılan kişinin payı kime kalır?

Mirasbırakan aksi yönde bir tasarrufta bulunmadıkça, çıkarılan kişinin payı, o kişi mirasbırakandan önce ölmüş gibi değerlendirilerek varsa onun altsoyuna, altsoyu yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına geçer. Yani çıkarılan kişinin çocukları mirasçı olma hakkını kazanabilir.

Mirasçılıktan çıkarma ile mirastan yoksunluk arasındaki fark nedir?

Kanunda gösterilen sebeplerin gerçekleşmesi hâlinde mirastan yoksunluk kendiliğinden sonuç doğurur. Mirasçılıktan çıkarma içinse mirasbırakanın ölüme bağlı bir tasarruf yapması gerekir. Ayrıca çıkarma yalnızca saklı paylı mirasçılar bakımından uygulanabilirken, yoksunluk saklı payı bulunmayan mirasçılar için de gündeme gelebilir.

Mirasçılıktan çıkarma işlemine karşı dava açılabilir mi?

Çıkarılan kişi, gösterilen sebebin gerçeği yansıtmadığı ya da işlemin şekle aykırı biçimde yapıldığı gibi gerekçelerle çıkarma işleminin iptali istemiyle dava açabilir.

Mirasçılıktan çıkarılan kişi tenkis davası açabilir mi?

Mirasçılıktan çıkarılan kişi terekeden pay alamayacağı için tenkis davası açma imkânı da bulunmaz.

Yıllardır görüşülmeyen çocuk mirasçılıktan çıkarılabilir mi?

Kanun, mirasçının mirasbırakana yahut ailesinden birine karşı aile hukukundan kaynaklanan ödevlerini ağır biçimde savsaklamasını çıkarma sebepleri arasında saymıştır. Bu nedenle yıllardır konuşulmayan çocuğun mirasçılıktan çıkarılması mümkündür.

Bu işlemler için avukatla temsil zorunlu mudur?

Türk hukukunda taraflar mahkemede kendilerini bizzat savunabilir ve temsil edebilir; sayılı istisnalar dışında avukatla temsil zorunluluğu yoktur. Miras hukukuna ilişkin işlemlerde de böyle bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bununla birlikte mevzuatın karmaşık yapısı nedeniyle, süreçlerin hukukçu olmayan kişilerce yürütülmesi hâlinde gerek şekil gerek esas bakımından telafisi güç hatalar yapılabilmektedir. Hak kaybı yaşanmaması için herhangi bir işleme girişmeden önce miras hukuku alanında hukuki destek alınması yerinde olacaktır.

Mirastan men, uygulamada en çok şekil ve gerekçe eksikliği nedeniyle sonuçsuz kalan işlemlerden biridir. Ölüme bağlı tasarrufta çıkarma sebebinin somut olgularla ortaya konulmaması, tasarrufu daha başlangıçta tartışmalı hâle getirir. Yalnızca "aramız bozuktu" ya da "beni aramadı" gibi soyut ifadelerle yetinilen metinler, açılan iptal davalarında çoğunlukla ayakta kalmaz.

Koruyucu çıkarmada ise zamanlama belirleyicidir. Aciz belgesinin ölüm anındaki hukuki durumu, işlemin geçerliliğini doğrudan etkilediğinden, tasarrufun düzenlendiği tarihte var olan tablo ile mirasın açıldığı andaki tablonun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Somut bir dosyada özellikle şu başlıkların gözetilmesini öneriyoruz:

  • Çıkarma sebebinin, tarih ve olay belirtilerek tasarruf metnine somut biçimde yazılması
  • Ağır suç iddiasında, fiilin ceza mevzuatı bakımından gerçekten suç oluşturup oluşturmadığının denetlenmesi
  • Aile hukukundan doğan ödevin ihlalinde, ihlalin süreklilik ve ağırlık ölçütünü karşıladığının belgelenmesi
  • Resmî vasiyetname tercih edilerek şekil sakatlığı riskinin en aza indirilmesi
  • Koruyucu çıkarmada aciz belgesinin güncelliğinin ve borç tutarının saklı payın yarısıyla ilişkisinin izlenmesi
  • Çıkarılan mirasçının altsoyu bulunup bulunmadığının, payın akıbeti bakımından baştan tespit edilmesi

Independent Legal, mirasçılıktan çıkarmaya ilişkin ölüme bağlı tasarrufların hazırlanmasından bu tasarruflara karşı açılacak iptal ve tenkis davalarının yürütülmesine kadar sürecin tamamında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara