Dijital platformlarda görünür olma isteği, kişilerin kendilerine ait bilgileri gönüllü biçimde ağa taşımasıyla sonuçlanmaktadır. Kişisel verilerin sosyal medya hesaplarına ve benzeri dijital ortamlara aktarılması ise bu bilgilere hukuka aykırı yollardan ulaşılmasının önünü açmaktadır. Bir hesaba izinsiz girilerek elde edilen bilgi ve materyallerin, kötü niyetli kişilerin elinde şantaj ya da dolandırıcılık aracına dönüştüğü dosyalarla uygulamada sıkça karşılaşılmaktadır.
Bu nitelikteki eylemler Türk Ceza Kanunu'nun 243. maddesinde "bilişim sistemine girme" başlığıyla suç olarak tanımlanmış ve çeşitli cezai yaptırımlara bağlanmıştır. Düzenlemenin arkasındaki amaç, hem bilişim sistemlerine duyulan güvenin hem de özel hayatın gizliliğinin korunmasıdır. Başkasına ait bir sosyal medya hesabına yetkisiz erişim sağlayan kişi hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına ya da kolluk birimlerine ihbarda veya şikâyette bulunulması mümkündür.
Sosyal medya kullanımının yaygınlaşması yalnızca bir bağımlılık tartışması doğurmamış; kişisel verilerin bizzat sahibi eliyle üçüncü kişilerin erişimine açılması gibi riskli bir davranışın olağanlaşmasına da yol açmıştır.
Kişilik Hakları ve Kişisel Veriler
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, kişisel veriyi "Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade eder" biçiminde tanımlamıştır. Bu tanım çerçevesinde ad ve soyad, doğum tarihi ile doğum yeri, telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası ve pasaport numarası kişisel veriye örnek gösterilebilir. Aynı kapsamda özgeçmiş bilgileri, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izi ve genetik bilgiler, IP adresi ile e-posta adresi, cihaz kimlikleri, kişinin tercihleri ve etkileşim kurduğu kişiler de değerlendirilir.
Kişisel verilerin korunması, kişilik hakkı çerçevesinde ele alınmalıdır. Kişilik hakkının sağladığı koruma, bu verilere yönelen haksız saldırılara karşı işlevsel bir savunma hattı oluşturur. Teknolojik gelişmeler ve dijitalleşme, mevcut genel hukuk normlarının kişisel verilerin korunması perspektifiyle yeniden okunmasını gerektirmiş; kişilik kavramı, kişilik değerleri, kişilik hakkı ve bu hakkın korunma yolları bu süreçte yeniden gündeme yerleşmiştir.
Mevzuatımız, başkasına ait kişisel verilerin izinsiz kaydedilmesini ve yayılmasını da suç olarak düzenlemiş ve cezai yaptırıma bağlamıştır. Konuya ilişkin ayrıntılar için "İnternet Yoluyla Kişisel Verilerin Kaydedilmesi ve Yayılması Suçu" başlıklı çalışmaya bakılabilir.
Manevi Kişisel Varlıklar
Bu grup, kişinin manevi varlıkları üzerindeki haklarından oluşur. Şeref, haysiyet ve saygınlık; özel yaşam alanı; isim, resim ve ses ile kişinin özgürlükleri manevi kişisel varlıklara örnek olarak gösterilebilir. Kişinin bunlar dışında kalan başka menfaat ve değerleri de duruma göre kişilik hakkının kapsamında yer alabilir.
Maddi Kişisel Varlıklar
Kişinin beden ve vücut bütünlüğü üzerindeki hakları ise maddi kişisel varlıklar başlığı altında toplanır. Bu gruptaki haklar, esas itibarıyla kişinin maddi varlıkları üzerindeki özel kişilik haklarını meydana getirir.
Kişinin vücudu ve organları, hayatı, bedensel ve ruhsal sağlığı üzerindeki hakları maddi kişisel varlık üzerindeki haklar arasında sayılır.
Hukukumuz kişinin maddi ve manevi haklarını birlikte korumaktadır. Bu çerçevede kişisel verilerin de kişilik hakkı olarak nitelendirilerek kişilik haklarına ilişkin koruma rejimine tabi tutulması yönündeki eğilim güçlenmektedir.
Türk Ceza Kanunu'nda Bilişim Sistemlerine İzinsiz Girme
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, bilişim alanında işlenen suçları 243 ile 246. maddeleri arasında düzenlemiştir. Bu bölümde tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirlerinin uygulanması, yasak cihaz veya programlar, banka ya da kredi kartlarının kötüye kullanılması, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme ve bilişim sistemine girme başlıklarına yer verilmiştir.
Sosyal medya hesaplarına yetkisiz erişim, bu başlıklardan "bilişim sistemine girme" kapsamında değerlendirilir.
Türk Ceza Kanunu m. 243 – Bilişim sistemine girme
"(1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.
(2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir.
(3) Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) (Ek: 24/3/2016-6698/30 md.) Bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
Maddenin gerekçesinde bilişim sistemi, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağı veren manyetik sistemler biçiminde tanımlanmıştır. Bilişim sistemine girme ise, bir sistemin tamamına ya da bir bölümüne hukuka aykırı olarak girmek veya orada kalmayı sürdürmek şeklinde ifade edilebilir.
Suçun oluşması için kişiye ait dijital platforma rızası dışında girilmiş olması yeterlidir. Bunun ötesinde herhangi bir olgunun gerçekleşmesi aranmaz; sahibinin iradesine aykırı biçimde sisteme erişilmesi tek başına suçu meydana getirir. Yürürlükteki düzenleme bakımından sistemde kalmaya devam edilip edilmediğinin veya verilerin kullanılıp kullanılmadığının bir önemi bulunmamaktadır.
2016 yılında yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu öncesindeki dönemde ise "bilişim sistemine girme" suçundan söz edebilmek için hem sisteme girilmiş hem de sistemde kalmaya devam edilmiş olması gerekiyordu. Kanunda yapılan değişiklikle birlikte "sisteme hukuka aykırı olarak girme" ve "sistemde kalmaya devam etme" ayrı iki suç tipi olarak düzenlenmiştir. Nitekim bir kimsenin e-posta hesabına, sahibinin izni olmaksızın giriş yapılması TCK m. 243'ün uygulanması için yeterli görülür ve fail sırf bu eylemi nedeniyle cezalandırılabilir.
Maddenin birinci fıkrası suçun temel şeklini karşılar. Bu hüküm uyarınca bilişim sistemine izinsiz giren fail hakkında bir yıla kadar hapis ve adli para cezasına hükmedilebilir.
İkinci ve üçüncü fıkralarda ise nitelikli hallere yer verilmiştir. İkinci fıkra bakımından, fiilin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler üzerinde işlenmesi durumunda verilecek ceza yarı oranında indirilir. Ücret ödenerek kullanılan web siteleri, abonelik karşılığında erişime açılan elektronik gazeteler ve elektronik kütüphaneler bu tür sistemlere örnek gösterilebilir. Sayılan sistemlere izinsiz girilmesi halinde cezada indirime gidileceği hükme bağlanmıştır.
Üçüncü fıkra ise suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halini düzenler. İzinsiz girişin ardından sistemdeki verilerin yok olması ya da değişmesi durumunda fail hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Bilişim sistemine girme veya orada kalma eylemi, kanunda düzenlenen amaç suçların işlenmesinde araç suç işlevi de görebilmektedir. Söz gelimi "sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme" suçuna giden yolda bilişim sistemine girme çoğu zaman araç niteliği taşır. Aynı şekilde bu suçla birlikte "özel hayatın gizliliğini ihlal" ve "kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi" suçlarının da işlendiği görülmektedir. Bir kişinin Facebook hesabına izinsiz girilip verilerinin alınması halinde hem bilişim sistemine girme hem de kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi suçları oluşacaktır.
Hizmet Sağlayıcılar Eliyle Gerçekleşebilecek İhlaller
Kişisel verileri hukuka aykırı biçimde kaydetmek, ele geçirmek, yaymak veya başkasına aktarmak suç teşkil eder. Sosyal medya hesapları bakımından bu ihlallerin yalnızca üçüncü kişilerce değil, hizmet sağlayıcılar tarafından da gerçekleştirilebileceğini ayrıca ele almak gerekir.
Kişisel Verilerin Gizliliğinin İhlali
Türk Ceza Kanunu'nun 135. maddesi uyarınca kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydeden kimse altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Kişilerin ırki kökenlerine, siyasi, felsefi veya dini görüşlerine; hukuka aykırı biçimde ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına ya da sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse hakkında da aynı ceza uygulanır.
Belirli koşullar altında kişisel verilerin işlenmesine izin verilmesi kaçınılmaz olmakla birlikte, kanunumuz bu verilerin hukuka aykırı yolla kaydedilmesini yasaklamakta ve söz konusu fiili cezalandırmaktadır.
Kişisel Verilerin Reklam ve Ticari Amaçlarla Kullanılması
Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesine göre kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu hükümle, verilerin hukuka uygun biçimde kaydedilmiş olup olmadığından bağımsız olarak, bunların üçüncü kişilere aktarılması ve ticari bir araca dönüştürülmesi bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla bir hizmet sağlayıcının ziyaretçi bilgilerini reklam şirketleriyle ya da istihbarat birimleriyle paylaşması, veriler başlangıçta hukuka uygun kaydedilmiş olsa dahi ayrı bir suç oluşturacaktır.
Sosyal Medya Hesabına Üçüncü Kişilerce Yöneltilen İhlaller
Günümüzde sıkça karşılaşılan bir diğer tablo, sosyal medya hesaplarına üçüncü kişiler tarafından yöneltilen siber saldırılardır. Hesaba izinsiz giriş yapılması, hesabın hacklenmesi ya da çalınması ve hesapta yer alan verilerin paylaşılması bu ihlallerin en yaygın görünümleridir.
Hesaba İzinsiz Giriş
Hesaba yetkisiz erişim, bilişim sistemine girme suçu kapsamında cezalandırılır. Bilişim sistemine girme, bir sistemde bulunan verilerin tamamına veya bir kısmına fiziken ya da uzaktan başka bir cihaz aracılığıyla erişilmesini ifade eder. Bu erişim, sistemdeki gevşek güvenlik önlemlerinden yararlanılarak sağlanabileceği gibi mevcut güvenlik önlemlerindeki açıkların kullanılması yoluyla da gerçekleşebilir. Kişinin sosyal medya hesabına izinsiz giriş yapılması da bu çerçevede suçun fiil unsurunu karşılar.
Hesaptaki Bilgilerin Kaydı ve Paylaşımı
İzinsiz girişin ardından hesaptaki bilgilerin kaydedilmesi ve paylaşılması, bilişim sistemine girme suçunun yanında başka suçları da gündeme getirir. Verilerin kaydedilmesi Türk Ceza Kanunu'nun 135. maddesinde düzenlenen kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi suçunu; bu verilerin paylaşılması ise 136. maddede yer alan kişisel verilerin hukuka aykırı olarak yayılması suçunu oluşturur. Fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılır. Sosyal medya hesaplarındaki verilerin paylaşılması ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun 244. maddesi kapsamında da suç olarak düzenlenmiştir.
Hesabın Kullanılamaz Hale Getirilmesi
Türk Ceza Kanunu m. 244
"(1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur."
Facebook, Instagram veya Twitter gibi platformlardaki hesaplara ya da kişilerin e-posta adreslerine girilerek şifrelerin değiştirilmesi halinde sistemi engelleme veya erişilmez kılma suçu meydana gelir. Profilde yer alan verilerin değiştirilmesi ise verileri yok etme veya değiştirme suçunu oluşturur. Hesaptaki bilgi, belge ve fotoğrafların başka bir adrese gönderilmesi de aynı hüküm kapsamında değerlendirilir.
Hesabın Çalınması
Günlük dilde "hesabın çalınması" olarak ifade edilen durum, failin bilişim sistemine izinsiz girerek şifreyi değiştirmesi ve hak sahibinin kendi sosyal medya hesabına artık ulaşamaz hale gelmesidir. Bu eylem de Türk Ceza Kanunu'nun 244. maddesinde tanımlanan sistemi engelleme veya erişilmez kılma suçunu meydana getirir.
Eşin Sosyal Medya Hesabına İzinsiz Girilmesi
Kayıt ve Yönlendirici Kullanılması Suretiyle Erişim
Bilişim sistemine erişim, açık durumdaki bir bilgisayardan verilere ulaşılması yoluyla sağlanabileceği gibi ağlar ve internet üzerinden de gerçekleşebilir. Suçun oluşumu bakımından bağlantının kablolu ya da kablosuz olması, mesafenin yakın veya uzak olması sonuca etki etmez. Fail sisteme girip hiçbir işlem yapmadan çıksa dahi suç tamamlanmış sayılır; bu yönüyle söz konusu suç tehlike suçu olarak nitelendirilir. Kanun eşler bakımından ayrı bir istisna öngörmediğinden, fiil unsuru gerçekleştiği takdirde suç eşler arasında da oluşur. Kayıt ve yönlendirici kullanılması yoluyla bu suç eşler arasında da işlenebilir.
Somut olayın özelliklerine göre eylem, TCK m. 132'de düzenlenen kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu da meydana getirebilir. Bu suç, belirli kişiler arasındaki haberleşmenin içeriğinin öğrenilmesiyle işlenir; haberleşmenin hangi yolla gerçekleştirildiği suçun oluşumu bakımından önem taşımaz. Eşlerin delil elde etmek amacıyla birbirlerinin sosyal medya hesaplarına girmesi bu suçun istisnasını oluşturmaz. Eşlerin bu yolla haberleşme içeriğini öğrenmesi, suçun fiil unsurunu karşılayacaktır.
Bu Yolla Elde Edilen Bilgilerin Delil Olarak Kullanılması
Yargıtay kararlarında, eşlerin birbirinin sosyal medya hesabına girerek delil elde etmesi halinde rızanın bulunup bulunmadığı tartışılmaktadır. Eşlerin birbirlerinin hesap şifrelerini biliyor olması kimi kararlarda "zımni onay" olarak yorumlanabilmektedir. Buna karşılık Yargıtay, boşanma sürecindeki eşler arasında böyle bir zımni onayın varlığını kabul etmenin hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı gerekçesiyle sunulan delilleri hukuka aykırı saydığı kararlar da vermektedir.
Bir diğer husus, kaydın hangi koşullarda delil olarak kullanılabileceğine ilişkindir. Yargıtay kararlarında, kanıtın başka bir yolla elde edilmesinin mümkün olmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkânının bulunmadığı ani gelişen durumlarda bu kaydın yapılabileceği belirtilmektedir.
Şikâyet ve Yargılama Süreci
Soruşturma Aşaması
TCK m. 243'te düzenlenen bu suç şikâyete bağlı suçlardan değildir. Dolayısıyla herhangi bir şikâyet bulunmasa dahi soruşturma ve kovuşturma işlemleri yürütülebilir.
Hesabına izinsiz girildiğini öğrenen kişi, durumu Cumhuriyet Başsavcılığına ya da kolluk makamlarına ihbar edebilir veya şikâyette bulunabilir. Mağdurun beyanı yazılı olarak sunulabileceği gibi tutanağa geçirilmek üzere sözlü biçimde de yapılabilir. Bu suçun mağdurunun izleyeceği hukuki yollara ilişkin ayrıntılar için "Bilişim Suçlarında Şikâyet Nasıl Yapılır?" başlıklı çalışmaya bakılabilir.
İhbar yoluyla ya da başka bir biçimde suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet Savcısı gerekli araştırmaları yürütür ve kamu davası açılmasına yer olup olmadığı yönünde karar verir.
Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasına paralel olarak mevzuatta konuya ilişkin ilave düzenlemeler ve önlemler de getirilmektedir. İlgili değişikliklere yönelik değerlendirmeler için "Yeni Sosyal Medya Kanunu ile Getirilen Yenilikler" başlıklı çalışma incelenebilir.
Kovuşturma Aşaması
Görevli Mahkeme:
Bilişim sistemine girme suçunun temel şekli ile nitelikli ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin yargılaması Asliye Ceza Mahkemelerinde görülür.
Yetkili Mahkeme:
Yetki, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. Suçun hareketli ve devam eden niteliği, bu devamlılığın kesildiği yer mahkemesinin yetkili sayılmasını gerektirir. Suç teşebbüs aşamasında kalmışsa son icra hareketinin gerçekleştiği yer yetkiyi belirler. Zincirleme suç halinde ise son eylemin işlendiği yer mahkemesi yetkili olur.
Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanıldığı suçlarda, asıl yetkili mahkemenin yanı sıra mağdurun yerleşim yerindeki mahkeme de yetkili kabul edilmektedir.
Zamanaşımı
TCK'nın 66. maddesi uyarınca "beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda" dava zamanaşımı süresi 8 yıl olarak belirlenmiştir. Buna göre bilişim sistemine girme suçunda dava zamanaşımı, fiilin işlendiği tarihten itibaren sekiz yıldır.
Suçun Fıkralara Göre Yaptırımları
TCK'nın 243. maddesinin 1. fıkrasındaki suçu işleyen fail hakkında bir yıla kadar hapis veya adli para cezası uygulanır. Hüküm metninde "veya" bağlacı kullanıldığından hâkim seçimlik cezalardan yalnızca birine hükmeder.
- fıkrada, fiilin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler üzerinde işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranına kadar indirileceği düzenlenmiştir. Bu indirimin uygulanması bakımından hâkime tanınmış bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.
- fıkradaki netice sebebiyle ağırlaşmış hal için öngörülen yaptırım altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıdır. Bu fıkranın uygulanabilmesi, sisteme girildikten sonra sistemdeki verilerin yok olması veya değişmesi koşuluna bağlıdır. Ayrıca suçun temel şeklinden farklı olarak bu fıkrada seçimlik ceza olarak adli para cezasına yer verilmemiştir.
- fıkrada düzenlenen, bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleme suçunun yaptırımı ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır. İlk üç fıkranın ihlal edilmesi durumunda fail 3. fıkra uyarınca cezalandırılır.
Sıkça Sorulan Sorular
Verilerin yok olması veya değişmesi cezayı nasıl etkiler?
Türk Ceza Kanunu'nun 243. maddesinin üçüncü fıkrasında daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hal düzenlenmiştir. Suçun işlenmesi sonucunda sistemdeki verilerin yok olması ya da değişmesi halinde altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunacağı öngörülmüştür.
Hangi hallerde cezada indirim uygulanır?
Maddenin ikinci fıkrası daha az cezayı gerektiren nitelikli hale ilişkindir. Bilişim sistemine hukuka aykırı girme veya orada kalma fiillerinin bedeli karşılığında yararlanılabilen sistemler üzerinde işlenmesi durumunda faile verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir.
Suç şikâyete bağlı mıdır?
Bilişim sistemine girme suçu kanunda şikâyete tabi suçlar arasında sayılmamıştır. Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma resen yürütülür. Şikâyetten vazgeçilmesi de sürecin devamı bakımından bir sonuç doğurmaz.
Uzlaştırma hükümleri uygulanır mı?
Uzlaştırma, suç isnadı altındaki kişi ile mağdurun bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasını ifade eder. Bilişim sistemine girme suçu uzlaşma kapsamındaki suçlardan olmadığından, uzlaştırma prosedürü işletilmeksizin kovuşturmaya devam edilir.
Yargılamada hangi teknik incelemeler yapılır?
Yargı kararlarına göre şikâyetçinin ve sanığın bilgisayarlarına el konularak hard diskleri incelenir; cihazlar arasında bağlantı ve veri akışı bulunup bulunmadığı saptanır. Ele geçirilen adresten bir başka adrese yazı veya görüntü gönderilmişse, olaya ilişkin bilgisi bulunan kişiler ile bu adres kullanılarak ulaşılan adres sahipleri varsa tanık sıfatıyla dinlenmelidir.
Independent Legal Değerlendirmesi
Sosyal medya hesabına yetkisiz erişim dosyaları, görünürde tek bir eyleme dayansa da çoğu zaman birden fazla suç tipini aynı anda gündeme getirir. Hesaba giriş bilişim sistemine girme suçunu, buradaki verilerin kaydedilmesi ve yayılması ise kişisel verilere ilişkin ayrı suçları oluşturabilir. Bu nedenle olayın hukuki nitelendirmesinin soruşturmanın başında doğru yapılması, hem mağdurun taleplerinin kapsamını hem de failin karşılaşacağı yaptırımın ağırlığını belirler.
Eşler arasındaki uyuşmazlıklarda ise mesele bir başka boyut kazanır. Boşanma dosyasına delil sunmak amacıyla yapılan erişimler, ceza hukuku bakımından ayrı bir sorumluluk doğurabildiği gibi elde edilen materyalin hukuka aykırı delil sayılması riskini de taşır. Somut olayda değerlendirilmesi gereken başlıklar şunlardır:
- Erişimin gerçekleştiği tarihin ve yöntemin, zamanaşımı ile yetki kuralları bakımından tespit edilmesi
- Ekran görüntüsü, log kaydı ve cihaz incelemesi gibi teknik delillerin gecikmeden güvence altına alınması
- Eylemin yalnızca TCK m. 243 kapsamında mı kaldığının, yoksa m. 132, m. 135, m. 136 veya m. 244 bakımından da sonuç doğurup doğurmadığının belirlenmesi
- Elde edilen materyalin başka bir yargılamada delil olarak kullanılmasının hukuka uygunluk denetimine tabi olacağının gözetilmesi
- Ceza soruşturmasının yanında kişilik haklarına dayalı tazminat ve içerik kaldırma yollarının birlikte planlanması
Independent Legal, bilişim hukukundan doğan uyuşmazlıklarda şikâyet ve soruşturma aşamasından kovuşturmanın sonuçlanmasına kadar sürecin tamamında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

