Independent LegalIndependent Legal

Miras Hukuku

Miras Hukuku

Terekenin Tespiti Davası: Mirasbırakanın Malvarlığının Kayıt Altına Alınması

Mirasbırakanın ölüm anındaki aktif ve pasif değerlerinin resmen belirlenmesini sağlayan terekenin tespiti davasını; kapsamını, defter tutma usulünü, görevli mahkemeyi ve dava sonucunda ortaya çıkan hukuki durumu uygulama açısından ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Miras HukukuOkuma 10 dk

Bir kişinin ölümüyle geride kalan değerlerin nelerden ibaret olduğu her zaman açık değildir. Mirasçılar çoğu kez mirasbırakanın hangi taşınmazlara sahip olduğunu, hangi bankalarla çalıştığını veya ne kadar borcu bulunduğunu tam olarak bilmez. Terekenin tespiti davası, tam da bu bilgi eksikliğini gidermek üzere işletilen bir yargısal süreçtir: mirasbırakanın malvarlığı bütün unsurlarıyla saptanır ve resmi kayda geçirilerek koruma altına alınır.

Yalnızca mirasçıların başvurabildiği bu yolda mahkeme, ölüm anı itibarıyla mevcut olan aktif ve pasif değerleri belirler ve tereke defterini oluşturur. Buna karşılık dava, mirasın kimin arasında nasıl bölüşüleceğine dair bir karar üretmez. Yargılamanın sonunda ortaya çıkan tablo yalnızca "mirasbırakanın nesi vardı, nesi borçluydu" sorusunun cevabıdır; paylaşımın nasıl yapılacağı hükmün konusu dışında kalır.

Ölümle birlikte malvarlığı, olumlu ve olumsuz unsurlarıyla birlikte yasal mirasçılara kendiliğinden intikal eder. Bu geçişin kapsamı belirsizse mirasçıların kendilerini güvence altına alma aracı, tespit davası açmak ve koruma tedbiri olarak defter tutulmasını istemektir. Böylece hem ileride çıkabilecek çekişmelerin önü alınır, hem terekenin gerçek büyüklüğü ortaya konur, hem de payların hesabı sağlam bir zemine oturur. Bu bilgi notunda terekenin kapsamını, tespit yöntemlerini, defter tutma usulünü ve davanın hukuki sonuçlarını inceliyoruz.

Tereke Kavramı

Tereke, ölen kişinin geride bıraktığı malvarlığı unsurlarının bütününü anlatan bir kavramdır. Bu bütün yalnızca olumlu değerlerden oluşmaz; kişinin ardında bıraktığı aktif ve pasif kalemlerin tamamı terekeyi meydana getirir. Mirasbırakanın ölüm anındaki malları ile alacakları aktif tarafı, yükümlülükleri ise pasif tarafı oluşturur. Kısacası tereke, ölen kişinin mirasının tamamına verilen addır.

Terekenin miras paylaşımı bakımından belirleyici bir işlevi vardır. Mirasçılar, terekenin kapsamı saptanıp değeri hesaplandıktan sonra kendilerine düşen payı bu bütün üzerinden alırlar. Tereke hukuki süreçlerde belgelenir; kayıt altına alınıp yönetilmesinin amacı da mirasın hakkaniyete uygun biçimde dağıtılabilmesidir.

Terekenin Kapsamına Giren Değerler

Terekenin, ölümle geride kalan malvarlığını ifade ettiğini söylemiştik. Uygulamada bu kapsama giren başlıca kalemler şunlardır:

  • Fikri mülkiyet hakları: Mirasbırakan adına tescilli markalar, patentler, tasarımlar ve telif hakları terekeye dahildir.
  • Alacaklar ve yükümlülükler: Mirasbırakanın üçüncü kişilerden olan alacakları ile üstlendiği borçlar birlikte değerlendirilir. Söz gelimi bir kişinin mirasbırakana olan borcu, tereke tarafında alacak olarak yer alır ve mirasçılara intikal eder.
  • Sermaye piyasası araçları: Hisse senedi, tahvil, bono ve benzeri menkul kıymetler tereke kapsamına girer.
  • Mevduat ve finansal varlıklar: Mirasbırakan adına açılmış banka hesapları, vadeli mevduatlar ve yatırım hesapları terekeye eklenir.
  • Taşınırlar: Mirasbırakanın zilyetliğindeki eşyalar da terekeye girer. Otomobiller, elde bulunan nakit, ziynet ve mücevherat, ev eşyası, elektronik cihazlar, tablolar ve antika değeri taşıyan parçalar bu grupta sayılabilir.
  • Taşınmazlar: Mirasbırakan adına kayıtlı konutlar, iş yerleri, arsalar ve diğer gayrimenkuller terekenin en görünür kalemini oluşturur.

Bu sayım örnekleyici niteliktedir; terekeye girebilecek değerlerin sınırlı bir listesi bulunmadığını belirtmek gerekir.

Terekenin Tespiti Davasının Tanımı

Terekenin tespiti davası, bir kişinin vefatının ardından geride kalan malvarlığının eksiksiz ve doğru biçimde ortaya konması amacıyla yürütülen yargısal bir süreçtir.

Bu yola genellikle mirasçılar arasında uyuşmazlık bulunduğunda ya da mirasbırakanın varlıkları hakkında güvenilir bir bilgi elde edilemediğinde başvurulur. Konuya ilişkin düzenlemeler Türk Medeni Kanunu'nun 589. maddesi ve devamında ayrıntılı biçimde yer alır. Anılan hükümler çerçevesinde yasal mirasçıların açtığı davada mahkeme, malvarlığını ortaya çıkarmak için birden çok araca başvurur: dosyaya sunulan deliller incelenir, ilgili kurumlara müzekkere yazılır, gerektiğinde keşif yapılarak yerinde inceleme gerçekleştirilir ve bilirkişi raporları alınır. Tüm bu araçların ortak amacı, mirasbırakanın varlıklarını görünür kılmak ve mirasçıların hakkını güvenceye almaktır. Mahkeme, toplanan kanıtlar ile uzman görüşleri doğrultusunda terekeyi doğru biçimde belirler.

Yargılamada önce aktif kalemler ayrıntılı olarak saptanır. Bu aşama; taşınır ve taşınmaz malların, banka hesaplarının, yatırımların ve diğer mülkiyet haklarının değerinin ortaya konmasını ifade eder. Sonrasında borçlar ve cenaze giderleri gibi pasif kalemler bu tutardan indirilerek net tereke bulunur.

Tereke belirlendikten sonra parasal karşılığı hesaplanırken mirasın açıldığı tarihteki fiyatlar esas alınır. Bu yöntem, malvarlığının o dönemin piyasa koşullarına göre değerlendirilmesini sağlar.

Önemle vurgulanmalıdır ki bu dava salt bir tespit davasıdır; yargılama sonunda terekenin ne şekilde bölüştürüleceğine dair bir hüküm kurulamaz. Davanın işlevi malvarlığını doğru biçimde belirlemek ve mirasçıların haklarını korumaktır. Paylaşım ise bundan bağımsız bir aşamadır; mirasçılar aralarında paylaşıma ilişkin ayrı bir anlaşma yapabilecekleri gibi, kanunda öngörülen usullere göre de bölüşme gerçekleştirilebilir.

Davanın Doğurduğu Sonuçlar

Yargılama sonunda yapılan tespit yalnızca mirasbırakanın malvarlığına ilişkindir; mirasın kendiliğinden paylaştırılması gibi bir sonuç doğurmaz. Mirasçıların taksimi gerçekleştirebilmesi için veraset ilamı temin etmeleri ve söz konusu değerlerin devrine yönelik işlemleri ayrıca yürütmeleri gerekir. Taraflar uzlaşamıyorsa ortaklığın giderilmesi davası açılarak adil bir bölüşmenin sağlanması yoluna gidilebilir.

Davanın ortaya çıkardığı başlıca sonuçlar şu şekilde özetlenebilir:

  • Olası çekişmelerin bertaraf edilmesi: Bu yola zaten malvarlığının tam olarak bilinemediği hallerde başvurulduğundan, tespit kararı ileride doğabilecek anlaşmazlıkların kaynağını kurutur. Kapsam netleştiğinde mirasçılar arasındaki tartışma zemini büyük ölçüde ortadan kalkar.
  • Mirasın resmi kayda geçirilmesi: Tespit sonucunda elde edilen veriler, mirasın resmi belgelere işlenmesine imkân tanır. Mirasçılar bu belirlemeye dayanarak gerekli kayıt işlemlerini başlatabilir.
  • Paylaşım için zemin oluşması: Yargılamadan çıkan bilgiler, mirasın nasıl bölüşüleceğine ilişkin hesabın dayanağını kurar. Mirasın değerinin ve mirasçı haklarının belirlenmesinde bu veriler kullanılır.
  • Mirasçı haklarının korunması: Dava, hak sahiplerini güvence altına alma amacı taşır. Malvarlığına ilişkin açık bir tablo elde edildiğinde mirasçılar haklarını bu tabloya dayanarak savunabilir.
  • Terekenin eksiksiz belirlenmesi: Sürecin asıl hedefi budur. Mahkeme yürüttüğü araştırma ve incelemeler sonucunda aktif ve pasif değerleri saptar ve net tereke tutarını hesaplar.

Terekenin tespiti, mirasçıların malvarlığı hakkında bilgi edinmesi ve haklarını koruyabilmesi bakımından kritik bir adımdır. Ne var ki karar paylaşıma ilişkin bir hüküm içermez; hedeflenen yalnızca terekenin belirlenmesidir. Bölüşme ayrı bir aşama olup taraf iradeleriyle ya da ilgili kanun hükümleri uyarınca gerçekleştirilir.

Mirasçıların pay ve oranlarının nasıl saptandığı konusunda ayrıntı için Mirasçılık Belgesi Nedir? Veraset İlamı başlıklı çalışmamıza bakılabilir.

Malvarlığı Nasıl Belirlenir?

Aktif Değerlerin Saptanması

Tespit davasında mahkeme, mirasbırakanın aktif değerlerini ilgili kurumlara gönderdiği müzekkereler yoluyla araştırır ve ulaşılan sonuçları kayda geçirir. Saklanması mümkün olmayan mallar yargılama sürerken satılarak parasal karşılığa dönüştürülür. Mirasbırakana ait nakit bulunuyorsa mahkemenin açtırdığı bir hesaba aktarılır. Ziynet eşyası mahkeme kasasına alınırken, geri kalan eşyalar dava boyunca yediemin uhdesine bırakılır.

Aktif malvarlığının belirlenmesinde şu adımlar izlenebilir:

  • Belge ve bilgi derlemesi: Süreç, mirasbırakanın varlıklarına dair verilerin bir araya getirilmesiyle başlar. Tapu kayıtları, araç ruhsatları, hesap ekstreleri, hisse senedi ve tahvil belgeleri, borçlanma senetleri, sigorta poliçeleri, vasiyetnameler, alacak senetleri, vergi beyannameleri ve benzeri mali evrak bu kapsamda toplanır.
  • Değer biçme: Terekedeki her kalemin parasal karşılığı ortaya konur. Gayrimenkullerde emlak değerlemesi, araçlarda ikinci el piyasa fiyatı, finansal enstrümanlarda güncel piyasa değeri gibi ölçütler kullanılabilir. Mahkeme gerekli görürse alanında uzman bilirkişiler aracılığıyla değerleme raporu düzenlettirir.

Pasif Değerlerin Saptanması

Mahkeme, aktif ve pasif kalemleri belirlerken ilk olarak mirasçıların beyanlarına ve eldeki bilgilere yönelir. Mirasçılar bildikleri değerleri mahkeme huzurunda ortaya koyar. Ancak yargılama bu beyanlarla sınırlı kalmaz; hâkim uygun gördüğü mercilere müzekkere yazarak araştırmayı kendisi derinleştirir. Bu çerçevede mirasbırakanın alacaklılarına ulaşılmaya çalışılarak pasif tablo oluşturulur.

Pasif malvarlığının tespitinde izlenebilecek adımlar şunlardır:

  • Yükümlülüklerin derlenmesi: Önce mirasbırakanın borçları bir araya getirilir. Bu borçlar banka kredilerinden, ipoteklerden, kredi kartı bakiyelerinden, vergi yükümlülüklerinden, borçlanma belgelerinden, hukuki taahhütlerden ve diğer mali sorumluluklardan kaynaklanabilir. İlgili belge ve bilgiler mirasçılardan, finans kuruluşlarından ve konuya taraf olan diğer kişilerden temin edilebilir.
  • Yükümlülüklerin ayrıştırılması: Derlenen borçlar öncelikli ve ikincil olmak üzere iki grupta ele alınabilir. Ölümden önceki dönemde doğan borçlardan üstün sırada yer alanlar öncelikli sayılır; vergi borçları, ipotekler ve hukuki yükümlülükler bu gruba örnektir. Diğerleri ikincil borç olarak nitelendirilir ve öncelikli borçlar karşılandıktan sonra ödenir.

Tereke Defterinin Tutulması

Defter tutma işlemi, Türk Medeni Kanunu'nun 590. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre ölüm tarihinden itibaren 1 ay içinde talepte bulunulması halinde Sulh Hukuk Hâkimi, terekenin defterinin tutulmasına karar verebilir.

Aynı Kanun'un 589. maddesi ise defter tutmayı bir koruma önlemi olarak öngörmüştür. Bu önlemin amacı, terekeyi oluşturan unsurların ölüm tarihi itibarıyla saptanmasını sağlayarak ileride çıkabilecek uyuşmazlıklarda başvurulacak bir kaynak yaratmak ve terekenin ölüm anındaki durumunun öğrenilmesine imkân tanımaktır. Tespit işlemi kural olarak bir süreye bağlanmamıştır; önlemin alınması imkânsız veya anlamsız hale gelmedikçe ve tereke paylaşılmadıkça talep edilebilir.

Bu doğrultuda mahkeme, yukarıda anlatılan aşamaları tamamlayarak aktif ve pasif değerleri belirledikten sonra defter tutma safhasına geçer. Terekeye ait unsurlar saptanır ve her biri tek tek tereke defterine yazılarak kayda alınır. Muhafazası mümkün olmayan kalemler varsa satılarak paraya çevrilir.

Deftere işlenen bir değerin terekeye değil kendisine ait olduğunu savunan mirasçı, bu iddiasını dile getirerek istihkak davası açabilir. Söz konusu davada mirasçı, kendisine ait olduğunu ispatladığı kalemin terekeden çıkarılmasını ve kendisine verilmesini isteyebilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görev bakımından, Türk Medeni Kanunu'nun 590. maddesi uyarınca yetkili yargı mercii Sulh Hukuk Mahkemesi'dir. Defter tutulmasına ilişkin talepleri değerlendirmek ve süreci yürütmek bu mahkemenin işidir.

Yetki yönünden ise mirasbırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi görev alır. Mirasbırakanın son yerleşim yeri yurt dışındaysa, Türkiye'de malvarlığının bulunduğu yer mahkemesi yetkili kabul edilir.

Zamanaşımı Bakımından Durum

Miras hakkı, ancak mirasbırakanın ölümüyle doğar. Dolayısıyla muris hayattayken miras hakkına dayanan bir dava açılması mümkün değildir.

Terekenin tespiti talebi, ölüm anından itibaren ileri sürülebilir. Bu dava herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi tutulmamıştır; her zaman açılabilir.

Yargılama Giderleri ve Vekâlet Ücreti

Tespit davasında karşılaşılan giderler, esasen yargılama sırasında doğan harcamalardan oluşur. Mahkeme masrafları resmi işlemleri, delillerin sunulmasını ve bilirkişi incelemesini kapsayan kalemleri içerir. Vekâlet ücreti ise mirasçıların davayı takip ettirmek üzere avukata ödedikleri bedeldir.

Bu kalemlerin tutarı davadan davaya ve avukatın talebine göre farklılaşır. Belirleyici etkenler arasında uyuşmazlığın karmaşıklığı, yargılamanın uzunluğu, vekilin tecrübesi ve yürürlükteki tarifeler sayılabilir. Miras uyuşmazlıklarında vekilin üstlendiği işlev hakkında Miras Avukatı – Miras Davalarında Avukatın Rolü ve Önemi başlıklı çalışmamız incelenebilir.

Sonuç olarak masraf ve ücret kalemleri sabit değildir; somut davanın niteliğine ve sayılan etkenlere göre değişir. Mirasçıların bu konuyu vekilleriyle önceden görüşerek mutabakata varmaları yerinde olur.

Sıkça Sorulan Sorular

Tespit kararından sonra paylaşım nasıl yapılır?

Tereke tespit edildikten sonra mirasçıların atması gereken ilk adım veraset ilamı almaktır. Aralarında mutabakat varsa mirasın anlaşma yoluyla bölüşülmesi mümkündür. Paylaşımın esasında bir uyuşmazlık doğarsa ortaklığın giderilmesi davasına başvurulması gerekir. Bu konudaki ayrıntılar için Ortaklığın Giderilmesi Davası – İzale-i Şuyu başlıklı çalışmamıza bakılabilir.

Miras taksim sözleşmesi nasıl yapılır?

Taraflar terekedeki değerlerin ne şekilde bölüştürüleceği konusunda uzlaşırsa ortaya bir miras taksim sözleşmesi çıkar. Bu halde yasal mirasçılar arasında paylaşımın usulünü belirleyen bir sözleşme akdedilir. Sözleşmenin noter huzurunda düzenlenmesi geçerlilik şartı olmamakla birlikte, uygulanabilirliği güçlendirmek ve ileride sorun yaşanmasının önüne geçmek için noter onaylı biçimde yapılması gerekir.

Dava ne kadar sürer?

Yargılamanın uzunluğu birden çok etkene bağlı olarak değişir. Aktif ve pasif kalemlerin çokluğu ya da bilinmemesinden doğan karmaşıklık, delil toplama süreci ve taraflar arasındaki çekişme bu süreyi doğrudan etkiler.

Yalın ve taraflar arasında ihtilaf bulunmayan tespit davaları görece kısa sürede neticelenebilir. Buna karşılık uyuşmazlık içeren dosyalar daha uzun zaman alır. Bu tür davalarda delillerin derlenmesi, duruşmaların yapılması, uzman görüşünün alınması ve taraflar arasında uzlaşma aranması süreci uzatabilir.

Her dosya kendi koşulları içinde değerlendirildiğinden genel bir süre söylemek güçtür. Tamamlanma zamanı, uyuşmazlığın karmaşıklığına ve ilgili mahkemenin iş yoğunluğuna göre farklılaşacaktır.

Davanın sonuçları nelerdir?

Yargılamadan çıkabilecek sonuçlar şunlardır:

Terekenin belirlenmesi: Sürecin asıl amacı, mirasbırakanın terekesinin açık biçimde ortaya konmasıdır. Aktif ve pasif değerler saptanır ve bir tereke defteri oluşturulur.

İstihkak davaları: Deftere işlenen bir değer mirasçılar arasında çekişmeye yol açarsa istihkak davası gündeme gelir. Bu davada mirasçı, kayıtlı kalemin kendisine ait olduğunu kanıtlamak ve kendisine verilmesini istemek üzere mahkemeye başvurur.

Miras payları ve mal paylaşımı: Tespit davası aktif ve pasif değerlerin belirlenmesi yönünden kritik bir adımdır ve yargılama sırasında mirasçılar ile payları hakkında da bilgi ortaya çıkar. Ancak dava, payların kesin olarak saptanması amacıyla açılan bir dava değildir.

Sonuçlar her dosyanın kendi koşullarına ve yargılamanın seyrine göre farklılaşabilir. Bu nedenle davanın doğuracağı etkiler, somut olayın ayrıntılarına göre değişkenlik gösterir.

Terekenin tespiti, ilk bakışta yalnızca bir envanter çalışması gibi görünse de miras uyuşmazlıklarının seyrini belirleyen bir başlangıç işlemidir. Ölüm anındaki tablonun resmi kayda geçirilmesi, sonraki aşamalarda açılacak tenkis, muvazaa, mirasın paylaşımı veya ortaklığın giderilmesi davalarının delil altyapısını oluşturur. Bu nedenle tespit talebinin dar tutulması, ilerideki hak arayışını zayıflatabilir.

Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, mirasçıların yalnızca bildikleri kalemleri mahkemeye bildirmesi ve araştırmanın bu beyanla sınırlı kalmasıdır. Oysa mahkemenin resen araştırma imkânı bulunduğundan, hangi kurumlara müzekkere yazılması gerektiği baştan planlanmalıdır.

Somut bir dosyada şu başlıklar önceliklendirilmelidir:

  • Ölümden itibaren 1 aylık süre içinde defter tutulması talebinin ileri sürülüp sürülmeyeceğinin değerlendirilmesi
  • Tapu, trafik tescil, banka, SGK ve vergi dairesi gibi kurumlara yazılacak müzekkerelerin kapsamlı biçimde belirlenmesi
  • Muhafazası güç taşınırlar ile ziynet eşyası bakımından koruma tedbirlerinin zamanında istenmesi
  • Terekeye dahil edilen bir değer üzerinde şahsi hak iddiası varsa istihkak davası seçeneğinin gözden geçirilmesi
  • Ölüm tarihi itibarıyla değerleme yapılması gerektiğinin bilirkişi taleplerinde açıkça vurgulanması
  • Yurt dışı unsurlu terekelerde yetkili mahkemenin baştan doğru belirlenmesi

Independent Legal, terekenin tespitinden defter tutma sürecine ve sonraki paylaşım uyuşmazlıklarına kadar miras hukukunun bütün aşamalarında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara