Tüketici mahkemelerine taşınacak uyuşmazlıkların büyük bölümünde, dilekçenin mahkemeye sunulmasından önce tamamlanması gereken bir ön aşama bulunur: arabuluculuk. Bu aşama atlanarak açılan dava esasa girilmeksizin, dava şartının gerçekleşmemiş olması gerekçesiyle usulden reddedilir. Buna karşılık tüketici hakem heyetlerine yöneltilen taleplerde böyle bir zorunluluk aranmaz; heyet kararına itiraz amacıyla tüketici mahkemesine gidilirken de arabuluculuğa başvurulmuş olması şart değildir.
Süreci başlatmak isteyen taraf için izlenecek yol sade biçimde tarif edilmiştir. Karşı yanın yerleşim yerindeki adliyede faaliyet gösteren arabuluculuk bürosuna başvurmak yeterlidir; muhatap birden çoksa bunlardan yalnızca birinin ikametgâhının bulunduğu yer esas alınabilir. Görevlendirilen arabulucu tarafları müzakere masasına çağırır, yürütülen görüşmelerin sonucunu tutanakla kayıt altına alır. Üzerinde mutabakata varılan konular bakımından sonradan dava yoluna gidilemez; uzlaşma sağlanamamışsa düzenlenen tutanağın açılacak davanın dilekçesine iliştirilmesi gerekir.
Anlaşmayla biten süreçlerde tutanağın taşıdığı imzalar da sonucu doğrudan etkiler. Belgede tarafların yanı sıra avukatlarının imzası da yer alıyorsa tutanak herhangi bir ek işleme gerek kalmadan icraya konulabilir. Yalnızca tarafların imzasını taşıyan metinlerde ise sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alınması gerekir. Bu bilgi notunda tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuğun kapsamını, istisnalarını, süreci oluşturan adımları ve doğurduğu hukuki sonuçları sırasıyla inceliyoruz.
Tüketici Davası Kavramı ve Kapsamı
Tüketici davası, tüketici işlemlerinden ya da tüketiciye yönelen uygulamalardan kaynaklanan uyuşmazlıkların yargı önüne taşınmasıdır.
Tüketici işlemi kavramı 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da geniş biçimde tanımlanmıştır. Buna göre, mal veya hizmet piyasalarında ticari yahut mesleki amaçla hareket eden gerçek ve tüzel kişiler ile onlar adına veya hesabına iş gören kişilerin — kamu tüzel kişileri de bu kapsamdadır — tüketicilerle kurdukları her türlü sözleşme ve hukuki işlem tüketici işlemi sayılır. Eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet ve bankacılık sözleşmeleri de bu tanımın içindedir.
Tanımın gösterdiği ölçüt açıktır: bir işlemin tüketici işlemi niteliği kazanabilmesi için taraflardan birinin tüketici sıfatını taşıması gerekir. Tüketici ise ticari bir gaye gütmeksizin, yalnızca tüketim ihtiyacını karşılamak üzere hareket eden bireysel kullanıcıdır.
İlişkinin bir tarafında tüketici bulunduğu sürece, o ilişkiden doğan uyuşmazlıklar kural olarak tüketici mahkemesinin görev alanına girer. Bu kuralın karşısında duran husus ise mutlak ticari davalardır: 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bu davalarda görev, tüketici sıfatından bağımsız olarak ticaret mahkemesine aittir.
Tüketici Davası ile Hakem Heyeti Başvurusu Arasındaki Farklar
Her iki yol da aynı hukuki ihtiyaca cevap verir; ayrıştıkları nokta işleyiş ve kapsamdır. Hakem heyeti mekanizması, belirli bir parasal eşiğin altında kalan uyuşmazlıkları yargıya taşımadan hızla neticelendirmek ve tüketici lehine bir çözüm zemini yaratmak üzere kurgulanmıştır.
Heyet başvuruları, mahkeme yargılamasına kıyasla belirgin biçimde kısa sürede sonuca bağlanır ve bütünüyle tüketicinin korunması amacına hizmet eder.
Parasal sınır bakımından 2023 yılı esas alındığında, değeri 66.000 TL'nin (altmışaltı bin Türk Lirası) altında kalan uyuşmazlıklarda il veya ilçe tüketici hakem heyetleri görevlidir. Bu tutarın aşıldığı hallerde heyete gitmeye gerek kalmaz; arabuluculuk aşaması tamamlandıktan sonra doğrudan tüketici mahkemesinde dava açılabilir.
İki yol arasındaki bir diğer belirleyici fark arabuluculuk şartında ortaya çıkar. Mahkemeye gidilirken bu şart aranırken, hakem heyetine yapılan başvurularda böyle bir ön koşul öngörülmemiştir. Dolayısıyla yukarıdaki eşiğin altında kalan talepler bakımından tüketici, ne dava açmak ne de arabulucuya gitmek zorundadır; doğrudan heyete başvurarak hakkını arayabilir. Kanun koyucunun tercihi, tüketici uyuşmazlıklarının arabuluculuk aracılığıyla hızlı, kolay ve düşük maliyetle çözülmesi yönündedir. Bu aşamada sonuç alınamayan dosyalarda yargı yolunun da tüketici açısından erişilebilir kalması istendiğinden, tüketici davaları harçtan bağışık tutulmuştur.
Konunun mali boyutuna ilişkin ayrıntılar için "Tüketici Davalarında Yargılama Giderleri ve Harçlar" başlıklı çalışmamıza bakılabilir.
Dava Şartı Olarak Zorunlu Arabuluculuk
Tüketici mahkemelerinde dava şartı olarak öngörülen arabuluculuğun gerekçesi üç başlıkta toplanabilir: uyuşmazlıkların daha kısa sürede çözüme kavuşması, yargılama maliyetlerinin aşağı çekilmesi ve yargı teşkilatının üzerindeki dosya yükünün hafifletilmesi.
Kuralın işleyişi şu şekildedir: dava dilekçesi verilmeden önce arabuluculuk yoluna gidilir ve uyuşmazlık, öncelikle iki tarafın da hazır bulunduğu bu müzakere ortamında giderilmeye çalışılır.
Söz konusu ön aşama bir dava şartı niteliği taşıdığından, tamamlanmadan mahkemeye başvurulduğunda tüketici mahkemesi işin esasına girmez ve davayı dava şartı yokluğundan reddeder.
Bu şekilde verilen usulden ret kararı, hakkın büsbütün yitirilmesi anlamına gelmez. Zamanaşımı süreleri dolmamışsa, eksik bırakılan arabuluculuk aşaması tamamlanarak davanın yeniden açılması mümkündür.
Genel kural bu olmakla birlikte, tüketici mahkemesine doğrudan başvurulabilen bazı haller de vardır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca arabuluculuk şartının dışında bırakılan uyuşmazlıklar şunlardır:
- Taşınmazın aynına ilişkin olarak açılan davalar
- Malın piyasadan toplatılması ile üretim veya satışın durdurulması istemli davalar
- Tüketici örgütlerinin dava yoluna başvurduğu haller
- Tüketici hakem heyetinin görev alanına giren uyuşmazlıklar
- Hakem heyetince verilmiş kararlara karşı yöneltilen itirazlar
Özetle, tüketici uyuşmazlıklarında kural dava öncesinde arabuluculuğa başvurulmasıdır; ancak yukarıda sayılan istisnai hallerde bu aşama aranmaksızın doğrudan dava açılabilecektir.
Arabuluculuk Sürecinin İşleyişi
Arabuluculuk Bürosuna Başvuru
Süreci başlatacak taraf, muhatabının yerleşim yerindeki adliyede bulunan arabuluculuk bürosuna müracaat eder; karşı tarafta birden çok kişi varsa bunlardan herhangi birinin yerleşim yeri esas alınabilir. Arabuluculuk bürosunun kurulmadığı yerlerde başvuru, bu iş için görevlendirilmiş yazı işleri müdürlüğüne yapılır.
Başvuru için tanınan süre bağımsız bir süre değildir; ilgili davaya ilişkin zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerle örtüşür. Başvurunun zamanaşımı üzerindeki etkisi aşağıda ayrıca ele alınmaktadır.
Arabulucunun Belirlenmesi
Müracaatın ardından arabulucu, büro tarafından atanır. Atama, Arabuluculuk Daire Başkanlığınca hazırlanıp ilgili komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden yapılır. Bununla birlikte taraflar, aynı listede yer alması kaydıyla belirli bir isim üzerinde anlaşarak dosyalarına kimin bakacağını kendileri de kararlaştırabilirler.
Atamanın büro eliyle yapıldığı hallerde arabulucu, büronun yetkili olup olmadığını resen incelemez. Yetki konusunda itirazı bulunan taraf, bu iddiasını en geç ilk oturumda ileri sürmeli ve yerleşim yeri ya da işin görüldüğü yerle ilgili belgeleri de sunmalıdır. Böyle bir itirazla karşılaşan arabulucunun kendiliğinden değerlendirme yapma yetkisi yoktur; dosyayı, sulh hukuk mahkemesine iletilmek üzere gecikmeksizin büroya teslim eder. Mahkeme yetki meselesini harç alınmaksızın inceler ve kesin nitelikte bir karara bağlar.
Süreçte Uygulanan Esaslar
Görevlendirilen arabulucu, görüşmenin yeri ve zamanı hakkında tarafları bilgilendirmek üzere kendiliğinden temasa geçer. İletişim bilgileri büro tarafından kendisine aktarıldığından bu bilgiler zaten elindedir. Mevcut bilgilerle taraflara erişemediği takdirde arabulucu, kendi araştırmasını yaparak her türlü iletişim aracıyla ilgililere ulaşabilir. Bağlantı kurulduğunda görevlendirmeye ilişkin bilgi verilir ve taraflar ilk toplantıya davet edilir.
Müzakerelere tarafların bizzat katılması mümkün olduğu gibi, özel yetki verilmiş avukatları veya kanuni temsilcileri aracılığıyla temsil edilmeleri de mümkündür.
Görüşmeler sırasında taraflar karşılıklı taleplerini ortaya koyarak ortak bir noktada buluşmayı dener. Arabulucunun bu aşamadaki yükümlülüğü, iki tarafa da eşit yaklaşmak ve müzakerenin dengeli koşullarda ilerlemesini sağlamaktır. Tarafların kendiliğinden bir çözüme ulaşamaması halinde arabulucu bir öneri de sunabilir.
Sürecin temel niteliklerinden biri gizliliktir. Arabulucu, faaliyeti dolayısıyla öğrendiği bilgi ve belgeleri saklı tutmakla yükümlüdür; taraflar da bu materyali sonraki bir davada ya da tahkim yargılamasında kullanamaz. Arabuluculuk Kanunu, delil olarak ileri sürülemeyecek beyan ve belgeleri şu şekilde sıralamıştır:
- Yalnızca arabuluculuk faaliyeti sebebiyle düzenlenmiş belgeler.
- Bir tarafın süreçte ileri sürdüğü öneriler ile bir vakıayı veya iddiayı kabul ettiğine dair açıklamalar.
- Uyuşmazlığın arabuluculukla giderilmesi amacıyla taraflarca dile getirilen görüş ve teklifler.
- Taraflardan gelen arabuluculuk daveti ya da bir tarafın sürece katılma yönündeki iradesi.
Arabulucu, kendisine başvuran taraflara eşit ve tarafsız davranmak ve görevini şahsen ifa etmek durumundadır. Bu sıfatla ilgilendiği uyuşmazlık hakkında sonradan dava açılırsa, taraflardan birinin vekilliğini üstlenemez.
İlk Oturum
Davetin ardından tarafların süreç kapsamında ilk kez bir araya gelmesiyle ilk oturum yapılmış olur. Oturumun gerçekleştiği, arabulucu tarafından tutanağa geçirilir. Bu toplantıya katılmanın ve geçerli bir mazeret olmaksızın katılmamanın sonuçlarına aşağıda ayrıca değinilmektedir.
Son Oturum
Arabulucunun tutanak düzenleme yükümlülüğü ilk oturumla sınırlı değildir; sürecin kapandığı oturumda da son tutanağı hazırlaması gerekir. Bu belge, dava şartı arabuluculuk bakımından kritik bir işlev görür. Zira sonradan açılacak davanın dilekçesine eklenmemesi ve mahkemenin verdiği süreye rağmen yine sunulmaması halinde dava, dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilir. Ayrıca son tutanağın düzenlenmesiyle birlikte zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yeniden işlemeye başlar.
Taraflara Tanınan Haklar ve Yüklenen Yükümlülükler
Süreç boyunca hem arabulucunun hem de başvuran tarafların uyması gereken kurallar ve kullanabilecekleri haklar vardır.
- Gizlilik, sürecin ayrılmaz bir unsurudur ve taraflar için hem hak hem de yükümlülük doğurur. Taraflar görüşmelerin gizli kalmasını talep edebilecekleri gibi, kendileri de bu gizliliği korumak zorundadır. Arabulucu bakımından da faaliyet sırasında ulaştığı her türlü bilgi ve belgeyi saklı tutma borcu söz konusudur. Gizliliğin ihlali suretiyle bir kimsenin hukuken korunan menfaatini zedeleyen kişi, Arabuluculuk Kanunu'nun 33. maddesi uyarınca şikâyete bağlı olarak 6 aya kadar hapis cezasıyla karşılaşabilir.
- Arabuluculuk esas itibarıyla tarafların iradesine dayanan gönüllü bir yöntemdir; kimse sürece katılmaya zorlanamaz. Ne var ki dava şartı olarak öngörüldüğü hallerde, dava açmayı düşünen tarafın bu aşamayı tamamlaması zorunludur. Aynı şekilde, ileride davalı konumunda olacak tarafın görüşmelere gelmemeyi tercih etmesi de kendisi bakımından bazı olumsuz sonuçlar doğurur. Bu husus aşağıda ayrıca açıklanmaktadır.
- Taraflar süreç boyunca eşit konumdadır. Arabulucunun taraflardan birine gösterdiği yaklaşımı diğerinden esirgememesi gerekir. Söz hakkı için ayrılan süreler eşit tutulmalı, eşitsizliğe yol açabilecek her durum arabulucu tarafından önlenmelidir.
Bu noktada bir hususun altını çizmek gerekir: zorunlu arabuluculuk görüşmelerine mazeret göstermeksizin katılmayan taraf, yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılması gibi yaptırımlarla karşılaşabilir. Ancak bu sonuç iş ve ticaret uyuşmazlıklarına özgüdür; tüketici yargılama giderlerinden muaf tutulduğundan onun bakımından gündeme gelmez.
Görüşmelerde Temsil
Taraflar müzakerelere şahsen iştirak edebilecekleri gibi, avukatları veya kanuni temsilcileri eliyle de temsil edilebilirler.
Süreler ve Zamanaşımına Etkisi
Arabulucu, görevlendirildiği günden başlayarak 3 hafta içinde başvuruyu neticelendirmekle yükümlüdür. Zorunluluk arz eden durumlarda bu süreyi bir hafta daha uzatma yetkisi kendisine tanınmıştır.
Dava şartı arabuluculukta, büroya müracaat edildiği tarih ile son tutanağın imzalandığı tarih arasında kalan dönemde zamanaşımı süreleri durur; hak düşürücü süreler ise işlemez. Buna karşılık tarafların kendi iradeleriyle başvurdukları ihtiyari arabuluculukta böyle bir etki doğmaz.
Arabuluculuk Ücreti
Arabulucu, yürüttüğü faaliyetin karşılığında ücret ve masraflarını talep etme hakkına sahiptir. Dahası, henüz çalışmaya başlamadan önce bu kalemler için avans isteyebilir. Taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa ücret, faaliyetin son bulduğu tarihte yürürlükte olan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak hesaplanır. Tarifede öngörülen tutarın altında bir bedel üzerinde anlaşılması mümkün değildir. Ücret ve uyuşmazlık için yapılan masraflar kural olarak taraflar arasında eşit paylaştırılır; bununla birlikte taraflar, bedelin tamamının ya da büyük bölümünün yalnızca birince karşılanması yönünde anlaşabilirler.
Taraflara ulaşılamadığı, görüşmelere gelinmediği veya uzlaşma sağlanamadığı hallerde arabuluculuk ücreti Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir.
Süreç sonrasında açılan dava tüketicinin lehine sonuçlanırsa, bu ücret 6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde davalıdan tahsil edilir ve bütçeye gelir olarak kaydedilir.
Ücretin hesaplanma yöntemi, uyuşmazlığın konusuna göre değişir. Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, konusu para olan veya para ile ölçülebilen işlerde ücret yüzde esasına göre bulunurken; parasal bir değer taşımayan işlerde harcanan saat ve taraf sayısı ölçüt alınır.
Sürecin Sona Ermesi
Faaliyetin nasıl sonuçlandığı, tarafların uzlaşıp uzlaşamadığı ve varılan noktanın niteliği arabulucunun düzenlediği bir tutanakla belgelenir. Bu tutanağı taraflar, varsa avukatları veya kanuni temsilcileri imzalar. İmzadan kaçınıldığı takdirde belge, nedeni de yazılmak suretiyle yalnızca arabulucu tarafından imzalanır.
Süreç anlaşmayla kapanmışsa, üzerinde mutabakat sağlanan konularda taraflarca sonradan dava açılamaz.
Uzlaşma sağlanamadığında bu durumu yansıtan son tutanak hazırlanır. Söz konusu belge dava dilekçesine eklenerek uyuşmazlık tüketici mahkemesine taşınabilir. Tutanak eklenmeksizin mahkemeye başvurulması halinde davacıya, belgeyi ibraz etmesi ve aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını taşıyan bir davetiye gönderilir. Bu uyarıya karşın tutanak sunulmazsa dava usulden reddedilir.
İcra Edilebilirlik Şerhi
Tüketici uyuşmazlığında arabuluculuk anlaşmayla sonuçlandığında, düzenlenen belgenin cebri icraya elverişli hale gelebilmesi için şerh verilmesi gerekir. Bu şerh, arabulucunun görev yaptığı yerdeki sulh hukuk mahkemesinden istenebilir. Şerhi taşıyan anlaşma ilam niteliğinde belge kabul edilir; başka bir ifadeyle mahkeme kararıyla eşdeğer bir güç kazanır.
Tarafların, vekillerinin ve arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi de ilam niteliğindedir. Yani taraf imzalarının yanında avukat imzalarını ve arabulucunun imzasını da içeren belgenin icra kabiliyeti kazanması için ayrıca mahkemeye başvurulmasına gerek yoktur; bu tür tutanaklar doğrudan icraya konulabilir.
Süreç Sonrasında Dava Açılması
Anlaşmaya varılan konular bakımından taraflar için dava yolu kapanır; bu hususlar yeniden yargı önüne getirilemez.
Mutabakat sağlanamayan noktalarda ise dava açılmasının önünde bir engel yoktur. Anlaşamamayı gösteren ve tarafların, vekillerinin ya da kanuni temsilcilerinin imzasıyla arabulucunun imzasını taşıyan tutanak, tüketici mahkemesinde açılacak davanın dilekçesine eklenmelidir. Bu yapılmadığında mahkeme belgenin sunulması için süre tanır; verilen süre içinde de dosyaya konulmazsa dava usulden reddedilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Arabulucuya başvurmak zamanaşımını etkiler mi?
Tarafların kendi tercihiyle yürütülen ihtiyari arabuluculukta başvuru, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler üzerinde kesme veya durdurma etkisi doğurmaz. Buna karşılık arabuluculuğun dava şartı olarak öngörüldüğü hallerde başvuru, zamanaşımını keser ve durdurur.
İcra takibi başlatmadan önce arabulucuya gitmek gerekir mi?
Hayır. Dava şartı arabuluculuk, iş, tüketici ve ticaret mahkemelerinde açılacak belirli davalar için öngörülmüştür; icra takibi yapılabilmesi böyle bir ön koşula bağlanmamıştır.
Anlaşma sağlanamazsa avukat hangi ücrete hak kazanır?
Faaliyetin uzlaşmazlıkla kapanması durumunda avukat, 2023 yılı için 2.400,00 TL tutarında maktu ücrete hak kazanır. Bu bedel asıl alacağın üzerine çıkamaz. Aynı vekille dava yoluna gidilmesi halinde ise arabuluculuk aşamasında ödenen tutar, yargılama sürecinde ödenecek asgari ücretten düşülür.
Anlaşma halinde parasal işlerde vekâlet ücreti nasıl hesaplanır?
Konusu para olan veya para ile ölçülebilen işlerde anlaşma belgesi imzalanmışsa avukatlık ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin üçüncü kısmına göre bulunan tutarın dörtte bir fazlası olarak belirlenir. Dolayısıyla hesaplama yüzde usulüyle yapılır.
Parasal değeri olmayan işlerde durum nedir?
Para ile değerlendirilemeyen işlerde anlaşma sağlanıp belge imzalandığında avukatlık ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüleceği mahkeme için öngörülen maktu ücretin dörtte bir fazlası olarak tespit edilir.
Independent Legal Değerlendirmesi
Dava şartı arabuluculuk, uygulamada çoğu zaman aşılması gereken bir formalite gibi görülmekte; oysa bu aşamada verilen kararlar davanın seyrini kalıcı biçimde belirlemektedir. Yanlış yetkili büroya yapılan başvuru, eksik hazırlanmış bir talep veya içeriği yeterince tartışılmadan imzalanan bir anlaşma belgesi, sonradan telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Anlaşmayla kapanan konularda dava yolunun tamamen kapanması, müzakere masasına hazırlıksız oturmanın maliyetini açıkça göstermektedir.
Uyuşmazlığın niteliğine göre önce hakem heyeti mi yoksa arabuluculuk ve dava yolu mu tercih edileceğinin baştan belirlenmesi de sürecin verimliliği açısından belirleyicidir. Somut bir dosyada yol haritası kurulurken şu başlıklar önceliklendirilmelidir:
- Uyuşmazlık değerinin hakem heyeti eşiğinin altında mı üstünde mi kaldığının tespiti
- Talebin, arabuluculuk şartından muaf tutulan istisna kalemlerinden birine girip girmediğinin denetlenmesi
- Başvurunun yetkili arabuluculuk bürosuna yapılması ve yetki itirazı ihtimalinin önceden değerlendirilmesi
- Görüşmelere katılacak vekilin özel yetkiyi haiz olmasının sağlanması
- Anlaşma belgesinin, doğrudan icra kabiliyeti doğuracak imzaları taşıyacak biçimde düzenlenmesi
- Uzlaşma sağlanamaması halinde son tutanağın dava dilekçesine eksiksiz eklenmesi
Independent Legal, tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuk görüşmelerinin yürütülmesinden anlaşma belgesinin icrasına ve dava aşamasının takibine kadar sürecin bütününde danışmanlık ve temsil hizmeti sunmaktadır.

