Independent LegalIndependent Legal

Deniz Ticaret Hukuku

Deniz Ticaret Hukuku

Türk Gemi Sicil Sistemi: Sicilin İşlevleri ve Tescil Usulü

Gemi sicili yalnızca teknenin devlete bağlılığını göstermez; ayni hakların kurulmasında, işlem güvenliğinin sağlanmasında ve kamu güveninin üretilmesinde belirleyici rol oynar. Milli Gemi Sicili, Türk Uluslararası Gemi Sicili ve yapı sicilini tescil usulleriyle birlikte ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Deniz Ticaret HukukuOkuma 11 dk

Gemi sicili, teknelere ilişkin belli başlı verilerin resmen tutulduğu kütüktür. Sistemin ayrıntıları mevzuatımızda ilk kez Gemi Sicil Nizamnamesi ile ortaya konulmuştur. Gemilerin ticaretteki belirleyici ağırlığı ise deniz hukukuna ve deniz ticaretine dair hükümlerin Türk Ticaret Kanunu içinde ayrıntılı biçimde düzenlenmesini gerekli kılmıştır. Deniz hukukunun ve deniz ticaretinin asli unsuru gemi olduğundan, kanun ticaret gemisini de ayrıca tanımlamıştır:

Türk Ticaret Kanunu m. 391/2
"Suda ekonomik menfaat sağlama amacına tahsis edilen veya fiilen böyle bir amaç için kullanılan her gemi, kimin tarafından ve kimin adına veya hesabına kullanılırsa kullanılsın "ticaret gemisi" sayılır."

Ticari faaliyetin içinde yer alan gemilerin sicile geçirilmesi zorunludur. Bu yükümlülük yalnızca ticaret gemileriyle sınırlı da değildir; kullanım amacı ne olursa olsun belirli nitelikleri taşıyan bütün teknelerin tescil ettirilmesi gerekir. Kaydın zorunlu tutulmasının gerekçesi, sicilin sadece geminin kanuni bağlılığını göstermesi değil, aynı zamanda tekne üzerindeki ayni hakların kurulmasına ve tespitine hizmet etmesidir.

(Ayni hak: Bir taşınır veya taşınmaz üzerinde doğrudan doğruya egemenlik yetkisi veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haklardır. Türk Dil Kurumu)

Bu bilgi notunda deniz ticareti ile sicil arasındaki bağı, sicilin gördüğü işlevleri, Milli Gemi Sicilini, Türk Uluslararası Gemi Sicilini, yapı sicilini ve bu sicillere tescil usulünü ele alıyoruz.

Gemi Sicilinin Fonksiyonları

Gemi sicili, teknenin tabiiyeti bakımından bir denetim aracı olmanın ötesinde özel hukuk alanında da çok yönlü sonuçlar doğurur. Ayni haklara ilişkin kayıtlar kural olarak bildirici niteliktedir; buna karşılık ipotek ve intifa haklarının doğumunda ve mülkiyetin zamanaşımıyla kazanılmasında sicilin rolü kurucudur.

Ticaret sicili ile tapu sicilinde olduğu gibi gemi sicili de aleniyet ilkesine tabidir. Kaydın herkesin erişimine açık tutulması bireysel denetimi kolaylaştırır. Mülkiyet hakkının, gemi ipoteğinden doğan yetkilerin ve intifa hakkının sicilde gösterilen kişilere ait olduğu yönünde bir karine de sicil kayıtlarına bağlanmıştır.

Sicilin belki de en ağır basan işlevi kamu güveni sağlamasıdır. Tapu sicilinde olduğu gibi gemi sicili de bu güveni üretir. Bir tekne üzerinde hukuki işlemle mülkiyet, intifa, ipotek ya da ipotek üzerinde başka bir hak elde eden kişi bakımından sicile yazılı bütün kayıt ve esasların doğru sayılması, doğrudan kamu güveni ilkesinin sonucudur.

Deniz Ticareti ile Gemi Sicili Arasındaki Bağ

Gerek yurt içi gerek uluslararası ticaretin belkemiğini ulaşım oluşturur ve bugün uluslararası ticaretin yaklaşık %90'ı deniz yoluyla yürütülmektedir. Bu ticaretin temel bileşenleri; gemiler, taşınan yük, armatörler ve geminin bayrağını çekmek suretiyle temsil ettiği devletlerdir. Kara ticaretinde olduğu gibi denizde de yoğun denetim mekanizmaları işler; gemi sicilleri de bu mekanizmanın ayaklarından biri olarak ticari güvenliğin sağlanmasında kritik bir yer tutar.

Sicili kısaca geminin kimliği olarak tanımlamak mümkündür. Kimlik belgesi bulunmayan bir kişinin yasal yollarla yurt dışına çıkamaması gibi, hiçbir sicile yazılmamış bir tekne de uluslararası sularda ticari faaliyete katılamaz. Sicil, geminin ulusal ve uluslararası sularda yük taşıyabilmesi ve yol alabilmesi için gerekli olan pasaport belgesi olarak nitelendirilebilir. Doktrindeki yaklaşıma göre bir geminin hiçbir devlete bağlı olmaması ya da birden fazla devletin bayrağını taşıması hukuk güvenliğiyle bağdaşmaz. Bunun nedeni, geminin direğinde dalgalanan bayrağın dünyanın neresinde bulunursa bulunsun o devletin kara ülkesinin uzantısı sayılmasıdır; yapılan iş ve işlemler de bu bayrağa ve devlete göre şekillenir.

Yukarıda değindiğimiz üzere ticaret, denetlenmesi gereken bir alandır ve sağlıklı işleyebilmesi için ulaşımın da sorunsuz, hukuka uygun ve denetime açık olması gerekir. Ticari faaliyetini sürdüren şirket ya da tacirlerin taşıma aşamasında sıkıntı yaşamaması, yükün zamanında ve zarar görmeden varış yerine ulaşabilmesi, taşımayı gerçekleştiren tekneye ilişkin asli bilgilere erişilebilmesine bağlıdır. Yükü deniz yoluyla taşıtan kişi, yani taşıtan bakımından geminin sicil kaydı bu nedenle büyük önem taşır. Zira hiçbir sicile yazılmamış bir gemiyle sözleşme kurulduğunda, yükün varış yerine ulaşmaması hâlinde taşıtanın hukuki koruması zayıflar ve hak kaybına uğrama ihtimali belirgin biçimde artar.

Hukuki ilişkilerin belirlenmesi ve işlem güvenliği açısından Türk doktrininde sicil şu ifadelerle tanımlanmıştır: "Gemi sicili, gemilerin kaydına mahsus bir kütüktür." Kanunlar genel olarak, ekonomik bakımdan önem taşıyan ve üçüncü kişileri ilgilendiren hukuki işlemlerin aleniyet kazanmasına yönelik hükümler içerir. Bu aleniyet taşınmazlarda tapu sicili, tacirlerde ticaret sicili, gemilerde ise gemi sicili aracılığıyla sağlanır. Türk deniz ticareti hukukunda üç ayrı sicil bulunmaktadır: Milli Gemi Sicili, İnşa Hâlindeki Gemilere Özgü Sicil ve Türk Uluslararası Sicili.

Milli Gemi Sicili ve Tescil Usulü

Deniz ticaretinde kullanılan teknelerin bağlı olduğu sicile milli sicil denir; sulara kıyısı bulunan her devlet bakımından tablo aynıdır. Söz konusu bağlılık; geminin malikinin, maliki olmadığı tekneyi işletmekle görevli gemi işletme müteahhidinin, gemisini deniz ticaretinde kullanan donatanın veya bu sıfatların dışında hukuki bir ilişki çerçevesinde tekneyi devralan kişinin tabi bulunduğu ülke hukukuna göre saptanır. Türkiye'de TTK esas alınarak oluşturulan Milli Gemi Sicili (MGS) de bu çerçevededir.

Milli Gemi Sicili, Türk Ticaret Kanunu'nun 954 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup kanun metninde "gemi sicili" ifadesiyle anılmaktadır. Bu hükümlerde sicillerin tutulma biçimi, kayıt için gerekli belgeler ve sicilden silinme gibi başlıklar ayrıntılı olarak işlenmiştir. Sicile, TTK m. 940 gereğince Türk bayrağı çekme hakkını haiz ticaret gemileri ile TTK m. 935'in ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerinde sayılan gemiler kaydolunur.

Türk Ticaret Kanunu m. 935/2 (a) bendi
""Gemi", "Kaptan", "Gemi Alacakları" ve "Cebrî İcraya İlişkin Özel Hükümler" başlıklı Kısımları, "Çatma" ve "Kurtarma" başlıklı Bölümleri, deniz alacaklarına karşı sorumluluğun sınırlanması hakkındaki hükümleri ile donatanın, gemi adamlarının kusurundan doğan sorumluluğuna ilişkin 1062 nci maddesi, yatlar, denizci yetiştirme gemileri gibi sadece gezinti, spor, eğitim, öğretim ve bilim amaçlarına tahsis edilmiş gemilere,"
Türk Ticaret Kanunu m. 935/2 (c) bendi
"Bayrak şahadetnamesi ile ilgili 944 üncü maddenin ikinci fıkrası ile 945, 947, 948 ve 949 uncu maddeleri, sicille ilgili 955, 956, 973 ve 991 inci maddeleri, kanuni ipotekle ilgili 1013 üncü maddesi ve yapı hâlinde bulunan gemiler üzerindeki haklarla ilgili 1054 ilâ 1058 inci maddeleri yabancı bir devlet veya onun vatandaşları adına Türkiye'de yapılmakta olan gemilere de, nitelikleri ile bağdaştığı ölçüde, uygulanır"

Bu fıkrada sayılanların yanı sıra, m. 957 uyarınca 18 gros tonilato ve daha büyük her ticaret gemisinin maliki tescil isteminde bulunmakla yükümlüdür. Tescil işlemi kural olarak bağlama limanının bağlı olduğu sicil müdürlüğünce yapılır. Buna karşılık geminin seferleri yabancı bir limandan, bir kara kentinden ya da doğrudan teknenin kendisinden yönetiliyorsa malik, gemisini dilediği yerin siciline tescil ettirebilir.

Milli Gemi Sicilleri rehin kurulması ve haciz gibi işlemlere zemin hazırlar. Üçüncü kişiler sicil incelemesi yaparak kuracakları hukuki ilişkide lehlerine ve aleyhlerine olan hususları önceden görebilir. Sicil ayrıca bağlı bulunulan devlete vergi, resim ve harçların tarhı, tahakkuku ile tahsili konusunda tetkik ve denetim yetkisi verir; bu kalemlere ilişkin istisna ve muafiyet hâlleri de sicile bakılarak tespit edilir. Bunların yanında gemilerin bayrak taşıma hakkının belirlenmesi, bağlama limanının saptanması ve tonilatoların tespiti de sicillerin gördüğü işlevler arasında sayılabilir.

Milli Gemi Siciline tescil, Türk Ticaret Kanunu'nun 959. maddesinde hüküm altına alınmıştır:

Türk Ticaret Kanunu m. 959
"Gemi, ancak malikin veya maliklerinden birinin istemi üzerine gemi siciline tescil olunur. İstem dilekçeyle yapılır."

Dilekçede yer alması gereken bilgiler ise m. 960'ta gösterilmiştir:

Türk Ticaret Kanunu m. 960
"Tescil istemiyle birlikte aşağıdaki hususlar bildirilir:
a) Geminin adı.
b) Türü ve yapımında kullanılmış olan esas malzeme.
c) Bağlama limanı.
d) Belirlenmesi mümkünse, yapıldığı yer ve kızaktan indiği yıl.
e) Resmî ölçme sonuçları ve makine gücü.
f) Geminin maliki;
1. Gerçek kişi ise, adı ve soyadı, T.C. kimlik numarası, varsa ticaret unvanı ve kayıtlı bulunduğu ticaret sicili müdürlüğü ile sicil numarası.
2. Ticaret şirketi ise, şirketin türü, ticaret unvanı ve tescil olunduğu ticaret sicili müdürlüğü ile sicil numarası.
3. Diğer tüzel kişilerden ise, adı ve merkezi.
4. Donatma iştiraki ise, tacir sıfatına sahip olduğu takdirde ticaret unvanı ile paydaş donatanların ad ve soyadları, varsa T.C. kimlik numarası ile gemi paylarının miktarı ve varsa gemi müdürünün adı ve soyadı ve T.C. kimlik numarası.
g) İktisap sebebi.
h) Türk Bayrağını çekme hakkına esas oluşturan sebepler.
i) 955 inci maddenin üçüncü fıkrasında yazılı hâlde temsilcinin adı, soyadı, TC kimlik numarası ve adresi."

Yukarıda sayılan bilgilerin tamamını içeren dilekçenin düzenlenmesi ve m. 961'de aranan belgelerin tamamlanmasının ardından gemi sicili, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının uygun göreceği yerlerde tutulur. Bu başlığa ilişkin ayrıntılar "Türk Gemisi ve Türk Bayrağı Çekme Hakkı" konulu ayrı çalışmada ele alınmaktadır.

Türk Uluslararası Gemi Sicili ve Tescil

Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu (TUGSK) mevzuatımıza 16 Aralık 1999 tarih ve 4490 sayılı kanunla girmiştir. Tasarının hazırlandığı dönemde, "genel gerekçe" başlığı altında böyle bir uluslararası sicile neden gereksinim duyulduğu şu ifadelerle açıklanmıştır:

"Türkiye'nin dış ticaretinin % 91 oranındaki kısmının denizyoluyla gerçekleştirildiği ve Türk donatanlar tarafından işletilen gemilerin dünya denizlerinde de önemli taşıma pazarına sahip oldukları, ancak, liman devleti denetlemelerinin ve gözetim kuruluşlarınca aranan asgari teknik unsurların gerçekleştirilmesi için gereken modern yatırımların maliyetlerinin yüksek olmasının donatanların ucuz iş gücüne dönmesine ve verimliliğin düşmesine sebep olduğu ve filomuzun uygun sicillere olan talep yüzünden küçülmesinin önüne geçmek, yabancı donatanları ülkemiz bayrağı altında çalıştırarak ülkemizde vergilendirilmelerini ve döviz girdisini sağlamak amacıyla uluslararası gemi sicilinin Türkiye'de kurulması gerektiği"

Görüldüğü üzere TUGS, Türkiye'de deniz ticaretinin hâkimiyet alanının genişlemesiyle ortaya çıkan gereksinim doğrultusunda deniz ticaretine ve mevzuatımıza eklenmiştir.

Uluslararası sicil kurma yöntemi sayesinde, ekonomik ölçek ve ticaret filosu büyüklüğü bakımından fazla güçlü sayılmayan bazı devletler kendi bayrağını taşıyan gemi sayısını artırmaktadır. Bu sayının yükselmesi devletler açısından oldukça önemlidir; hem ithalat ve ihracatta kolaylık doğar hem de bayrağını taşıyan her tekne vergilendirilerek ekonomiye kaynak sağlanır. TUGS'un genel mahiyeti bu şekilde özetlenebilir. Uygulamaya bakıldığında deniz ticaretiyle uğraşan ülkelerin ikincil siciller yoluyla filolarındaki daralmayı durdurduğu, deniz ticaretinin hacminin farkında olan devletlerin önlemlerini bu yolla aldığı görülmektedir.

TUGSK'un kabul sürecinde rol oynayan bir diğer etken ise mülga TTK m. 824'te yer alan ve yabancı bir geminin en çok 2 yıl süreyle Türk bayrağı çekebilmesine imkân tanıyan hükmün, Finansal Kiralama Kanunu (FFK) 7 ve 8. maddelerinde öngörülen feshedilmezlik koşulu nedeniyle bertaraf edilmesidir.

Kısaca özetlemek gerekirse; Türkiye'nin jeopolitik konumu ve liman faaliyetlerinin hacmi dikkate alındığında denizcilik, ekonomiye önemli katkı sunan bir sektördür. TUGSK'un kabulündeki amaç yalnızca Türk deniz ticaret filosunu korumak değil, yabancı bayraklı gemileri de filoya kazandırarak ekonomiyi güçlendirmektir. Serbest piyasa esasına dayanan Türk ekonomisinde gemileri Türk Bayrağı altında tutmak ve mali açıdan daha avantajlı görünen ülke filolarından uzaklaştırmak, ancak Türk gemi ve yatlarına tanınacak avantajlarla mümkün olabilmektedir.

Türk Uluslararası Gemi Siciline tescil, 4490 Sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu İle 491 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 5. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre Türkiye'de mukim Türk uyruklu gerçek kişilerin, ikametgâhı Türkiye'de bulunan yabancı kişilerin ve Türk hukukuna göre kurulmuş şirketlerin malik oldukları gemi ve yatlar bu sicile tescil edilebilmektedir. Kanun, TUGS'a yazılabilecek gemi türlerini de belirlemiştir: ticari amaçla kullanılan yolcu gemileri, açık deniz balıkçı gemileri, özel maksatlı ve özel yapılı gemiler ile yine ticari amaçla işletilen yatlar. Konu TUGSK m. 2/a ile TUGSY m. 4/5a'da bu şekilde tanımlanmıştır. Gemilerin uluslararası alandaki sicil kayıtlarına dair ayrıntılı değerlendirme ise "Tekne ve Yatların Üçüncü Ülkeler Nezdinde Tescili" başlıklı çalışmada yer almaktadır.

İnşa Hâlindeki Gemilere Mahsus Sicil

Adından da anlaşılacağı üzere bu sicil, yapımı henüz tamamlanmamış ve denize elverişli hâle gelmemiş teknelerin kaydedildiği kütüktür. İnşası bitmemiş olsa dahi bu araçların taşıdığı ekonomik değer esas alındığında kanun koyucu, bunların da kayıt altına alınmasında hukuki yarar görmüş ve yalnızca bu amaca hizmet eden ayrı bir sicil düzeni kurmuştur.

İnşa hâlindeki gemilere mahsus sicil, uygulamada "yapı sicili" adıyla da anılır. TTK m. 931'de yapılan "gemi" tanımı denize elverişli araçları kapsadığından, yapımı süren tekneler bakımından bir hukuki koruma ve düzenleme alanının bulunmaması tehlike doğuran bir boşluk yaratırdı. Yapı sicilinin taşıdığı önem de buradan kaynaklanır.

Belirtilmesi gereken bir diğer nokta, yapı sicillerinin de gemi siciline ilişkin genel geçer kurallara tabi olmasıdır. Bu sicil resmî ve kamuya açık siciller arasındadır; dolayısıyla tutulmasından doğacak hukuki sorumluluk devlete aittir. Yapı sicilleri de gemi sicil müdürlükleri tarafından tutulmaktadır.

Yapı sicilinin sağladığı avantajlar arasında şu iki imkân öne çıkar: inşa sürecinde krediye ihtiyaç duyulduğunda zilyetliğin devrine gerek kalmaksızın, yani inşaat kesintiye uğramadan yapının tescil yoluyla kredi teminatı olarak kabul edilebilmesi; yine inşaatı durdurmadan ihtiyati ve icrai haciz uygulanabilmesi.

Yapı hâlindeki gemilere özgü sicil TTK m. 986'da tanımlanmıştır. Tanımdan anlaşıldığı üzere bu sicile tescil yalnızca malikin istemiyle yapılabilir. Yapı, yapım yerinin bağlı bulunduğu sicil müdürlüğünce tescil olunur. Tescil isteminin şekli ve içeriği ise m. 987 ile m. 988'de gösterilmiştir:

Türk Ticaret Kanunu m. 987 – 988
"1. Tescil istemi
a) Şekli MADDE 987-
(1) Yapı, malikinin veya kanuni ipotek hakkını tescil ettirmek isteyen tersane sahibinin dilekçesi ile yapı hâlindeki gemilere özgü sicile kaydolunur.
(2) İhtiyati veya icraî haciz kararı almış olan alacaklı da icra müdürünün yazısı ile yapının sicile kaydını isteyebilir.
b) İçeriği MADDE 988-
(1) Tescil istemiyle birlikte aşağıdaki hususlar bildirilir:
a) Yapı hâlinde bulunan geminin türü ile adı veya numarası veya ayırt edilebilmesine yarayan herhangi bir işareti.
b) Yapım yeri ve geminin yapıldığı tersane.
c) Maliki.
(2) 1054 üncü maddenin ikinci fıkrasında yapı üzerinde gemi ipoteği kurulması için gerekli görülen şartların bulunduğu, yetkili gemi ölçme kurumunun vereceği bir belge ile ispatlanır."

Başlıklar hâlinde açıkladığımız bu sicillere ilişkin diğer işlemler hakkında ayrıntılı bilgi, "Gemi Mülkiyetinin Sicile Tescil, Terkin ve Düzeltme İşlemleri" konulu ayrı çalışmada bulunmaktadır.

Gemi sicili uygulamada çoğu zaman salt idari bir formalite gibi görülür; oysa bir teknenin finansmanından teminatlandırılmasına, alım satımından cebri icraya kadar hemen her işlemin hukuki dayanağı sicil kaydıdır. Ayni haklara ilişkin kayıtların bildirici, ipotek ve intifada ise kurucu etki doğurması, hangi anda hangi hakkın kazanıldığı sorusunu doğrudan sicil verilerine bağlar.

Hangi sicilin tercih edileceği ise teknik olduğu kadar ticari bir karardır. Milli Gemi Sicili ile Türk Uluslararası Gemi Sicilinin koşulları ve vergi rejimi farklılaştığından, karar öncesinde geminin türü, kullanım amacı ve işletme yapısı birlikte değerlendirilmelidir. Somut bir dosyada şu başlıklar önceliklendirilmelidir:

  • Teknenin 18 gros tonilato eşiği karşısındaki durumunun ve tescilin zorunlu mu ihtiyari mi olduğunun saptanması
  • Türk bayrağı çekme hakkının hangi sebebe dayandırıldığının tescil dilekçesinde açıkça gösterilmesi
  • Milli Gemi Sicili ile TUGS arasındaki tercihin mali ve operasyonel sonuçlarıyla birlikte analiz edilmesi
  • Bağlama limanı ile seferlerin yönetildiği yer farklıysa yetkili sicil müdürlüğünün doğru belirlenmesi
  • İnşa hâlindeki tekne finanse edilecekse yapı siciline kaydın ve kanuni ipotek talebinin eşzamanlı yürütülmesi
  • Rehin, haciz ve şerhlerin sicilde güncel tutularak üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hâle getirilmesi

Independent Legal, gemi sicil işlemleri, bayrak değişikliği, gemi finansmanı ve sicilden kaynaklanan uyuşmazlıklar bakımından deniz ticareti hukuku alanında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara