Independent LegalIndependent Legal

Miras Hukuku

Miras Hukuku

Türk Vatandaşı Olmayanların Türkiye'de Mirasçılığı: Uygulanacak Hukuk, İşlemler ve Sınırlamalar

Yabancı uyruklu kişiler Türkiye'de mirasçı sıfatı kazanabilir; ancak taşınmaz edinimi kanuni sınırlara tabidir. Yabancılık unsuru taşıyan miras ilişkilerinde uygulanacak hukuku, milletlerarası yetkiyi, belge ve vergi yükümlülüklerini uygulama açısından değerlendiriyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Miras HukukuOkuma 9 dk

Yabancı uyruklu bir kişinin Türkiye'de mirasçı olabilmesi, iki normlar bütününün kesişiminde şekillenir: Türk Medeni Kanunu'nun miras hükümleri ile milletlerarası özel hukukun bağlama kuralları. Yabancı gerçek kişiler, kanunun öngördüğü sınırlamalar dışında mirasçı sıfatı kazanabilir; taşınır değerler kadar taşınmazlar üzerinde de miras yoluyla hak sahibi olabilirler.

Ne var ki uygulamada mesele mirasçılık sıfatının tanınmasıyla sonuçlanmaz. Hangi hukukun uygulanacağı, hangi devletin mahkemesinin yetkili olduğu, tapu intikalinin nasıl yürütüleceği ve doğacak vergi yükünün kapsamı birlikte çözülmesi gereken sorulardır. Kişinin birden fazla vatandaşlığa sahip olması ya da Mavi Kart statüsünde bulunması tabloyu daha da katmanlı hale getirir.

Bu bilgi notunda, Türk vatandaşlığı bulunmayan kişilerin miras haklarını, uygulanacak kuralları ve pratikteki tıkanma noktalarını ele alıyoruz.

Yabancıların Türkiye'deki Miras Hakkının Hukuki Temeli

Yabancıların ülkemizdeki mirasçılığına ilişkin çerçeveyi esas olarak iki metin çizer: Türk Medeni Kanunu ile Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun. Türk hukuku bakımından kabul edilen kural, yabancı gerçek kişilerin kanunda açıkça öngörülmüş sınırlamalar dışında Türk vatandaşlarıyla aynı ölçüde mirasçı olabileceğidir.

Bu kabulün önemli bir istisnası taşınmaz edinimi alanındadır. Askeri yasak bölgeler, güvenlik bölgeleri, tarım nitelikli araziler ve özel kanunlarla kapsamı daraltılmış alanlar bakımından yabancıların mülkiyet hakkı kısıtlanabilmektedir. Dolayısıyla mirasçılık sıfatı ile bu sıfata dayanılarak edinilebilecek malvarlığının kapsamı ayrı değerlendirilmelidir.

Mütekabiliyet İlkesinin Bugünkü Konumu

Bir dönem yabancıların ülkemizde taşınmaz edinebilmesi, karşılıklılık (mütekabiliyet) şartının sağlanmasına bağlıydı ve bu ilke belirleyici bir süzgeç işlevi görüyordu. Tapu Kanunu'nda gerçekleştirilen değişikliklerin ardından ise pek çok devletin vatandaşı bakımından söz konusu şart yürürlükten kaldırılmıştır.

Bununla birlikte alan tümüyle serbestleşmiş değildir. Cumhurbaşkanı kararlarıyla getirilen düzenlemeler, ülke esasına dayalı kısıtlar ve özel mevzuattaki hükümler, hem doğrudan edinim hem de miras yoluyla kazanım bakımından ağırlığını sürdürmektedir. Bu sebeple her somut olayda, yabancı mirasçının hangi devletin vatandaşı olduğuna göre ayrı bir inceleme yapılması gerekebilir.

Taşınmaz Edinimini Sınırlayan Haller

Yabancı gerçek kişilerin Türkiye'de taşınmaz kazanması kanunla çizilmiş sınırlar içinde mümkündür. Güvenlik bölgeleri, askeri yasak bölgeler ve özel kanunlarla kapsamı daraltılan yerler bakımından edinim çoğu zaman baştan imkânsızdır.

Bu kategorilerin dışında kalan durumlarda dahi mutlak bir serbestlik bulunmaz. Stratejik konumdaki bölgeler, tarımsal nitelikli araziler ve belirli bir yüzölçümünü aşan taşınmazlar bakımından idari izin alınması ya da miktar sınırlamalarına uyulması gündeme gelebilmektedir.

Uygulanacak Hukukun ve Milletlerarası Yetkinin Belirlenmesi

Yabancılık unsuru barındıran bir miras uyuşmazlığında ilk çözülmesi gereken soru, ilişkinin hangi devletin hukukuna tabi olduğu ve davanın hangi ülke mahkemesinde görüleceğidir. Türk hukukunda bu sorular, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un bağlama kuralları esas alınarak yanıtlanır.

MÖHUK m. 20
"Miras, ölenin milli hukukuna tabidir. Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. Mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler terekenin bulunduğu ülke hukukuna tabidir."

Hükümden anlaşılacağı üzere kanun koyucu tek bir bağlama noktası benimsememiş; terekeye dahil değerin taşınır mı yoksa taşınmaz mı olduğuna göre ikili bir ayrım kurmuştur.

Ülkemiz sınırları içindeki taşınmazlar bakımından Türk hukukunun uygulanması zorunludur; buna karşılık taşınır değerlerde kural olarak murisin milli hukuku devreye girer. Bu ayrımın doğrudan sonucu şudur: aynı tereke üzerinde, farklı malvarlığı unsurları bakımından birden çok ülkenin hukuku eşzamanlı olarak uygulanabilir.

Taşınmazlarda Türk hukukunun uygulanması. Türkiye'de yer alan bir taşınmazın mirasçılara intikalinde Türk hukuku esas alınır. Bu doğrultuda mülkiyetin geçişi, tapu sicilinde yapılacak işlemler, mirasçıların payları ve taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin çekişmeler Türk hukukuna göre çözülür.

Taşınırlarda milli hukuk ilkesi. Taşınır malvarlığı unsurlarında ise kural, murisin vatandaşı olduğu devletin hukukunun uygulanmasıdır. Mevduat hesapları, motorlu araçlar, menkul kıymetler ve benzeri değerler çoğu olayda bu bağlama kuralına tabi tutulur.

Sonuç olarak yabancı unsurlu bir miras dosyasında, taşınmazlar Türk hukukuna göre değerlendirilirken taşınırlar bakımından yabancı bir hukuk düzeninin hükümleri uygulama alanı bulabilir.

Ölüme Bağlı Tasarruflara Uygulanacak Kurallar

Vasiyetname ve miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı tasarruflar bakımından uygulanacak hukuk da 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 20. maddesinde ele alınmıştır.

Türk hukukunda bu tasarrufların şekli bakımından iki hukuk düzeni alternatif olarak kabul edilir: tasarrufun düzenlendiği ülkenin hukuku ya da miras bırakanın milli hukuku. Bu esneklik sayesinde yabancı bir kişinin kendi ülkesinin şekil kurallarına uyarak hazırladığı vasiyetname, belirli koşullar altında Türkiye'de de geçerli sayılabilmektedir.

Ehliyet yönünden ise ölçüt farklıdır. Ölüme bağlı tasarrufta bulunma ehliyeti, tasarrufun yapıldığı tarihte kişinin tabi olduğu milli hukuka göre saptanır. Diğer bir anlatımla bir kimsenin vasiyetname düzenlemeye ehil olup olmadığı, vatandaşlık bağıyla bağlı bulunduğu devletin hukukuna göre belirlenir.

Şekil bakımından. Vasiyetname ve miras sözleşmelerinin şekli, işlemin gerçekleştirildiği yer hukukuna veya murisin milli hukukuna uygun olabilir. Bu iki hukuktan herhangi birinin şekil şartlarını karşılayan tasarruf geçerli kabul edilebilmektedir.

Ehliyet bakımından. Tasarrufta bulunanın ehliyeti, işlem anındaki milli hukukuna tabidir. Bu nedenle yabancı bir kişinin vasiyet düzenleme yetkisi, vatandaşı olduğu ülkenin hukuku ölçü alınarak incelenir.

Yabancı Mirasçıların Tamamlaması Gereken İşlemler

Türk vatandaşı olmayan mirasçıların ülkemizdeki süreci, üç ayak üzerinde ilerler: mirasçılık sıfatının belgelenmesi, yurt dışı kaynaklı evrakın usulüne uygun hale getirilmesi ve tapu intikalinin sonuçlandırılması. Yabancı ülkede düzenlenmiş belgelerin Türkiye'de işleme alınabilmesi için apostil şerhi, yeminli tercüme ve kimi hallerde tanıma-tenfiz yoluna başvurulması gerekebilir.

Mirasçılık belgesinin temini. Yabancı mirasçının Türkiye'de mirasçılık sıfatını resmi işlemlerde kullanabilmesi, veraset ilamı almasına bağlıdır. Mirasçılık belgesi Sulh Hukuk Mahkemesince düzenlenmektedir.

Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi. Yabancı bir yargı merciince verilmiş mirasçılık kararının ülkemizde hüküm doğurabilmesi için bazı hallerde tanıma ya da tenfiz davası açılması gerekir. Tanıma davası, yabancı kararın Türkiye'de kesin hüküm etkisi kazanmasını sağlar; tenfiz davası ise kararı icra edilebilir kılar. Yabancı veraset ilamları, boşanma hükümleri ve miras paylaşımına dair kararlar bakımından bu süreçler uygulamada belirleyici olmaktadır.

Apostil ve tercüme. Yurt dışında düzenlenen resmi evrakın Türkiye'de kullanılabilmesi çoğunlukla apostil şerhi alınmasını gerektirir; bu şerh, belgenin düzenlendiği ülkedeki resmi geçerliliğini onaylayan bir işlemdir. Ayrıca yabancı dildeki metinlerin yeminli tercüman eliyle Türkçeye çevrilmesi, gerektiğinde noter onayından geçirilmesi zorunludur. Apostili ya da tercümesi eksik bırakılan belgeler, gerek tapu müdürlükleri gerek mahkemeler tarafından reddedilebilmektedir.

Konsolosluk aracılığıyla yapılan işlemler. Yurt dışında bulunan mirasçılar, Türkiye'deki miras işlemlerine ilişkin pek çok belgeyi bulundukları ülkedeki Türk konsolosluklarında düzenletebilir; aynı yolla vekâletname de verebilirler.

Tapu intikali. Türkiye'deki taşınmazların mirasçılar adına tescil edilmesi için tapu müdürlüğünde miras intikal işlemlerinin yürütülmesi gerekir. Bu aşamada veraset ilamı, kimlik belgeleri, vergiye ilişkin evrak ve talep edilen diğer resmi belgeler idareye sunulur. Yabancı mirasçıların taşınmaz edinimi kanuni sınırlamalara tabi olduğundan, tapu müdürlükleri ayrıca kişinin vatandaşlığını, taşınmazın niteliğini ve bulunduğu bölgeyi gözeterek bir değerlendirme yapabilmektedir.

Vergi ve Harç Boyutu

Türk vatandaşı olmayan bir kişinin ülkemizde miras yoluyla malvarlığı edinmesi halinde, başta veraset ve intikal vergisi olmak üzere çeşitli mali yükümlülükler doğar. Özellikle taşınmaz intikallerinde beyannamenin süresi içinde verilmesi ve tapu işlemlerine bağlı ödemelerin tamamlanması, sürecin tıkanmaması bakımından belirleyicidir.

Mirasçının yurt dışında ikamet etmesi, edinimin yabancı para cinsinden gerçekleşmesi veya murisin birden çok ülkede malvarlığı bulunması gibi durumlar, uygulamada ilave vergisel incelemeleri de beraberinde getirebilmektedir.

Veraset ve intikal vergisi. Miras yoluyla ülkemizde kazanılan değerler bu verginin konusunu oluşturur. Verginin matrahına taşınmazlar, mevduat hesapları, araçlar, şirket payları ve diğer malvarlığı unsurları girer. Mükellefiyet bakımından kişinin Türk vatandaşı olup olmaması tek başına sonuca etki etmez; Türkiye'de bulunan bir değerin miras yoluyla kazanılması halinde yabancı mirasçı için de vergi yükümlülüğü doğabilir.

Beyanname süresi. Mirasçıların belirlenmiş süreler içinde beyanname vermesi gerekir. Bu sürenin uzunluğu; murisin nerede vefat ettiğine, mirasçının hangi ülkede bulunduğuna ve yabancılık unsurunun mevcudiyetine göre değişebilmektedir. Beyannamenin zamanında verilmemesi vergi cezası ve gecikme faizi gibi yaptırımlara yol açabileceğinden, yurt dışındaki mirasçıların süre takibini titizlikle yapması önem taşır.

İstisna ve muafiyetler. Veraset ve intikal vergisinde her yıl yeniden belirlenen istisna tutarları uygulanır. Sağ kalan eş ve diğer mirasçılar yönünden belirli oranlarda muafiyet söz konusu olabilmektedir. Verginin hesabında mirasçının payı, terekenin toplam değeri ve kanunda öngörülen istisna tutarları birlikte dikkate alınır.

Tapu harcı ve diğer giderler. Miras yoluyla gerçekleşen taşınmaz intikalinde, satış işlemlerinde olduğu gibi bir tapu harcı kural olarak tahsil edilmez. Buna karşılık döner sermaye bedeli, hizmet bedelleri, tercüme ücretleri, noter masrafları ve çeşitli resmi işlem giderleri ortaya çıkabilir. Yabancı belgelerin hazırlanması, apostil süreçleri, çeviriler ve vekâletname düzenlenmesi de uygulamada ek maliyet kalemleri oluşturmaktadır.

Çifte Vatandaşlık, Mavi Kart ve Statü Sorunları

Kişinin birden fazla vatandaşlığa sahip olması, Türk vatandaşlığından ayrılmış bulunması ya da Mavi Kart hamili olması, miras ilişkisine uygulanacak kurallar yönünden farklılık yaratır. Burada belirleyici olan; Türk vatandaşlığının devam edip etmediği, hangi devletin vatandaşlığının taşındığı ve kişinin Türkiye ile kurduğu hukuki bağın niteliğidir.

Nitekim tapu işlemleri, veraset ilamı alınması, taşınmaz edinimi ve yabancılara yönelik kısıtlar bakımından çifte vatandaşların ve Mavi Kart sahiplerinin konumu ayrıca ele alınmayı gerektirmektedir.

Çifte Vatandaşlar

Hem Türk vatandaşlığını hem de başka bir devletin vatandaşlığını taşıyan kişiler bakımından miras işlemleri, olayın kendine özgü koşulları gözetilerek değerlendirilir. Çifte vatandaşların Türkiye'deki miras hakları söz konusu olduğunda çoğu durumda Türk vatandaşlarına ilişkin hükümler esas alınmaktadır.

Bu değerlendirme özellikle ülkemizdeki taşınmazların miras yoluyla kazanılması aşamasında pratik önem kazanmaktadır.

Vatandaşlıktan Çıkmış Kişiler

Türk vatandaşlığından izin alarak ayrılan kişiler, birtakım haklarını Mavi Kart statüsü kapsamında kullanmayı sürdürebilmektedir. Ancak vatandaşlıktan çıkışın hangi usulle gerçekleştiği ve kişinin güncel hukuki statüsü, miras işlemlerinde birbirinden farklı sonuçlara yol açabilir.

Taşınmaz edinimi, tapu sicilindeki işlemler ve miras yoluyla malvarlığı kazanımı bakımından kişinin o andaki vatandaşlık durumu ayrıca incelenmektedir.

Mavi Kart Hamillerinin Konumu

5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu uyarınca Mavi Kart sahibi olan kişiler, kanunda sayılan istisnalar dışında Türk vatandaşlarına tanınmış hakların büyük bölümünden yararlanmaya devam eder.

Bu statüdeki kişiler Türkiye'de mirasçı olabilir, taşınmaz edinebilir ve miras yoluyla malvarlığı kazanabilirler. Uygulamada tapu işlemleri ve resmi kurum başvuruları sırasında Mavi Kart belgesinin ibrazı aranmaktadır.

Yabancılık Unsurlu Miras Davalarında Yetkili Mahkeme

Yabancılık unsuru içeren miras uyuşmazlıklarında Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 43. maddesinde hükme bağlanmıştır.

Anılan düzenlemeye göre miras davalarında kural olarak yetkili mahkeme, miras bırakanın Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesidir. Murisin Türkiye'de bir son yerleşim yeri bulunmuyorsa dava, terekeye dahil malların bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir.

Bu yetki kuralı, özellikle ülkemizdeki taşınmazlara ilişkin tapu iptali ve tescil davalarında, muris muvazaasına dayalı taleplerde ve ortaklığın giderilmesi davalarında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi bakımından uygulamada belirleyici olmaktadır.

Yabancı unsurlu miras dosyalarındaki güçlük çoğunlukla sürecin farklı ülkelerde eşzamanlı yürütülmesinden doğar. Tereke birden fazla hukuk düzenine tabi olabildiğinden, taşınır ve taşınmaz değerlerin baştan ayrıştırılması gerekir. Gecikmelerin büyük bölümü ise apostil ve tercüme adımlarının tapu aşamasına bırakılmasından kaynaklanmaktadır.

Somut bir dosyada ilerlemeden önce aşağıdaki başlıkların netleştirilmesini öneriyoruz:

  • Terekedeki her bir malvarlığı unsurunun taşınır–taşınmaz ayrımına göre tasnif edilmesi ve uygulanacak hukukun buna göre saptanması
  • Mirasçının vatandaşlığı esas alınarak taşınmaz edinimine ilişkin bölge ve nitelik kısıtlarının önceden araştırılması
  • Yurt dışı kaynaklı belgelerde apostil, yeminli tercüme ve gerekiyorsa tanıma-tenfiz ihtiyacının işlem başlamadan tespiti
  • Veraset ve intikal vergisi beyan süresinin, mirasçının bulunduğu ülke gözetilerek takvime bağlanması
  • Çifte vatandaşlık veya Mavi Kart statüsünün belgeyle ortaya konularak tapu aşamasındaki tereddütlerin baştan giderilmesi
  • Dava gerekiyorsa murisin son yerleşim yeri ile terekenin bulunduğu yer arasındaki yetki tercihinin değerlendirilmesi

Independent Legal, yabancılık unsuru taşıyan miras uyuşmazlıklarında uygulanacak hukukun belirlenmesinden tapu intikalinin tamamlanmasına kadar sürecin bütününde danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara