Independent LegalIndependent Legal

Miras Hukuku

Miras Hukuku

Vasiyetname: Tanımı, Geçerlilik Koşulları ve Düzenleme Biçimleri

Kimler vasiyetname yapabilir, hangi şekiller geçerlidir, vasiyetnameyle neler düzenlenebilir ve saklı pay bu tasarrufu nasıl sınırlar? Ölüme bağlı tasarrufun kuruluşundan ölüm sonrası uygulanmasına kadar bütün aşamaları ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Miras HukukuOkuma 12 dk

Vasiyetname, kişinin ölümünün ardından malvarlığının hangi esaslara göre dağıtılacağını, hangi kişi veya kuruluşlara ne tür haklar tanınacağını ve son isteklerinin ne şekilde karşılanacağını belirleyen, tek taraflı nitelikte bir ölüme bağlı tasarruftur.

Bu tasarrufa başvuracak kişinin belirli bir ehliyet düzeyine sahip olması, kanunun aradığı biçim kurallarına uyması ve saklı paylı mirasçıların konumunu göz önünde tutması gerekir. Bu koşullardan sapılması halinde, ölümden sonra açılacak davalar sonucunda vasiyetnamenin tamamen geçersiz sayılması veya bir kısmının hükümsüz kalması söz konusu olabilir.

Aşağıda vasiyetnameye ilişkin hukuki süreçlerin tamamını ayrıntılı biçimde inceliyoruz.

Vasiyetname Kavramı

Vasiyetname, kişinin ölümünden sonra sonuç doğurmak üzere malvarlığı, mirasçıları veya belirlediği kimseler hakkında son iradesini ortaya koyduğu bir ölüme bağlı tasarruftur. Belge mirasbırakanın hayattayken kaleme alınmasına rağmen, hukuki etkilerini kural olarak ölüm anında gösterir. Bu özelliği nedeniyle vasiyetname sağlararası bir işlem sayılmaz; ölüme bağlı bir hukuki işlem olarak nitelendirilir.

Türk Medeni Kanunu, kişilere mirasları üzerinde belirli sınırlar dahilinde tasarruf yetkisi tanımıştır. Mirasbırakan bu çerçevede vasiyetname yoluyla vakıf kurulmasını öngörebilir (TMK m. 526), art mirasçı belirleyebilir (TMK m. 521), yedek mirasçı tayin edebilir (TMK m. 520), tasarrufuna koşul veya yükümlülük bağlayabilir (TMK m. 515), belirli bir mal ya da hakkın belirli bir kimseye bırakılmasını kararlaştırabilir (TMK m. 517), mirasçı atayabilir (TMK m. 516) ve mirasçılarından birini veya birkaçını mirastan çıkarabilir (TMK m. 510).

Vasiyetname, kişinin malvarlığının ölümünden sonraki akıbetini kendi iradesiyle belirlemesine ve son isteklerini hukuki güvenceye kavuşturmasına imkân veren en önemli ölüme bağlı tasarruflardan biridir.

Hukuki Niteliği

Türk Medeni Kanunu'nun 502. maddesi ve devamında yer alan vasiyetname, tek taraflı bir hukuki işlem olarak kurgulanmıştır. Geçerli biçimde meydana gelebilmesi için herhangi bir kimsenin kabulü, onayı veya bir sözleşmeye taraf olması aranmaz. Mirasbırakan, kanunun öngördüğü biçim kurallarına uyarak iradesini açıklamak suretiyle tek başına bu tasarrufu gerçekleştirebilir.

Vasiyetname aynı zamanda kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Bu nitelik, tasarrufun bizzat mirasbırakan tarafından yapılmasını zorunlu kılar. Temsilci, vekil ya da yasal temsilci eliyle vasiyetname düzenlenmesine hukuken imkân yoktur.

Miras Sözleşmesinden Farkı

Her ikisi de ölüme bağlı tasarruf kategorisinde yer almakla birlikte, vasiyetname ile miras sözleşmesi hukuki nitelikleri ve doğurdukları sonuçlar bakımından belirgin şekilde ayrışır.

Vasiyetname tek taraflı bir işlemdir ve yalnızca mirasbırakanın irade açıklamasıyla kurulur. Miras sözleşmesi ise mirasbırakan ile karşı tarafın birbirine uygun ve karşılıklı irade beyanlarını gerektiren iki taraflı bir sözleşmedir. Bu yapısal fark, miras sözleşmesinin vasiyetnameye kıyasla çok daha bağlayıcı sonuçlar doğurmasına yol açar.

Bu nedenle mirasbırakanın ileride fikrini değiştirme olasılığı bulunan hallerde vasiyetname; taraflar arasında daha güçlü bir hukuki bağ yaratılmak istendiğinde ise miras sözleşmesi tercih edilmektedir.

Vasiyetname Düzenleyebilmenin Koşulları

Kanun koyucu bu tasarruf yetkisini herkese tanımamıştır. Vasiyetnamenin geçerliliği, düzenleyen kişinin belirli ehliyet koşullarını taşımasına bağlıdır. Söz konusu koşullar Türk Medeni Kanunu'nun 502. maddesinde düzenlenmiş olup, tasarrufun yapıldığı an itibarıyla mevcut bulunmalıdır.

Türk Medeni Kanunu m. 502
"Ayırt etme gücüne sahip ve on beş yaşını doldurmuş olan herkes vasiyet yapabilir."

Buna göre geçerli bir vasiyetname için iki koşulun bir arada bulunması gerekir: kişinin ayırt etme gücüne sahip olması ve on beş yaşını doldurmuş olması.

Koşullardan herhangi biri eksikse, ilgililerin açacağı vasiyetnamenin iptali davası sonucunda tasarruf geçersiz kılınabilir.

Yaş Koşulu

Türk Medeni Kanunu, vasiyetname düzenleyebilmek için en az on beş yaşın doldurulmuş olmasını şart koşar. Bu yaşın altındaki kişilerin ayırt etme gücüne sahip bulunması ya da yasal temsilcilerinin izin vermesi tabloyu değiştirmez.

Bunun pratikteki karşılığı şudur: yaş sınırı resmi, el yazılı ve sözlü vasiyetnamelerin hepsi için aynı şekilde geçerlidir; on beş yaşını doldurmamış bir kimse vasiyetname yapamaz ve bu eksiklik anne, baba veya vasinin onayıyla da giderilemez.

Kanun koyucu, ölümden sonra sonuç doğuracak tasarrufların belirli bir olgunluk düzeyi gerektirdiğini kabul etmiş ve bu gerekçeyle on beş yaş eşiğini benimsemiştir.

Ayırt Etme Gücü Koşulu

İkinci koşul, kişinin ayırt etme gücüne sahip olmasıdır.

Ayırt etme gücü; kişinin davranışlarının anlamını ve doğuracağı sonuçları kavraması, bunları değerlendirmesi ve iradesini bu değerlendirmeye göre yönlendirebilmesi yeteneğini anlatır. Geçerlilik bakımından belirleyici olan, bu yeteneğin vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte var olmasıdır.

Bu çerçevede kişinin, kararlarını dış baskılardan uzak biçimde alabilmesi, iradesini serbestçe oluşturabilmesi, malvarlığı üzerinde ne yönde tasarrufta bulunduğunu kavraması ve yaptığı işlemin sonuçlarını anlayabilmesi beklenir.

Ayırt etme gücünden yoksun bir kimsenin düzenlediği vasiyetname, ilgililerce açılacak iptal davası neticesinde hükümsüz hale getirilebilir.

Vasiyetname Türleri

Türk Medeni Kanunu, vasiyetnamenin hangi biçimlerde düzenlenebileceğini sınırlı sayıda belirlemiştir. Kanunun aradığı biçim kurallarına uyulmadan yapılan tasarruflar kural olarak geçersizdir. Kanuna göre vasiyetname üç ayrı biçimde düzenlenebilir: resmi vasiyetname, el yazılı vasiyetname ve sözlü vasiyetname.

Resmi Vasiyetname

Resmi vasiyetname, iki tanığın katılımıyla resmi memur önünde düzenlenen türdür ve Türk Medeni Kanunu'nun 532. maddesi ile devamında hükme bağlanmıştır.

Uygulamada bu tasarruflar ağırlıklı olarak noterler eliyle yapılmakta, ayrıca sulh hâkimi veya noter huzurunda da düzenlenebilmektedir.

Süreç, vasiyet edenin son isteklerini resmi memura aktarmasıyla başlar. Kaleme alınan metin vasiyet edene okunur ya da kendisi tarafından okunur; içerik uygun bulunduğunda imzalanır. Bunun ardından tanıklar da kanunun aradığı beyanlarda bulunarak belgeyi imzalar.

El Yazılı Vasiyetname

El yazılı vasiyetname, vasiyet edenin metni başından sonuna kendi el yazısıyla kaleme alması, tarih koyması ve imzalaması yoluyla oluşturulan türdür. Dayanağı Türk Medeni Kanunu'nun 538. maddesidir.

Bu biçimde noter, hâkim veya tanık bulundurma zorunluluğu yoktur. Buna karşılık metnin tamamının vasiyet edenin el yazısından çıkmış olması aranır. Bilgisayarda yazılıp çıktısı alınan metinler, daktilo ile hazırlanan belgeler veya üçüncü kişilerin yazdığı yazılar kural olarak geçerli bir el yazılı vasiyetname meydana getirmez.

Sözlü Vasiyetname

Sözlü vasiyetname, yalnızca olağanüstü hallerde başvurulabilen istisnai bir türdür ve Türk Medeni Kanunu'nun 539. maddesi ile devamında düzenlenmiştir.

Yakın ölüm tehlikesi, savaş hali, ulaşımın kesilmesi, ağır hastalık gibi olağanüstü koşullar resmi veya el yazılı vasiyetname yapmayı engelliyorsa, kişi son isteklerini iki tanığa sözlü olarak aktarabilir.

Tanıklara düşen yükümlülük, kendilerine aktarılan iradeyi vakit geçirmeksizin yazıya dökerek yetkili mahkemeye vermek ya da mahkeme huzurunda doğrudan beyanda bulunmaktır.

Bu tasarruf türü istisnai ve geçici bir niteliğe sahiptir. Mirasbırakan sonradan resmi veya el yazılı vasiyetname düzenleyebilecek duruma gelirse, bu tarihten itibaren bir ayın geçmesiyle sözlü vasiyetname kendiliğinden ortadan kalkar. Bir aylık sürenin dolması, kanun gereği geçerliliğin sona ermesi sonucunu doğurur; ayrıca bir mahkeme kararı alınmasına gerek yoktur.

Vasiyetname ile Yapılabilecek Tasarruflar

Türk Medeni Kanunu, mirasbırakana vasiyetname aracılığıyla mirası üzerinde geniş bir tasarruf alanı bırakmıştır. Mirasbırakan, kanunun çizdiği sınırlar içinde ölümünden sonra hüküm doğuracak çeşitli düzenlemeler yapabilir ve malvarlığının geleceğini kendi iradesine göre biçimlendirebilir.

Bu kapsamda mirasbırakanın yapabilecekleri şunlardır:

  • Belirli kişiler veya kuruluşlar lehine yükleme ve koşullar getirmek
  • Bir vakfın kurulmasını öngörmek
  • Kanunda sayılan sebeplerin varlığı halinde saklı paylı mirasçıları mirastan çıkarmak
  • Saklı payı bulunmayan mirasçıları mirasçılık sıfatından yoksun bırakmak
  • Art mirasçı belirlemek
  • Yedek mirasçı belirlemek
  • Vasiyeti yerine getirme görevlisi atamak
  • Paylaşımın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar koymak
  • Belirli bir malın ya da hakkın belirli bir kimseye bırakılmasını vasiyet etmek
  • Mirasçı atamak

Görüldüğü gibi vasiyetname, yalnızca belirli malların belirli kişilere bırakılmasına hizmet eden dar kapsamlı bir işlem değildir. Mirasbırakan bu yolla paylaşımın biçimini saptayabilir, mirasçılık ilişkilerini düzene sokabilir ve ölümünden sonra yerine getirilmesini istediği hususlarda bağlayıcı düzenlemeler yapabilir. Ancak bütün bu tasarrufların geçerliliği, kanunun aradığı biçim kurallarına ve saklı pay hükümlerine uygunluğa bağlıdır.

Vasiyetname ile Yapılamayacak Tasarruflar

Mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü geniş olsa da sınırsız değildir. Türk Medeni Kanunu, hem saklı paylı mirasçıları korumak hem de kamu düzenini gözetmek amacıyla vasiyetnameyle yapılabilecek düzenlemelere birtakım sınırlar koymuştur.

Buna göre mirasbırakan kişilik haklarını zedeleyen tasarruflarda bulunamaz; yerine getirilmesi imkânsız veya hukuken mümkün olmayan yükümlülükler öngöremez; kanuna ya da ahlaka aykırı koşullar koyamaz; saklı pay düzenini işlevsiz bırakacak tasarruflar yapamaz ve saklı paylı mirasçıları kanunda gösterilen sebepler bulunmaksızın mirastan bütünüyle uzaklaştıramaz.

Bununla birlikte saklı pay kurallarına aykırı bir tasarruf yapılmış olması, vasiyetnamenin kendiliğinden geçersizliği sonucunu doğurmaz. Böyle bir durumda saklı payı zedelenen mirasçıların elindeki hukuki araç tenkis davasıdır.

Dolayısıyla bir vasiyetname hazırlanırken yalnızca mirasbırakanın istekleri değil, kanunun emredici hükümleri ve saklı paylı mirasçıların hakları da hesaba katılmalıdır. Bu sınırların aşılması, vasiyetnameyi iptal veya tenkis davalarının konusu haline getirebilir.

Vasiyetnameden Dönme Yolları

Tek taraflı bir ölüme bağlı tasarruf olan vasiyetname, mirasbırakanı ölümüne kadar bağlamaz. Mirasbırakan dilediği anda tasarrufunu değiştirebilir veya bütünüyle geri alabilir. Türk Medeni Kanunu bakımından dönme üç yolla gerçekleşebilir: vasiyet konusu mal üzerinde sağlararası bir tasarrufta bulunulması, vasiyetnamenin yok edilmesi ya da yeni bir ölüme bağlı tasarruf yapılması.

Yeni Bir Tasarrufla Dönme

Mirasbırakan, sonradan düzenleyeceği bir vasiyetnamede veya miras sözleşmesinde önceki vasiyetnamesini geri aldığını açıkça ifade ederek dönme iradesini ortaya koyabilir.

Bazı hallerde ise sonraki metinde önceki tasarrufun geri alındığına dair açık bir ifade bulunmaz. Kural olarak bu durumda tarih itibarıyla sonraki vasiyetname öncekinin yerini alır. Ancak iki metin arasında çelişki yoksa ve sonraki düzenleme öncekini tamamlar nitelikteyse, her iki vasiyetname birlikte geçerliliğini sürdürebilir.

Belgenin Yok Edilmesi

Mirasbırakan vasiyetnameyi yırtarak, yakarak, üzerini karalayarak veya okunamaz hale getirerek de tasarrufundan dönebilir.

Burada belirleyici olan, yok etme fiilinin geri alma iradesiyle gerçekleştirilmiş olmasıdır. Söz gelimi belgenin kaybolması, yanlışlıkla imha edilmesi ya da üçüncü kişilerce ortadan kaldırılması hallerinde kural olarak vasiyetnameden dönüldüğü sonucuna varılmaz.

Vasiyet Konusu Mal Üzerinde Tasarruf

Bir malın vasiyet edilmiş olması, mirasbırakanın o mal üzerindeki tasarruf yetkisini ortadan kaldırmaz. Mirasbırakan söz konusu malı daha sonra satabilir, bağışlayabilir veya başka bir yolla elinden çıkarabilir.

Vasiyete konu malın sonradan devredilmesi ya da terekeden çıkması halinde ilgili vasiyet hükmünün geri alındığı kabul edilir. Buna karşılık mal hâlâ mirasbırakanın mülkiyetindeyse, o mala ilişkin her işlem dönme anlamına gelmez.

Örneğin vasiyet edilen bir taşınmaz üzerinde daha sonra ipotek tesis edilmişse, taşınmaz terekede kalmaya devam ettiğinden vasiyet hükmü kural olarak geçerliliğini korur.

Dönmenin Sonuçları

Dönme gerçekleştiğinde, geri alınan tasarruflar hüküm ve sonuç doğurmaz. Mirasbırakanın daha önce yaptığı başka bir vasiyetname varsa, onun geçerliliği ayrıca değerlendirilir. Her olayda mirasbırakanın gerçek iradesi ve yaptığı tasarrufların kapsamı esas alınarak sonuca ulaşılır.

Bu nedenle geri alma iradesinin bulunup bulunmadığı konusunda tereddüt doğduğunda, vasiyetnamelerin içerikleriyle sonradan yapılan işlemlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Saklı Paylı Mirasçıların Konumu

Türk Medeni Kanunu, kişilere malvarlıkları üzerinde vasiyetname yoluyla tasarruf imkânı tanırken, bazı yakın mirasçıların miras haklarının belirli oranlarını güvence altına almıştır. "Saklı pay" adı verilen bu koruma, tasarruf özgürlüğüne getirilmiş en önemli sınırlamalardan birini oluşturur.

Bu nedenle mirasbırakan malvarlığının tamamı üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunamaz. Kanunla güvenceye alınmış payları zedeleyen düzenlemeler, belirli koşullarda tenkis davasına konu edilebilir.

Saklı Pay Nedir?

Saklı pay, mirasbırakanın üzerinde tasarruf edemeyeceği ve kanun tarafından belirli mirasçılar yararına korunan miras payını ifade eder.

Türk Medeni Kanunu uyarınca saklı paya sahip olanlar; evlatlık, sağ kalan eş ile altsoy (çocuklar, torunlar ve alt kuşaktaki diğer hısımlar) olarak sayılmıştır.

Bu kişilerin miras paylarının belirli bir bölümü kanunun koruması altındadır. Mirasbırakan, vasiyetname veya diğer ölüme bağlı tasarruflarla bu payları tümüyle bertaraf edemez.

Vasiyetname Saklı Payı Ortadan Kaldırır mı?

Kaldırmaz. Bir vasiyetnamenin varlığı, saklı paylı mirasçıların haklarını kendiliğinden yok etmez.

Ne var ki uygulamada mirasbırakanların malvarlıklarının tamamını ya da büyük bölümünü belirli kişilere bıraktıkları görülmekte, bu da saklı paylı mirasçıların haklarının zedelenmesine yol açabilmektedir.

Bu nitelikteki tasarruflar kural olarak kendiliğinden geçersiz sayılmaz; vasiyetname geçerli olmaya devam eder. Saklı payı ihlal edilen mirasçıların başvurabileceği yol tenkis davasıdır.

Bunun tek istisnası, kanunda öngörülen mirastan çıkarma (ıskat) sebeplerinin gerçekleşmiş olmasıdır. Saklı paylı bir mirasçı ancak kanunda gösterilen koşullar mevcutsa mirastan çıkarılabilir.

Tenkis Davası

Tenkis davası, saklı payı zedeleyen kazandırmaların veya ölüme bağlı tasarrufların kanuni sınıra indirilmesini sağlayan hukuki yoldur.

Bu davada hedeflenen, vasiyetnamenin bütünüyle ortadan kaldırılması değil, saklı payı aşan bölümün azaltılmasıdır. Tenkis davasını vasiyetnamenin iptali davasından ayıran temel nokta da budur.

Örneğin mirasbırakan bütün malvarlığını vasiyetname yoluyla üçüncü bir kişiye bırakmış olsa bile, saklı paylı mirasçılar bu payı aşan kısmın tenkisini isteyebilirler.

Dolayısıyla vasiyetname hazırlanırken mirasbırakanın iradesi kadar, saklı paylı mirasçıların kanunla korunan hakları da gözetilmelidir. Aksi halde ölümden sonra açılacak tenkis davaları vasiyetnamenin uygulanmasını kısmen daraltabilir.

Ölümden Sonra Uygulama Süreci

Vasiyetname düzenlendiği anda değil, mirasbırakanın ölümüyle hüküm doğurur. Ancak uygulanabilmesi için ölümün gerçekleşmiş olması tek başına yeterli değildir. Ölümün ardından belgenin açılması, ilgililere duyurulması ve gerektiğinde uygulanmasına ilişkin hukuki aşamaların tamamlanması gerekir.

Sürecin seyri; vasiyetnamenin içeriğine, mirasçılar arasındaki uyuşmazlıklara ve belgeye karşı açılan davalara göre farklılık gösterebilir.

Vasiyetnamenin Açılması

Mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen her vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesine verilmelidir.

Mahkeme belgeyi açar, mirasçılar ile diğer ilgililere okur ve içeriği kendilerine tebliğ eder. Bu aşamada yapılan değerlendirme geçerlilik denetimi değildir; mahkeme öncelikle vasiyetnamenin açılması ve ilgililere bildirilmesi işlemlerini yerine getirir.

Açılma, uygulama sürecinin ilk halkasını oluşturur.

Vasiyetnamenin İptali Davası

Belge açıldıktan sonra mirasçılar veya diğer ilgililer geçerliliğe itiraz edebilir.

Bu itirazlar özellikle şu gerekçelere dayandırılabilir: tasarrufun hukuka ya da ahlaka aykırı hükümler taşıması, baskı, korkutma veya aldatma altında düzenlenmiş olması, biçim kurallarına uygun bulunmaması ya da mirasbırakanın ayırt etme gücünden yoksun olması. Bu iddialarla vasiyetnamenin iptali davası açılabilir. Dava kabul edilirse vasiyetname kısmen veya tamamen hükümsüz kalabilir. Nitekim belgenin açılmış olması, her zaman kesin olarak uygulanacağı anlamına gelmez.

İptal davası açma süresi (TMK m. 559): Davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak 1 yıl ve herhalde vasiyetnamenin açıldığı tarihten itibaren 10 yıl (iyiniyetli olmayan davalılara karşı 30 yıl) geçmekle hak düşürücü süreye (zamanaşımına) uğrar.

Vasiyetnamenin Tenfizi

Belgeye karşı bir itiraz ileri sürülmemişse ya da açılan davalar reddedilmişse uygulama aşamasına geçilir. Uygulamada bu aşama "vasiyetnamenin tenfizi" olarak anılır.

Tenfiz kapsamında vasiyetname hükümlerinin yerine getirilmesi, vasiyet edilen alacakların tahsili, taşınmazların tapu siciline tescili ve vasiyet konusu malların hak sahiplerine devri sağlanır. Gerektiğinde hak sahipleri vasiyetnamenin tenfizi davası açarak uygulamanın mahkeme kararıyla gerçekleştirilmesini talep edebilir.

Özetle ölümden sonraki uygulama süreci genel olarak vasiyetnamenin açılması, varsa iptal davalarının sonuçlanması ve nihayet vasiyetnamenin tenfizi aşamalarından oluşur.

Vasiyetname, hazırlanması görece basit görünen ancak sonuçları en çok tartışma yaratan hukuki işlemlerden biridir. Uygulamada iptal davalarının büyük bölümü içerikten değil, biçim eksikliklerinden ve ehliyet tartışmalarından kaynaklanır. El yazılı vasiyetnamelerde tarihin eksik bırakılması veya metnin bir kısmının başkası tarafından yazılması, resmi vasiyetnamelerde ise tanıklık yasağına takılan kişilerin işleme katılması sıkça karşılaşılan sakatlık sebepleridir.

İkinci kritik nokta saklı pay dengesidir. Mirasbırakanın iradesi ne kadar açık olursa olsun, saklı payı aşan kazandırmalar tenkis yoluyla geri alınabilir. Bu nedenle tasarrufun tereke büyüklüğü ve mirasçı yapısı dikkate alınarak kurgulanması, ölüm sonrasında yaşanacak uyuşmazlıkları önemli ölçüde azaltır.

Vasiyetname hazırlanırken şu başlıklar öncelikle ele alınmalıdır:

  • Seçilen vasiyetname türünün kanuni biçim kurallarına eksiksiz uygunluğunun denetlenmesi
  • Ayırt etme gücünün ileride tartışma konusu yapılmaması için düzenleme tarihine yakın sağlık raporu temin edilmesi
  • Saklı pay hesabının tereke değeri üzerinden önceden yapılarak tenkis riskinin ölçülmesi
  • Mirastan çıkarma öngörülüyorsa sebebin vasiyetnamede açıkça ve somut biçimde gösterilmesi
  • Vasiyeti yerine getirme görevlisi atanarak uygulama aşamasının kolaylaştırılması
  • Sonradan yapılan işlemlerin önceki tasarrufu geri alıp almadığının düzenli olarak gözden geçirilmesi

Independent Legal, vasiyetnamenin hazırlanmasından ölüm sonrası açılma, iptal ve tenfiz aşamalarına kadar miras planlamasının bütün safhalarında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara