Independent LegalIndependent Legal

Bilişim Hukuku

Bilişim Hukuku

Web Sitelerinde Hukuki Koruma: Alan Adı, Tasarım Tescili ve İçerik Üzerindeki Haklar

Bir internet sitesinin görsel tasarımı ile içeriği farklı kanunların koruma alanına girer. Alan adının hukuki niteliğini, tasarımların SMK kapsamında tescilini ve içeriğin FSEK çerçevesindeki statüsünü ele alıyoruz.

Yayın 11 Ağustos 2026Uygulama Alanı Bilişim HukukuOkuma 10 dk

Bir internet sitesi hukuken tek parça bir varlık olarak değerlendirilmez. Sitenin görsel yüzünü oluşturan grafik tasarım ile sayfalarda yayımlanan metin ve materyaller, nitelikleri birbirinden farklı olduğu için ayrı kanunların koruma alanına girer; tescil süreçleri ve koruma mekanizmaları da bu ayrım doğrultusunda birbirinden ayrışır. Sitede kullanılan grafikler kural olarak tasarım eseri sayılır ve Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) hükümlerinden yararlanır. Buna karşılık sitenin içeriğinde yer alan makaleler ve benzeri unsurlar eser niteliğinde kabul edilerek Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) korumasına tabi tutulur. Hakların kime ait olduğunun belirlenmesi ve ihlal halinde başvurulacak yolun seçilmesi bakımından bu statü farkı belirleyicidir.

Sınai Mülkiyet Kanunu tasarımı; bir ürünün bütününün ya da bir bölümünün, yahut üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden doğan görünümü olarak tanımlar. Ciddi bir emek ve zaman yatırımıyla ortaya çıkarılan site tasarımlarının ve grafiklerinin "endüstriyel tasarım" olarak nitelendirilmesi mümkün olduğundan, bunların SMK'nın tanıdığı haklar çerçevesinde korunması gündeme gelebilir.

Site içerikleri bakımından ise dayanak noktası farklıdır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun m. 6/11 hükmü uyarınca bu içerikler işlenme eser sayılmakta; bu niteliği sayesinde kopyalanmaya karşı FSEK korumasından yararlanabilmektedir.

Tasarımın 6769 sayılı SMK'nın sunduğu haklardan yararlanabilmesi, birtakım koşulların gerçekleşmesine bağlıdır. Öncelikle tasarımın yeni olması ve ayırt edici niteliğe sahip bulunması gerekir. Bunun yanında tasarımın sergileme veya satış yoluyla piyasaya sürülmesi, kullanılması, tarif edilmesi, yayımlanması, tanıtılması ya da benzer amaçlarla kamuya sunulmuş olması da aranan şartlar arasındadır. Yazının başında belirtildiği üzere sitenin grafikleri tasarım kabul edilerek SMK kapsamında; makale ve diğer içerikler ise eser kabul edilerek FSEK kapsamında korunacaktır.

Alan Adı Kavramı ve Hukuki Konumu

Bir internet adresinin "www." ibaresinden sonra gelen kısmı, o sitenin alan adını meydana getirir. Örneğin www.mevzuat.gov.tr adresindeki "mevzuat" ibaresi bir alan adıdır. Sitenin internet üzerindeki adresine bu alan adı aracılığıyla ulaşılır. Alan adı kullanmadan da siteye erişmek teknik olarak mümkündür; ancak bunun için sitenin IP adresinin bilinmesi gerekir.

Alan adı kavramı, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 3/1-v maddesinde tanımlanmıştır:

5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu m. 3/1-v
"İnternet üzerinde bulunan bilgisayar veya internet sitelerinin adresini belirlemek için kullanılan internet protokol numarasını tanımlayan adlar"

Alan adının üstlendiği işlevler çok yönlüdür; bunlar arasında en dikkat çekici olanları iletişimi hızlandırması ile reklam ve pazarlama kabiliyetini güçlendirmesidir. Elektronik ticaretin ve çevrim içi siparişin bu denli hız kazandığı bir dönemde internet adresi bulunmayan bir işletme düşünmek neredeyse imkânsız hale gelmiştir. İnternet adresinin çekirdeğini oluşturan alan adı da tam bu noktada belirleyici bir unsura dönüşmektedir.

Hukuki boyutuyla ele alındığında alan adının ticaret unvanı, işletme adı ve marka ile pek çok ortak özellik taşıdığı görülür. Bununla birlikte alan adı, bu kavramlardan hiçbirinin tam olarak kapsamına girmez. Nitekim alan adı özünde, internet adresine erişim için kodlanmış sayı dizisinin (IP adresinin) sözcüklerle ifade edilmiş biçimidir ve ticari amaçlarla kullanılabileceği gibi ticari olmayan amaçlarla da kullanılabilir. Bu kendine özgü yapısı nedeniyle alan adının ayırt edici ad ve işaret niteliği taşıdığını söylemek mümkündür.

Alan Adının Tescili

Alan adları belirli bir ülkeye ait uzantı taşıyabileceği gibi, herhangi bir ülke kodu içermeyecek biçimde de oluşturulabilir. Ülke kodu barındıran alan adlarının tescil ve kayıt işlemleri, ilgili ülkenin hukuk kurallarına göre yürütülür. Türkiye'nin ülke kodu ".tr" olup, ".tr" uzantılı alan adları bakımından ülkemizdeki yetkili kurum Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'dur.

Alan adı edinmek için yapılacak başvurular, BTK tarafından yetkilendirilen TRABİS (TR Ağ Bilgi Sistemi) ile TRABİS'e entegre çalışan Kayıt Kuruluşlarına yöneltilir. Alan adları uzantı türlerine göre iki gruba ayrılır: belge sunulmasını gerektirenler ve belge istenmeyenler. Sözgelimi ".com.tr" uzantısı belge gerektirmeyen alan adları arasında yer alırken, ".edu.tr" belge ibrazı zorunlu olan gruba dahildir. Belge aranmayan alan adlarında ilk gelen ilk alır ilkesi geçerlidir; dolayısıyla aynı alan adının birden fazla kişiye tahsis edilmesi mümkün değildir. Tescil süreli olarak yapılır ve yönetmelik uyarınca alan adları en az bir, en fazla beş yıllık dönemler için tahsis edilebilir.

Alan Adı Sahibinin Hakları ve Yükümlülükleri

Kullanma ve Yenileme

Alan adı sahibi, kendisine tanınan tahsis süresi boyunca söz konusu adı kullanma yetkisine sahiptir. Sürenin dolmasına en az üç ay kala, kaydın yapıldığı kuruluş tarafından sahibine bildirim gönderilir ve alan adının yenilenmesi talep edilir. Bu itibarla yenileme yetkisi de alan adı sahibinin haklarındandır. Kanunda, yenilemenin ardından tahsis süresinin beş yılı aşamayacağı açıkça düzenlenmiştir. Bunların yanı sıra alan adı sahibinin adından feragat etmesi de mümkündür; tahsis süresi dolmadan kayıt kuruluşuna başvurularak feragat işlemi gerçekleştirilebilir.

Devir ve Satış

Alan adlarının devredilmesine ve satılmasına da hukuken engel yoktur. Bu işlemler, alan adı başvurusunun yapıldığı kayıt kuruluşu aracılığıyla yürütülür. Devir veya satış gerçekleştiğinde alan adına tanınmış olan kullanım süresinde herhangi bir değişiklik meydana gelmez. Alan adı sahibinin gerçek kişi olduğu hallerde ise ölümüyle birlikte alan adı mirasçılarına geçer.

Alan Adı Uyuşmazlıklarının Çözümü

Alan adlarına ilişkin ihtilaflar çoğunlukla marka ekseninde ortaya çıkar. Marka hukuku, benzer olmayan mal ve hizmetler bakımından aynı markanın kullanılmasına imkân tanısa da, alan adlarında ilk gelen ilk alır ilkesi geçerli olduğundan aynı alan adının birden fazla kez tahsis edilmesi mümkün değildir. Bu durum, aynı markayı taşıyan firmaların aynı alan adını edinememesi şeklinde bir uyuşmazlığa dönüşür. Benzer biçimde, bir marka ismini içeren alan adının o markayla hiçbir ilgisi bulunmayan bir kişi tarafından önceden alınmış olması da sorun yaratan hallerdendir.

Bu tür ihtilafların giderilmesi amacıyla Uyuşmazlık Çözüm Hizmet Sağlayıcılarına — kısaca UÇHS'ye — başvurulabilir. Böylelikle uyuşmazlığın hakemler eliyle çözüme kavuşturulması hedeflenir. UÇHS'ye başvuru bir form doldurularak yapılır. Başvurunun kabul edilebilmesi için aşağıdaki üç koşulun tamamının birlikte gerçekleşmiş olması gerekir:

  1. İhtilafa konu alan adının; başvurucunun sahip olduğu ya da ticarette kullandığı marka, ticaret unvanı, işletme adı veya diğer tanıtıcı işaretlerle aynı ya da benzer olması,
  2. Adı tahsis ettiren kişinin, söz konusu ad bakımından yasal bir hakkının ya da bağlantısının bulunmaması,
  3. Alan adının, sahibi tarafından kötü niyetle tahsis ettirilmiş ya da kullanılıyor olması.

Site Tasarımlarının Hukuki Konumu

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu eseri; sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her türlü fikir ve sanat ürünü şeklinde tanımlar. Bu tanımdan hareketle, bir fikir ürününün FSEK korumasından yararlanabilmesi için iki koşulun birlikte bulunması gerektiği anlaşılır. Bunlardan ilki objektif şart olarak adlandırılır ve fikir ürününün kanunda sayılan dört eser tipinden birinin kapsamına girmesini ifade eder. İkincisi ise sübjektif şarttır; fikir ürününün sahibinin hususiyetini yansıtması anlamına gelir. Her iki koşulu da karşılayan bir ürün FSEK bakımından eser sayılacak ve koruma altına alınacaktır. Buna karşılık sitede yer alan grafik tasarımlar ve diğer tasarımlar kanunda sayılan dört eser tipinden hiçbirine girmiyorsa, FSEK kapsamında korunmaları söz konusu olmaz.

Makale ve blog yazısı gibi FSEK kapsamına giren içerikler bir kenara bırakıldığında, sitede kullanılan grafik tasarımların endüstriyel tasarım olarak değerlendirilmesi mümkündür. Bu çerçevede, grafik tasarımları itibarıyla endüstriyel tasarım niteliği taşıdığı kabul edilen internet sitelerinin SMK kapsamında tescil ettirilerek koruma altına alınması gündeme gelebilir. Zira tasarım yalnızca sanatın değil endüstrinin de bir bileşenidir ve endüstriye hizmet eden tasarımlara da aynı koruma sağlanmaktadır. Nitekim SMK m. 55 uyarınca tasarım; ürünün tümünün veya bir parçasının yahut üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür.

Görüldüğü üzere bir sitede kullanılan grafiklerle diğer görsel unsurlar, SMK m. 55'te çizilen tasarım tanımının aradığı bütün nitelikleri taşımaktadır. Bu sebeple anılan kanun uyarınca söz konusu grafiklerin tescil ettirilmesinin önünde bir engel bulunmaz.

Tasarım Tescili ve Tescilin Sağladığı Yetkiler

Tasarım tescili için başvuruda bulunmak isteyen kişi ve kuruluşların muhatabı Türk Patent ve Marka Kurumu'dur. Başvuru şahsen veya posta yoluyla yapılabileceği gibi, elektronik imza kullanılarak çevrim içi ortamda da gerçekleştirilebilir.

Tescil edilen tasarımın koruması başvuru tarihinden itibaren işlemeye başlar ve 5 yıl sürer. Bu süre, toplam 25 yıllık koruma süresine ulaşılıncaya kadar 5'er yıllık dönemler halinde yenilenebilir. Tasarım sahibi tescille birlikte, tescile konu tasarımı üçüncü kişilere devretme, lisans sözleşmesine konu etme ve miras bırakma yetkilerine kavuşur. Öte yandan tescilin sağladığı koruma yalnızca ulusal sınırlar içinde geçerlidir.

Bununla birlikte SMK m. 69/2, tescilsiz tasarımların da korunabileceğini açıkça düzenlemiştir. Anılan hüküm uyarınca tescilsiz tasarımlar, Türk Patent ve Marka Kurumu'na herhangi bir başvuru yapılmasına gerek olmaksızın, kamuya sunuldukları andan itibaren üç yıl boyunca koruma altındadır. Ne var ki tescilsiz tasarıma tanınan korumanın kapsamı, tescilli tasarımlara kıyasla dardır ve bu sınırlar SMK m. 59/2'de belirlenmiştir. Buna göre tescilsiz tasarımın sahibi, ancak korunan tasarımın aynısının ya da genel izlenim itibarıyla ondan ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması halinde engelleme yetkisini kullanabilir. Başka bir anlatımla tescilsiz koruma yalnızca taklide karşı işler; habersiz biçimde bağımsız olarak geliştirilen tasarımlar kopyalama sayılmaz.

Tescil işlemi, koruma, hakkın sona ermesi, devir ve ihlal halinde işletilecek hukuki mekanizmalar dahil tasarıma ilişkin bütün konular, 6769 sayılı SMK'nın m. 55-81 hükümlerinde düzenlenmiştir.

Site İçeriğinin Hukuki Konumu

Bir internet sitesinde yayımlanan makale ve yazı türünden içeriklerin FSEK m. 6/11 uyarınca "eser" sayılabilmesi mümkündür. İlgili mevzuat hükmünde açıkça şu düzenlemeye yer verilmiştir:

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m. 6/11
"belli bir maksada göre ve hususi plan dâhilinde verilerin ve materyallerin seçilip derlenmesi sonucu ortaya çıkan ve bir araç ile okunabilir veya diğer veri tabanları eser sayılır."

Bu çerçevede sitede yer alan bilgisayar programları, edebiyat ürünleri, makaleler, şiirler, müzik parçaları ve güzel sanat çalışmaları gibi üretilen içerikler FSEK bakımından eser kabul edilerek korunmaktadır.

Site İçeriğinin Tescili ve Korunması

FSEK kapsamında eser sayılan site içeriğinin tescil ettirilmesi hukuken mümkün değildir. Buna karşın içerik, tescile bağlı olmaksızın FSEK'in sunduğu korumalardan yararlanır. Burada asıl kritik nokta, korumadan kimin yararlanacağının doğru biçimde tespit edilmesidir. İçeriğin doğrudan site sahibine ait olduğu hallerde herhangi bir tereddüt doğmaz. Ancak günümüzde internet sitelerinin profesyonel web tasarım firmalarına hazırlatılması giderek yaygınlaştığından, hak sahibinin belirlenmesi zorlaşmaktadır.

Sitenin web tasarımcısı konumundaki üçüncü kişilere yaptırıldığı durumlarda, tasarıma ve içeriğe ilişkin fikri hakların yazılı bir sözleşmeyle site sahibine devredilmesi gerekir. Böyle bir devir gerçekleşmezse, siteyi hazırlayan kişi veya firma ortaya koyduğu eserin sahibi konumunda kalır.

Site içeriğinde bulunan bilgisayar programı, makale, şiir, resim ve müzik gibi unsurlar eser niteliği taşıdığından, bunların başkaları tarafından kullanılabilmesi eser sahibinden yazılı izin alınmasına bağlıdır.

Ayrıca internet sitelerinde paylaşılan içeriğin özgün olması beklenir. İçerikte başka eserlerden kopyala-yapıştır yöntemiyle intihal yapılmışsa, FSEK'te öngörülen yaptırımların uygulanması söz konusu olabilir.

İçerik Üzerindeki Manevi Haklar

FSEK, eser sahibinin haklarını mali haklar ve manevi haklar olmak üzere iki başlıkta toplamıştır. Eser sahibine tanınan manevi haklar şunlardır: eseri umuma arz etme hakkı; eserde ad belirtilmesi yetkisi; eser üzerinde değişiklik yapılmasını engelleme yetkisi ve malik ile zilyede karşı ileri sürülebilen haklar.

Örneğin kaleme alınan bir yazının internet sitesinde yayımlanması bir umuma arz işlemidir. Eser sahibinin, eserini kamuya sunmuş olması üçüncü kişilere yetki tanıma iradesini ortadan kaldırmaz; bu yetki arzdan sonra da kendisinde kalır. Bir eserin sahibinin rızası alınmaksızın internet ortamında yayımlanması halinde, izinsiz yayımı gerçekleştiren kişinin yaptırımla karşılaşması mümkündür. Aynı şekilde Facebook, Twitter ve Youtube gibi sosyal medya mecralarındaki paylaşımların yalnızca içeriğe bağlantı verilmek suretiyle yapılması gerekir; aksi halde içeriğin kopyalanıp yapıştırılması dahi ihlal oluşturabilir.

Öte yandan FSEK kapsamında eser sahibine tanınan bu manevi haklar herhangi bir süreyle sınırlandırılmamıştır.

İçerik Üzerindeki Mali Haklar

Eser sahibi; eseri işlemek, çoğaltmak, kiralamak veya ödünç vermek yoluyla mali haklardan yararlanabilir. Bunun yanında eserin temsil edilmesi ve/veya kuruluşlarda yayımlanan eserlerin başka kuruluşlarca yeniden yayımlanması da mali hakların kullanım biçimleri arasındadır.

FSEK m. 46-47 hükümleri uyarınca, devletin eserden yararlanma yetkisini kullandığı ve kamuya mal etme hallerinin istisna tutulduğu durumlarda, sürenin dolmasının ardından herkes mali haklardan yararlanabilir. İstisnai haller dışında koruma süresi, gerçek kişi eser sahibinin yaşadığı süre boyunca devam eder ve ölümünden itibaren 70 yıl daha sürer.

Hakların kapsamı ve devri konusunda ayrıntı için Eser Sahibinin Hakları, Hakkın Korunması ve Devri; ihlal halinde işletilebilecek yargısal yollar için ise FSEK Kapsamında Eser Sahibi Tarafından Açılabilecek Davalar başlıklı çalışmalarımıza bakılabilir.

Dijital varlıkların korunmasında en sık karşılaşılan sorun, hakların hangi kanuna dayandığının ve kime ait olduğunun baştan netleştirilmemesidir. Kurumsal siteler çoğu zaman tek bir sözleşmeyle ajansa hazırlatılır; sözleşmede fikri hak devrine ilişkin açık hüküm yoksa işletme kendi sitesi üzerinde hak sahibi olamayabilir.

İkinci kritik başlık alan adıdır. İlk gelen ilk alır ilkesinin geçerli olması, marka tescilini tamamlamış işletmeleri dahi hazırlıksız yakalayabilmektedir. Marka başvurusuyla eş zamanlı bir alan adı stratejisi kurgulamak, sonradan UÇHS sürecine başvurma zorunluluğunu büyük ölçüde ortadan kaldırır.

Bir dijital varlık portföyü yönetilirken şu hususların önceliklendirilmesini öneriyoruz:

  • Web tasarım ve yazılım sözleşmelerine fikri hak devrine ilişkin açık hüküm konulması
  • Ayırt edici arayüz ve grafik tasarımlar için Kurum nezdinde tescil imkânının değerlendirilmesi
  • Tescilsiz tasarımlara tanınan üç yıllık korumanın sınırlı kapsamı dikkate alınarak zamanlamanın planlanması
  • Beş yıllık tescil dönemlerinin ve alan adı yenileme tarihlerinin takvime bağlanması
  • Marka ile alan adı arasındaki uyumun, uzantı çeşitleri de gözetilerek baştan sağlanması
  • Sitede yayımlanan içeriklerin özgünlüğünün denetlenmesi ve üçüncü kişi eserleri için yazılı izin alınması

Independent Legal, sınai mülkiyet ve fikri haklar alanında tasarım tescil başvurularından alan adı uyuşmazlıklarına ve hak ihlallerine karşı yürütülecek süreçlere kadar danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

Yasal Uyarı — Bu doküman yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. İçerik, hazırlandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve yerleşik uygulama esas alınarak düzenlenmiştir; mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları nedeniyle güncelliğini yitirebilir. Somut olaya ilişkin karar almadan önce mutlaka bir avukattan destek alınmalıdır.

Hemen Ara